Vaka sayılarında yaşanan düşüş gerçekçi değil!

‘Pandemiyi kontrol altına aldık, 1 Haziran’da tamamen açılırız’ algısının yeni bir pike davet çıkardığını vurgulayan İzmir Tabip Odası Başkanı Çamlı, vaka sayılarında yaşanan düşüşü de gerçekçi bulmadığını belirtti


  • Oluşturulma Tarihi : 21.05.2021 07:40
  • Güncelleme Tarihi : 21.05.2021 07:40
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
Vaka sayılarında yaşanan  düşüş gerçekçi değil!

SULTAN GÜMÜŞ / ÖZEL HABER

İzmir Tabip Odası Başkanı Lütfi Çamlı, 17 günlük kapanma sürecinde vaka sayılarında görülen düşüşün çok gerçekçi olmadığını belirtti. Vaka sayılarında yaşanan düşüşe paralel olarak test sayılarında da ciddi azalma olduğunu kaydeden Çamlı, “Oysa bir salgında gerçek sayıları açığa çıkarabilmenin tek temel yolu yaygın test yapılmasıdır. Ülkemizde hala daha kovid pozitif temaslılara bile test yapılmıyor” dedi. ‘Çok yüksek riskli’ ilden ‘Yüksek riskli il’ kategorisine ulaşan İzmir için de tehlikenin halen devam ettiğini söyleyen Çamlı, “ ‘Pandemiyi kontrol altına aldık, 1 Haziran’da tamamen açılırız’ gibi algılar kesinlikle yeni bir pikin daveti olacaktır” ifadelerini kullandı.

Öte yandan, toplumun ne yazık ki geniş bir ölçüde aşılanamadığını vurgulayan Çamlı, “AVM’lerin açık, okulların kapalı olmasını anlayabilmek mümkün değil” sözlerini gündeme getirdi.

TAM KAPANMA DEĞİL SIKILAŞTIRMAYDI

Mart ayında başlayan kontrolsüz ve kademesiz açılım sonrasında vaka sayılarında çok ciddi artışlar olduğunu kaydeden Başkan Çamlı, sözlerine şöyle başladı: “63 binlere varan günlük vaka sayıları ve 350’lere ulaşan günlük vefat sayıları oldu. Yaklaşık 2 ay içerisinde 10 bini aşkın vatandaşımız hayatını kaybetti. Bunun üzerine sağlığı yönetenler, ülkeyi yönetenler ‘tam kapanma’ tedbirlerini uygulamaya geçirdiler. Ancak bu tam kapanma tedbirleri gerek Türk Tabipler Birliğinin gerekse İzmir Tabip Odası’nın önerdiği toplumsal hareketliliği azaltmak adına kolektif bir korunma anlayışından çok uzakta. Çünkü kapalı ortamlarda, iş yerlerinde iş hayatı devam etti. Fabrikalarda yüzde 60 ila 70 oranında emekçi çalışmaya devam ettiler. Baktığımız zaman kamu kuruluşları devam etti, birçok kişi muafiyet sınırına girdi, sokaklarda kalabalıklar devam etti. Toplu taşımaya talep aynen devam etti. Dolayısıyla bu bir tam kapanma değil, belki bir miktar sıkılaştırmaydı.”

TEST SAYILARINDA DÜŞÜŞ GÖRÜLÜYOR

“Çoğu bilim insanı yaşanan düşüşte alınan tedbirlerin rolü olmadığına inanıyor” diyen Çamlı, “Çünkü tedbirlerin etkisini göstermesine zaman kalmadan vaka sayılarında düşüş oldu. Dolayısıyla buradaki düşüşün ne ile ilgili ilintili olduğu gerçekten şu anda çok kesin olarak belli değil. Yani tedbirlerin bu noktada bir kısım rolü olduysa da ‘bütün bu düşüş alınan tedbirlerle sağlanmıştır’ demek çok gerçekçi değil. Aynı şekilde baktığımızda test sayılarında da düşüşler görüyoruz. En az yüzde 30’lara varan test yapımında azalma var. Oysa bir salgında gerçek sayıları açığa çıkarabilmenin tek temel yolu yaygın test yapılmasıdır. Ülkemizde hala daha kovid pozitif temaslılara bile test yapılmıyor. Yani siz bir kovid hastasıyla aynı evde yaşıyorsunuz ama eğer semptomunuz yoksa bu temastan dolayı sizi karantinaya alsalar dahi test yapmıyorlar. Test sayılarının artırılması durumunda vaka sayılarının hangi durumda olacağını bilmiyoruz. Ama gerçekçi bir değerlendirme için test sayılarının artırılması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

İZMİR İÇİN RİSK DEVAM EDİYOR!

