‘Zeytin Okulu’ kendince yayılıyor

null


  • Oluşturulma Tarihi : 09.07.2017 07:41
  • Güncelleme Tarihi : 09.07.2017 07:41
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
‘Zeytin Okulu’ kendince yayılıyor

Zeytince Derneği kurucu üyelerinden Prof.Dr. R. Funda Barbaros, ‘Zeytin Okulu’nun sadece kendilerine ait olmadığını belirterek, “Aynı değerlere sahip, bulunduğu alana aynı şekilde özen gösteren herkese açığız. Burası sürekli açık ve kendince yayılıyor” dedi

ÖZKAN PEKÇALIŞKAN

İzmir Büyükşehir Belediyesinin desteğiyle Zeytince Derneği tarafından Karaburun’a kurulan ve Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıyan ‘Zeytin Okulu’ yöre halkının ve İzmirli sivil toplum örgütlerinin zeytin ve zeytinyağına ne kadar önem verdiğinin en büyük göstergesi olarak karşımıza çıkıyor. Hayata geçen proje ve eğitime başlanan okulda, yöredeki zeytin üreticilerine her türlü konuda eğitim verilirken, aynı zamanda okul; gelen bisikletçi, yürüyüşçü, üretici ya da tüketiciler için bir dinlenme veya durak noktası da oluyor.

Zeytince Derneği kurucu üyelerinden Ege Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. R. Funda Barbaros ile Zeytin Okulu’nun kuruluş sürecini, okulun yöre halkına kazandıracakları, yarımadada zeytin ve zeytinyağının gelişmesi için yapılacakları ve yarımadanın tarihinin turizme dönüştürme amacıyla başlattığı rotaların en önemlisini oluşturan zeytin rotasını hakkında önemli bilgiler verdi.

Ekolojik yaşamı destekleme amacıyla Zeytince Derneği’ni kurduklarını ve dernek üyelerinin hepsinin akademisyen ya da doktorasını tamamlamış kişilerden oluştuğunu belirten Prof.Dr. Barbaros, “Kuruluş amacımız ise, bunca yıllık birikimimizi ve deneyimimizi kurduğumuz sivil toplum hareketinin okulunda toplumla paylaşmaktır. Dernek olmak önemliydi. Birikimimizi nasıl aktarabileceğimizin üzerine düşünürken en iyi bildiğimiz şey olan eğitmenlik, öğretmenlik olduğu için okulla somutlaştırmak istedik. Okul da böyle ortaya çıktı” dedi.

SADECE ZEYTİNLE İLGİLİ DEĞİLİZ

Uzun yıllardır süren akademik hayatlarındaki birikimlerini ve deneyimlerini toplumla paylaşmak için dernek fikrini hayata geçirdiklerinin altını çizen Prof.Dr. Barbaros, “Bunun için yola çıktık. Adımız Zeytince Derneği ancak sadece zeytinle ilgili de değiliz. Zeytin üzerinden yöreye ilişkin, Türkiye’ye ilişkin, insana ilişkin kısacası dünyaya ilişkin her şeyi anlayalım, aktaralım ve paylaşalım istedik. Tabi sadece zeytine de indirgersek bölgede zeytin ve zeytin ürünlerinin son derece önemli olduğunu söylemek zorundayım. Burada zeytin ve zeytinyağı başta olmak üzere bütün tarım ürünleri konusunda kadınlara, gençlere ve çiftçilere bilgi vermek istiyoruz. Bunun da ötesinde felsefeden sanata, müzikten spora kadar bütün alanlarda eğitim, çalıştay, konferans ve seminerler düzenleyip, yöre halkı başta olmak üzere isteyen herkesin katılımını sağlayacağız. Zaten en önemli amacımız da bu. Bölgenin kalkınmasına katkı bulunmak istiyoruz. Ancak kalkınma çok ekonomik bir terim olduğu için kullanmaktan da kaçınıyoruz. Temelinde bölgenin sosyal, kültürel ve ekonomik zenginliklerini ve varlıklarının artmasına katkıda bulunmak istiyoruz” diye konuştu.

