Uzayan davalar suç oranlarını artırıyor

Konut fiyatlarındaki astronomik rakamlar sebebiyle kira davaları iki katına çıkarken yargıya binen yükün her geçen gün arttığını belirten Avukat Şenay Geçkil, suç oranlarında da artış yaşandığına dikkat çekti


  • Oluşturulma Tarihi : 27.02.2024 09:12
  • Güncelleme Tarihi : 27.02.2024 06:12
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
Uzayan davalar suç oranlarını artırıyor

KEMAL ÖZKURT- ÖZEL HABER - Konut fiyatlarının astronomik seviyelere ulaşması, kiralık evlere olan talebi de beraberinde getirdi. Hayalini kurduğu evi satın alamayan vatandaşlar, kiralık evlere yönelince fiyatlar kontrolden çıktı. Kira gelirlerinin enflasyona ve bölgeye göre yetersiz kaldığını düşünen ev sahipleri ise zam furyası başlattı. Bu durum, 4-5 bin liraya kiralanan evlerin fiyatlarını 10-15 bin liralara kadar yükseltti. Ev sahipleri ile kiracılar arasında çıkan anlaşmazlıklar ise Sulh Hukuk mahkemelerini tıkamaya başladı. Kira davalarında yeni yılın ilk iki ayında geçen yıla oranla neredeyse iki kat artış yaşanırken, kiracı ve ev sahibi arasındaki gerilim sonucu yaşanan tartışmalar da neredeyse her gün kamuoyunun gündeminde. Türkiye’de değişen ekonomik koşullar, yabancılara konut satışının artması, devletin kira sözleşmelerine müdahale niteliği taşıyan düzenlemeleri ve kira artışlarına getirilen yüzde 25’lik üst sınırın kira davalarının artmasının başlıca nedenleri olduğunu belirten Avukat Şenay Geçkil, “Dava sayısında son yıllarda yaşanan hızlı artış mahkemelerin iş yükünü arttırmasıyla birlikte dava süreçleri uzadı. Uzayan dava süreci hem kiracıların hem de kiraya verenlerin mağduriyetine sebep olmaktadır. Geç tecelli eden adalette, sonunda hüküm isabetli olsa da geciken adalet zulümdür. Uzun süren yargılama süreçleri vatandaşlarımızın adalete güven duygusunu ciddi manada azaltmaktadır. Bunun bir sonucu olarak vatandaşlarımızın hukuki olmayan yollara başvurmaya başlamaları kaçınılmazdır” diye belirtti.

DEVLETİN SÖZLEŞMELERE MÜDAHALESİ

Türkiye’deki değişen ekonomik koşullar, yabancılara konut satışının artması, devletin kira sözleşmelerine müdahale niteliği taşıyan düzenlemeleri ve kira artışlarına getirilen yüzde 25’lik üst sınırın kira davalarının artmasının başlıca nedenleri olduğunu belirten Geçkil, “Değişen ekonomik koşullara bağlı olarak enflasyonun artması, alım gücünün azalması ve kısa vadeli uygulanan devlet politikalarının ev sahibi – kiracı ilişkilerini etkilediğini görmekteyiz. Özellikle yabancılara taşınmaz satışının artışı da taşınmaz fiyatlarının diğer nedenlerle birlikte hızlı yükselmesine neden olmuştur. Buna bağlı olarak taşınmaz alım bedellerinin yükselmesi kira bedellerini de doğrudan etkilemiş bulunmaktadır. Kira davalarındaki hızlı artışın en temel nedenini ekonomik sebepler belirlemiş olmakla birlikte 11.6.2022 tarih ve 31863 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7409 sayılı Kanunun 4. maddesiyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na Geçici 1. madde eklenmesi sonucu devletin kira sözleşmelerine müdahale niteliği taşıyan düzenlemesi de dava artışını hızlandırmıştır. Bu maddeye göre 11.6.2022 ilâ 1.7.2023 tarihleri arasında yenilenen konut kiraları bakımından kira artışlarına yönelik olan üst sınır, tüketici fiyat endeksindeki on iki aylık değişim oranlarının ortalaması yerine yüzde 25’lik sabit bir oran olacak şeklinde yapılan düzenleme kiraya verenlerin kira bedeli bakımından beklentilerini karşılamamakta, bu nedenle de kiracı ile kiraya veren arasında hukuki ihtilaflar ortaya çıkmaktadır” diye konuştu.