İzmir özelinde de konuşan Çamlı, “Haftalık vaka sayısı yüz binde 93 olarak belirlendi. Ki bu yüz binde 100’ün altına indiği için kırmızıdan turuncuya döndüğünü yani ‘çok yüksek riskli’ ilden, ‘yüksek riskli il’ grubuna geldiğini söyleyebiliriz. Ama şunu unutmamak gerekiyor. İzmir hala ‘yüksek riskli il’ kategorisinde. Buradan şunu söylemek istiyorum. ‘Pandemiyi kontrol altına alabildik’ demek adına vaka sayılarının toplumun duyarlı kesimlerinde yüz binde 10’un altına inebilmesi lazım. Ve bunun en az iki hafta bu şekilde devam etmesi gerekiyor. Şu an da İzmir’de bu sayı yaklaşık 9 katı. Yani yüz binde 93. Dolayısıyla ‘Pandemiyi kontrol aldık’ açıklaması doğruları çokta yansıtmıyor. Bu sayı ile kontrollü, kademeli bir açılım ne ölçüde sağlanabilir? Yani yaratılmaya çalışılan ‘Pandemiyi kontrol altına aldık, 1 Haziran’da tamamen açılırız’ gibi algılar kesinlikle yeni bir pikin daveti olacaktır. Çünkü benzerini biz martta yaşadık. Kasım-Aralık pikinden sonra Ocak ayının ortalarında vaka sayıları oldukça düşmüştü. Sonra yavaş yavaş gevşetildiğinde Şubat gibi yükselmeye başladı, yükselme devam ederken 1 Mart’ta açılım oldu ve yeni bir pik ile karşılaştık” bilgisini paylaştı.

AVM’LER DEĞİL, OKULLAR AÇILMALIYDI!

“Vaka sayılarındaki düşüş sevindirici olmakla beraber pandemi kontrol altına alınmış değil” sözlerine vurgu yapan Başkan Lütfi Çamlı, şunları da ekledi: “1 Haziran’da tam açılım, turizm için tam kapasiteli çalışmanın gündeme gelebileceğini düşünmüyorum. Ekonomik kaygılar çerçevesinde bir takım açıklamalar olduğunu üzülerek görüyorum… Bütün bunlara baktığımızda AVM’lerin açık, okulların kapalı olmasını anlayabilmek mümkün değil. Yani eğitim bu kadar önemliyken, bu kadar ihmal edilmişken, bütün dünyada ya da Avrupa’da eğitimine en uzun süre ile ara veren bir ülke olmamıza karşın ve eğitimin pandemiyi artırıcı bir etkisi olmadığı artık bütün dünyada kabul ediliyorken, okulları hala kapalı tutup, vaka artışında önemli rol oynadığı düşünülen bu tür kontrolsüz kalabalıkların, kapalı ortamların riskleri konuşuluyorken, AVM’lerin açık olmasını anlamak hakikaten mümkün değil. Eğer bir açılım yapılacaksa bu eğitimden başlamalıydı. Bunun içinde tabii ki öğretmenlerimizin, tüm eğitim emekçilerinin hızlı bir şekilde aşılanması ve alt yapıda bir takım düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerekirdi.”

AŞI STRATEJİSİ GÖZDEN GEÇİRİLMELİ

Toplumun ne yazık ki geniş bir ölçüde aşılanamadığını vurgulayan Çamlı, son olarak “Toplumsal bağışıklığı elde edebilmek adına aşılama hızımızı yükseltemedik. Aksine aşı temininde yaşanan sorunlar çerçevesinde aşılama hızı oldukça düştü. Ülkenin hala yüzde 13 ya da 14’ü aşılandı. ‘Pandemiden nasıl çıkabiliriz?’ diye konuşulduğunda bunun en önemli silahının aşı olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla hızla bir aşı temin edilmesi ve toplumsal bağışıklığı elde edecek oranlara ulaşacak bir aşılama için aşılama hızımızın artırılması gerekiyor. Ayrıca eve hapsettiklerimizi aşılarken, dış ortamda çalışanları aşılamadık. Dolayısıyla aşı stratejisinin de gözden geçirilmesi gerek” dedi.

Haber Merkezi