DÜNYAYA AÇIK BİR ALAN

Okulun yöre halkına tabi ki öncelikli olarak eğitim ve kurslar vereceğini belirten Prof.Dr. Barbaros, “Ancak onunda ötesinde bu okulda Ege Bölgesi’ne, Türkiye’ye hatta dünyaya açık bir alan olmayı hedefliyoruz. Buradan bütün kuruluşlar yararlansın istiyoruz. Bu güzel mekânı alan farkı olmaksızın herkes kullanabilsin. Çalıştay, eğitim, seminer, konferans düzenlemek isteyen herkese açığız. Tek başına yöreye ya da yöredeki insanlara sınırlı bir yer değiliz. Bunun dışında da burada başta tarım olmak üzere çoğu konuda eğitimlerimiz var. Ekolojik tarımda üretimin nasıl yapılacağı, üretim sonrası süreçlerin nasıl olacağının yanı sıra edebiyat, sanat, felsefe, müzik, spor ve diğer alanlarda da eğitimlerimiz oluyor. Ana eksenin zeytin olacağı ciddi bir kütüphane de olacak. Herkes buradan yararlanabilecek. Zeytin üzerinden dünyayı ve hayatı anlamak için yola çıktık. Bu anlamlandırma sürecinde de bütün bilgilerimizi paylaşmak istiyoruz” şeklinde konuştu.

ZEYTİNE KİMSE ZARAR VEREMEZ

Zeytin ağacının son derece kadim bir ağaç olduğuna dikkat çeken Prof.Dr. Barbaros, “Bizler Egeliyiz. Oturduğumuz, yaşadığımız yerdeki kültürel, sosyal, tarihsel ve ekonomik değerlere sahip çıkmak zorundayız. Bir takım olumsuz yasa teklifleri oldu. Ancak geri çekildi ve şu anda herhangi bir sorun yok. Bizler burada olup; bu güzelliği yaşadığımız ve paylaştığımız sürece olumsuz girişimleri önlemek için de mücadelede bulunacağız. Buradayız ve yaşıyoruz. Burası evimiz ve sahip çıkacağız. Eğitimler vererek, insanları daha da bilinçlendirip zeytin gibi ne kadar önemli bir ürüne sahip olduklarını göstereceğiz. Birileri söylemedikçe ne kadar değerli şeylere sahip olduğumuzu fark edemiyoruz. Şu anda zeytin bizlere yeni bir hayat kattı. Çocuğunu, evini, yurdunu sahiplenmek, yetiştirmek, güzelleştirmek gibi zeytine de öyle yaklaşıyoruz. Böyle oldukça kimse ona zarar veremez” ifadelerini kullandı.

600 KM’LİK ROTA

Eğitim verdikleri binada özellikle bina konusunda İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Karaburun Belediyesi’nin desteklerinden bahseden Prof.Dr. Barbaros, “Bu okul kalkınma projesinin bir parçasıdır. Zaten projemizi de o çerçevede sunduk. Sadece burayı içermiyor. Bütün bir yarımadayı, İzmir’i hatta kuzeye doğru büyütülmek istenen bir strateji. Bu projenin diğer sahipleri de belediyeler. Bu strateji planı içerisinde belediye rotalar da geliştirdi. Bisiklet rotası, zeytin rotası, deniz rotası, bağ rotası gibi çok sayıda rota var. Rotanın anlamı ise, alanda yer alan bu güzelliklerin herkesle paylaşılması. Yani bisikletiyle ya da yaya olarak yola çıkan gruplar rotalarda; anıt ağaçları, güzelim koyları ve denizi, çok lezzetli üzümü olan bağları keşfedebilecek. Bu çok büyük ve önemli bir proje. Dernek olarak da zeytin rotasının ortaya çıkışında ve rotanın belirlenmesinde aktif rol aldık. Süreç böyle sürdü. Zaten burası da rotanın uğrak merkezi olacak. Ziyaretçiler, burada dinlenecek, bilgi alacak, etkinliklerden yaralanacaklar. Merkezin çevresiyle buluşması için yapılan bu stratejik plan kırsal alanların sosyal, kültürel ve ekonomik tanınması ve gelişmesinde de aktif rol oynayacak. 600 kilometrelik bir rotadan bahsediyoruz. Okul, buraya gelen bisikletçi, yürüyüşçü, üretici ya da tüketiciler için bir dinlenme veya durak noktası olacak. Buraya gelen herkesin zeytinle ilgili fikir edinmesini istiyoruz. Belediye bu fikri sevdi ve bina yapımını üstlendi. Burası aslında tam bir akademi ve farklı düşünceler, farklı yöntemler hakkında ilham veren bir yer. Okul, yaratıcı ve yenilikçi alanların insanlara kendilerini ifade edebilecekleri ve ilham alabilecekleri bir yer yaratma isteğiyle yapıldı” dedi.

