20 Nisan 2026, Pazartesi 16:15
21°C İzmir

Barolardan Esra Işık mesajı: Direnişi zayıflatmaya yönelik bir gözdağı

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, Akbelen direnişçisi Esra Işık’ın tutuklanmasına ilişkin sürecin yalnızca bireysel bir hukuki mesele olmadığını belirterek, bunun çevre mücadelesi verenlere yönelik bir ‘gözdağı’ niteliği taşıdığını söyledi

Barolardan Esra Işık mesajı: Direnişi zayıflatmaya yönelik bir gözdağı haberinin görseli
9 dk okuma süresi

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Avukat Erinç Sağkan, tutuklu yaşam savunucusu ve Akbelen direnişçisi Esra Işık’ı Şakran Cezaevi’nde ziyaret ettikten sonra İzmir Gazeteciler Cemiyeti’nde basın açıklaması yaptı. Sağkan’a, Türkiye Barolar Birliği Başkan Yardımcısı Av. Ercan Demir ile İzmir Barosu Başkanı Av. Sefa Yılmaz da eşlik etti. Açıklamada, Işık’ın tutuklanma sürecinin hukuki dayanaklarının tartışmalı olduğu belirtilirken, yaşananların çevre mücadelesi yürüten kesimlere yönelik bir baskı ve sindirme aracı olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.

basın açıklaması

HEM HUKUKİ ALANDA HEM DE DEMOKRATİK HAK KULLANIMI

Uzun zamandır çevre mücadelesi veren Esra Işık’ın, aynı zamanda 2025 yılında Türkiye Barolar Birliği’nin geleneksel olarak verdiği Noyan Özkan Çevre Ödülleri’nde Onur Ödülü’ne layık görüldüğünü kaydeden Başkan Sağkan, açıklamasında şunlara yer verdi: “Biz kendisini özellikle uzun süredir Akbelen’de; toprakların, havanın ve suyun zehirlenmemesi, maden sahalarının genişletilmemesi ve zeytinlik alanların ranta kurban edilmemesi için verdiği mücadeleyle tanıyoruz. Bu mücadelesini hem hukuki alanda hem de demokratik hak kullanımı çerçevesinde, eylemsel ve barışçıl yöntemlerle sürdürdüğünü bugüne kadar gözlemledik. Geçtiğimiz günlerde yaşanan hukuki süreci de kısaca değerlendirmek gerekir. Çünkü bu süreç yalnızca bireysel bir hak ihlali veya mağduriyet olarak görülmemelidir. Aynı zamanda Akbelen ve İkizdere köylülerinin yürüttüğü kıymetli direnişi zayıflatmaya yönelik bir gözdağı olarak da okunmalıdır. Bilindiği üzere, Akbelen’de bir mahkeme tarafından yapılmak istenen keşif sırasında yaşanan bir olay nedeniyle Esra Işık gözaltına alınmıştır. Kendisine isnat edilen fiil, Türk Ceza Kanunu’nun 265. maddesi kapsamında ‘görevi yaptırmamak için direnme’ suçudur. Sadece ‘size cehennemi yaşatacağım’ şeklinde ifade edilen bir cümle gerekçe gösterilerek, bu söz tehdit olarak değerlendirilmiş ve suçun nitelikli hali kapsamında tutuklama kararı verilmiştir. Oysa Esra Işık ifadesinde, o gün gelen mahkeme heyetine ve keşif ekibine, Danıştay’da yapılan başvuruların ve yürütmeyi durdurma taleplerinin sonucunun beklenmesini talep etmek amacıyla orada bulunduğunu belirtmiştir. İfade edilen sözlerin hiçbirinde gerçek anlamda bir tehdit unsuru bulunmamaktadır.”

HUKUKA AYKIRI DÜZENLEMELER

“Yıllardır Akbelen’de en fazla bir ağaca sarılarak doğanın yok edilmemesi için mücadele eden 26 yaşındaki bir kadının bu sözlerinin, hele ki bir mahkeme heyeti üzerinde korku veya endişe yaratmasını beklemek hayatın olağan akışına aykırıdır” diyen Başkan Sağkan, “Bu nedenle, Türk Ceza Kanunu’nun 265. maddesinde düzenlenen suçun ne maddi ne de manevi unsurları oluşmuştur. Buna rağmen verilen tutuklama kararı açıkça hukuka aykırıdır ve kişi özgürlüğü ile güvenliği hakkının ihlali niteliğindedir. Ayrıca tutuklama tedbirinin bu şekilde uygulanması son derece ölçüsüzdür. Daha da önemlisi, bir kişinin tutuklanabilmesi için öncelikle suç işlendiğine dair kuvvetli şüpheyi gösteren somut olguların bulunması gerekir. Bunun yanında, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesi uyarınca ya kaçma şüphesi ya da delilleri karartma şüphesinin somut biçimde ortaya konulması zorunludur. Ancak mahkeme kararında Esra Işık açısından ne kaçma şüphesine ne de delilleri karartma ihtimaline dair herhangi bir somut gerekçe yer almamaktadır. Buna karşın mahkeme, ‘şüphelinin bölgedeki diğer keşifler nedeniyle bilirkişilere baskı yapabileceği’ yönünde varsayımsal bir gerekçe ileri sürmüştür. Yani henüz gerçekleşmemiş, tamamen öngörüye dayalı bir ihtimali önlemek amacıyla tutuklama kararı verilmiştir. Bu yaklaşım, hukuki güvenlik ilkesine açıkça aykırıdır ve aynı zamanda bölgede direnen köylülere yönelik bir gözdağı niteliği taşımaktadır. Öte yandan, sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının anayasal bir hak olduğu unutulmamalıdır. Bu hakkı ihlal eden uygulamalara karşı gerekli değerlendirmelerin ivedilikle yapılması ve hukuka aykırı düzenlemelerin iptal edilmesi büyük önem taşımaktadır” bilgisini paylaştı.