UZAYAN DAVA SÜREÇLERİ

Kira davalarında son yıllarda yaşanan artışın mahkemelerin iş yükünü arttırdığını, uzayan dava süreciyle birlikte vatandaşların adalete olan güveninin azaldığını ve bunun sonucunda vatandaşların öldürme, yaralama, mala zarar verme, hakaret ve tehdit gibi hukuki olmayan yollara başvurduğuna ve bu sebeple suç oranlarında da artış yaşandığına dikkat çeken Avukat Geçkil, “Uzayan dava süreçleri hem kiracıların hem de kiraya verenlerin mağduriyetine sebep olmaktadır. Kiraya verenler tarafından açılan tahliye davaları mahkemelerin iş yükü nedeniyle çok uzun sürede sonuçlanmaktadır. Davaların uzun süre devam etmesi bazı durumlarda haksız olan kiracıların kötü niyetli olarak uyuşmazlığı yargıya götürmesine yol açmaktadır. Kira davalarında yaşanan uyuşmazlıklarda aslında her iki tarafın da istisnai durumlar hariç olarak haklı olduğunu görmekteyiz. Yargıda iş yüküne sebep olan tahliye davalarının azalması ve barışçıl çözüm yollarının ortaya konulmasının gerekliliği göz önüne alındığında mevcut kanuni düzenlemelerin bu uyuşmazlıkların çözümünde yetersiz kaldığı ortadadır. Geç tecelli eden adalette, sonunda hüküm isabetli olsa da geciken adalet zulümdür. Uzun süren yargılama süreçleri vatandaşlarımızın adalete güven duygusunu ciddi manada azaltmaktadır. Bunun bir sonucu olarak vatandaşlarımızın hukuki olmayan yollara başvurmaya başlamaları kaçınılmazdır. Tahliye davalarında yaşanan artış aynı zamanda kira ilişkisinden kaynaklanan kasten öldürme, yaralama, mala zarar verme, hakaret, tehdit ve benzeri suçların artışını da etkilemiştir” dedi.

ARABULUCULUKTA GÖNÜLLÜLÜK ESASTIR

1 Eylül 2023 tarihinde yürürlüğe giren ve kira uyuşmazlıklarında zorunlu arabuluculuk düzenlemesi ile ekonomik koşullar sebebiyle artan kira uyuşmazlıkları davalarındaki yargının yükünü azaltmak; barışçıl şekilde ve kısa sürede arabuluculuk süreci ile de kira uyuşmazlıklarının nihayete erdirilmesi hedeflenmiştir. Arabuluculuk sisteminin birçok dünya ülkesinde uzun yıllardan bu yana uygulandığını ve etkili sonuçlar elde edildiğini fakat Türkiye’de kanuni düzenlemelerle zorunlu olarak bir araya gelmek zorunda olan tarafların anlaşma ihtimalinin zayıf olduğunu dile getiren Geçkil, “Arabuluculuk uygulamasında sonuç elde edebilmenin en önemli şartı tarafların serbest iradeleriyle barışçıl çözüm yolunu tercih etmeleridir. Zorunlu arabuluculuk uygulaması, arabuluculuk sürecine güvenmeyen veya sonuç almayacağını düşünen taraflar için bir endişe ve zaman kaybı kaynağı olarak görülebilir. Bununla birlikte, bazı durumlarda arabuluculuk uygulaması etkili olabilir ve taraflar arasında anlaşma sağlanmasına yardımcı olabilir. Ancak, zorunlu arabuluculuk uygulamasının her durumda işe yarar ve adil bir çözüm getirdiğini varsaymak doğru değildir. Bu nedenle kira uyuşmazlığından kaynaklanan davalarda zorunlu arabuluculuk uygulamasının faydalı ve etkili olduğu kanaatinde değilim” şeklinde konuştu.

YASALARDA DEĞİŞİKLİĞE GİDİLMELİ

Kira davalarının artışını engellemek, yargının iş yükünün azaltmak ve kiracı-ev sahibinin uzayan davalar sebebiyle arlarındaki tartışmaların önüne geçilmesi için çözüm önerilerinde bulunan Geçkil, şu ifadeleri kullandı: “6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenen kiraya ilişkin hükümlerde, zamanla değişen ihtiyaçlara uygun olarak yeniden yasa değişikliği yapılması zorunluluğu doğmuştur. Özellikle birçok tahliye davasının konusunu oluşturan adli yazılı şekilde düzenlenen tahliye taahhütnamelerine geçerlilik şartı olarak noterlikçe düzenlenme koşulu getirilmelidir. Bununla birlikte kiraya verenlerin, taşınmazlarını kiraya vermeden önce kiracılarından boş olarak tahliye taahhütnamesi alarak dilediği zaman kiracısını kötü niyetli olarak taşınmazdan tahliye etme girişimi de engellenmiş olacaktır. Ayrıca kira davalarında adli süreçlerin daha hızlı ve etkili bir şekilde yürütülmesi için yargısal altyapının güçlendirilmesi gerekmektedir. Kira davalarında zorunlu arabuluculuk yerine ihtiyari arabuluculuk gibi çözüm yollarının daha fazla kullanılması teşvik edilebilir. Son olarak uzun yargılama süreçlerinden kötü niyetli olarak faydalanan yahut uyuşmazlığı açık ve öngörülebilir şekilde haksız olarak mahkemeye taşıyan kişilere adli ve idari yaptırımlar uygulanması gereklidir.”

Yazarımız Kim ?

HABER MERKEZİ