SAHİP ÇIKMALIYIZ

Dernek olarak büyüme dertlerinin olmadığını ancak güçlü bir tohum olmak istidiklerine değinen Prof.Dr. Barbaros, “Yani binlerce kişinin dernekte faaliyette bulunması gibi derdimiz yok. Burada yapılan işlerin başkalarına ilham vermesini ve bunun gibi başka çalışmalara zemin hazırlamasını istiyoruz. Bizim gibi çalışan ve ilham veren yerleri gezdik ve kendimizce yol bulup Zeytince Derneği’ni kurduk. Dünyaya, hayata ve hayatın gidişatına; gelecek kuşaklara neyi miras bırakacağımıza olan merakımız sonrasında herkesin bulunduğu yerdekine sahip çıkması gerektiği kararını aldık. Bulunduğumuz yere sahip çıkınca daha güçlü olacağımızı ama diğer grup ve bileşenlerle de aramızda network olmasını istedik. Bizim gibi çalışan gruplarla iletişim halindeyiz. Daha çok ekolojiye yatkın iktisatçı akademisyenleriz. İktisadın mevcut hayatı kavrama biçiminde sorun görüyoruz. Artı değer yaratılıyor ama eşit değiliz, büyüyoruz ama gelecek kuşağa bırakacak kaynağımız yok. O zaman bunu yeniden tanımlamak gerektiğini ortaya koyduk. Ekolojik İktisat denilen alt disipline inanan ve doğru olduğunu savunan bir grup akademisyen olarak da bu okulu kurmak ve yarımadayı, bölgeyi, şehri, ülkeyi hatta dünyayı ekolojik tarıma dönüştürmek için yola çıktık” ifadelerini kullandı.

KİMSEDEN BAĞIŞ ALMADIK

Prof.Dr. Barbaros, Karaburun’un İzmir’in ekolojik değere sahip olan ancak ekonomik zenginlik açısından da henüz iyi olmayan bir bölgesi olduğuna dikkat çekerek, “Buraya bilgimizi, deneyimimizi ve networkümüzü aktarırsak buranın canlanmasını sağlayabileceğimizi düşündük. Biz yapmayacağız ama varlığımızla burada bir değişim başlatmak istedik. Tohum nasıl etrafı değiştiriyorsa, biz de buraya tohum olmak istedik. Buna inanarak bir araya geldik. Doğa Okulu, Matematik Köyü, Taş Mektep, Buğday Okulu gibi kuruluşlardan örnek aldık. Burada metruk halde olan ilkokulu kiralayıp, tahsisinin aldık. Kimseden bağış almadan kira gideri ve diğer giderlerimizi üyelerimizle ortaklaşa karşılıyoruz. Projeye dönüştürdük. Zeytin yolu çalışmalarını da biz yaptığımız için ‘Efes-Mimas Yürüyüş Yolu çalışmalarına Zeytin Yolu ekleyelim ve güzergahı da biz belirleyelim’ teklifinde bulunduk ve kabul edildi. 6 ilçe ve 7 bölgede 6 ay saha çalışmasıyla rotanın merkezini de Zeytin Okulu olarak belirledik. Burası bilgi edinme ofisi işlevini de görecek” dedi.