- REKLAM -

İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜN CİDDİ BİÇİMDE KISITLANDIĞI BİR SÜREÇ

Son olarak ise Başkan Sağkan, “Bugün buradan ayrıldıktan sonra İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’nı ziyaret edeceğiz. Ardından, önceki dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’i cezaevinde ziyaret edecek, sonrasında Manisa Akhisar’a geçerek Esra Işık’ın tutuklanmasını eleştirdiği için tutuklanan Avukat Doğukan Akan’ı ziyaret edeceğiz. Ne yazık ki geldiğimiz noktada ifade özgürlüğünün ciddi biçimde kısıtlandığı bir süreç yaşanmaktadır. Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesi, yani kamuoyunda “dezenformasyonla mücadele yasası” olarak bilinen düzenleme, bugün basın ve ifade özgürlüğü önündeki en önemli engellerden biri haline gelmiştir. Bu çerçevede, Türkiye Barolar Birliği olarak ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü ihlallerinin sona erdirilmesi için TCK 217/A maddesinin somut norm denetimi yoluyla yeniden Anayasa Mahkemesi’ne taşınması gerektiğini düşünüyoruz. Bu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten bu yana yol açtığı hak ihlallerinin yeniden değerlendirilmesi, en azından bu süreçte yaşanan mağduriyetlerin azaltılmasına katkı sağlayacaktır” mesajını verdi.

GENEL BİR HUKUKSUZLUK HAKİM

İzmir Barosu Başkanı Av. Sefa Yılmaz ise “Hiç kimsenin hukuki güvencesi yoktur; bunu her açıklamamda dile getiriyorum. Eğer onlar gibi düşünmüyorsanız, hukuki güvenliğinizin bulunmadığını açıkça söylemek gerekir. Yasalar, çoğu zaman yalnızca aleyhinize olacak biçimde uygulanmakta, yorumlanmakta ve hayata geçirilmektedir. Daha önce de ifade ettiğim gibi, Türkiye Cumhuriyeti yazılı bir anayasaya sahip olsa da anayasal bir devlet niteliğini taşımamaktadır. Çünkü anayasanın kuralları ya tanınmamakta ya da uygulanmamaktadır. Uygulanması yönünde verilen kararlar olduğunda ise bu kararları verenler hedef gösterilmektedir. Böyle bir süreçten geçiyoruz. Genel bir hukuksuzluk hakimdir ve toplumu, sivil toplum kuruluşlarını ve bireyleri umutsuzluğa, geleceksizliğe mahkûm etmek isteyen bir anlayış söz konusudur. Esra’ya yönelik uygulanan yaklaşım da bu anlayışın bir yansımasıdır; adeta ‘düşman ceza hukuku’ işletilmektedir. Bir hakim hukuka uygun bir karar verdiğinde, benzer bir karar alması durumunda aynı gece görev yeri değiştirilebilmektedir” sözlerine dikkat çekti.

İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ ÖNÜNDE ÇOK CİDDİ BİR ENGEL

Konuşmasına devam eden Yılmaz, şunları da ekledi: “Büyükşehir davasında yaşananlar da ortadadır. İkinci bir heyet kurulmuştur. Doğal hâkim ilkesinin tamamen dışına çıkılarak neden böyle bir yol tercih edilmiştir? O heyetin yalnızca söz konusu davaya bakması sağlanmış, başka davalar için görevlendirmeler yapılmış ve talimatlarla hareket edilmiştir. Bu şartlar altında adil bir yargılama beklemek mümkün müdür? Buna rağmen adalete erişimden ve hukuk güvenliğinden söz edilmektedir. Burada bulunan herkesin bu mücadelenin bir parçası olması gerekmektedir. Gazeteciler ve üyelerimizle birlikte İzmir, uzun zamandır birçok konuyu birlikte dile getirdiğimiz bir merkez haline gelmiştir. Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesi, henüz Resmî Gazete’de yayımlanmadan önce dahi sosyal medyada gündeme geldiğinde şunu söylemiştim: Bu düzenleme, ifade özgürlüğü önünde çok ciddi bir engel oluşturacaktır. Bugün gelinen noktada, basının sesi kısılmakta, hatta tamamen susturulmak istenmektedir. Oysa basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğü kadar, halkın doğru bilgiye ulaşma hakkı da hayati önemdedir. Tüm bunların bir araya geldiği bir toplumda adaletten, özgürlükten, hukuktan ve adil yargılanma hakkından söz edebiliriz. Biz de bunları dile getirmeye devam edeceğiz.”

0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Bir Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.