TUZAKLAMA ÖNERİSİNDE BULUNDUK

Çiftçileri ve yöre halkını bilgilendirme konusunda Akdeniz Havzası’nın çok ciddi bir sorunu olan zeytin sineği ile mücadele eğitimini vereceklerini belirten Prof.Dr. Barbaros, “Geçen sene üreticiler bu konuda çok fazla şikâyette bulundu. Zeytin sineğiyle baş edemediklerini ve ne yapmaları gerektikleri hakkında bilgi almak istediler. Biz de ziraat hocalarımızla görüştük. Tamamen ekolojik olan bir tuzaklama önerisinde bulundular. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Daire Başkanlığı da bu konuda destek verdi. Eğlenhoca, İnecik ve Kösedere havzası pilot bölge ilan edildi. Şu an Türkiye’nin herhangi bir yerinde böyle bir çalışma hiç yapılmadı. Havzada yaklaşık 50 bin zeytin ağacı var. Bu havzada kitlesel tuzaklama için her şey tamamlandı. Şu anda sinekler bekleniyor. Tuzaklama sırasında bu süreç başından sonuna kadar takip edilecek ve buradan akademik bir çalışma çıkarılacak. Rapor yayınlamak dışında uluslararası alanda da çalışmayı yayınlayacağız” diye konuştu.

HAVZAYA ÖZEL SIKIM ZEYTİNYAĞI

Prof.Dr. Barbaros, bölgede sinek sorununu çözdüklerinde verimliliği de arttırmış olacaklarını belirterek, “Sinek sorunu çözüme ulaştığında temiz ve organik bir ürün elimizde olacak. Eğer kaynak bulabilirsek de diğer zeytinlerle karışmadan sıkımını gerçekleştireceğiz. Bunun içinde havzaya özel bir sıkım yapılacak. Havzanın zeytini diğer zeytinlerle karışmayacak. Örneğin, haftanın 3 günü sadece havzanın zeytini sıkılacak ve çelik tanklarda depolanacak. Depolama alanı içinde bir kaynak yaratacağız. Sağlıklı depolanan bu zeytinyağını da piyasaya süreceğiz. Çünkü elimizde altın kıymetinde bir ürün olacak. Gelecek kuşaklara bırakacağımız, hastalığını önlediğimiz ağacımız ve insan sağlığına uygun üretilmiş olan bu ürünü isteyen herkese ulaştıracağız. Bu projeyi 3 yıl içinde tamamlamayı öngörüyoruz. İlk aşamamız sineği engellemek olacak. İlerleyen zamanlarda da ürünü havzanın önemli ve güçlü bir markası yaparak, internet üzerinden de pazarlamasını yapacağız” dedi.

HERKES BURADAN YARARLANABİLİR

Son olarak dernek ile ilgili bilgi veren Prof.Dr. Barbaros sözlerini şöyle tamamladı: “Dernekte yaklaşık 30 kişiyiz. Yatay örgütlenme modelini benimsedik. İçimizde lider, şef, kurucu, fikir annesi ya da babası yok. Her sene bir kişi başkan olacak. Başkan olma nedeni ise, dernek olduğumuz için yasal olarak bir başkan belirlemek zorundayız ve bürokratik işlemlerin halledilmesi için şart. Başkanlık sırf bu nedenle var. Aramızda ise başkan kimliğinde özel, ayrıcalıklı kimse yok. Kararlar ortak akılla alınıyor. Birinin hayır dediği işi yapmıyoruz. Zeytin Okulu ise, sadece bize ait değil. Bizim gibi bakan herkes istediği gibi buradan yararlanabilir. Aynı değerlere sahip, bulunduğu alana aynı şekilde özen gösteren insanlara açığız. Binayı isteyen herkes kullanabiliyor. Burası sürekli açık ve kendince yayılıyor.”

FOTOALTI: Prof Dr. R. Funda Barbaros, Zeytin Okulu projesinde Doğa Okulu, Matematik Köyü, Taş Mektep, Buğday Okulu gibi kuruluşlardan örnek aldıklarını söyledi.

 

Haber Merkezi