CHP Milli Savunmayı masaya yatırdı: İktidar olunca savunma sanayi ileri taşınacak

Milli Savunma konusunda CHP’nin yürüttüğü politikaları ve iktidara gelindiğinde yapaklarının anlatıldığı “Milli Savunma Politikaları Paneli” konuşan Yankı Bağcıoğlu, savunma sanayisinin siyaset üstü bir konu olduğunu vurguladı

CHP Milli Savunmayı masaya yatırdı: İktidar olunca savunma sanayi ileri taşınacak haberinin görseli

Berkay Erden - Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milli Savunma konusunu İzmir’de masaya yatırdı. CHP’nin Savunma Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu’nun katılımcısı olduğu “Milli Savunma Politikaları Paneli” Kültürpark içerisindeki İzmir Sanat’ta gerçekleştirilirken, panele CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, Karabağlar Belediye Başkanı Helil Kınay, Emekli Astsubaylar Derneği İzmir Şubesi, şehit aileleri, gaziler ve vatandaşlar katıldı. CHP’nin milli savunma konusunda atacağı adımların ve mevcut durumun değerlendirilmesinin yapıldığı panelde Bağcıoğlu, CHP iktidarında savunma sanayinin ilerleyeceğini ve TSK’nın siyasetten uzaklaştırılacağını belirtirken, S400 konusunda da sorumlu kişilerin çıkıp hatalarını kabul etmesi gerektiğini söyledi. NATO’da kalmanın Türkiye açısından daha faydalı olduğunu belirten Bağcıoğlu, çözüm süreci konusunda da taviz verilemeyecek noktalar olduğunu vurguladı.

BAĞCIOĞLU: ADAYLIK OFİSİ İLE TAM UYUM

CHP’nin kurultay sürecinden sonra Mil Güvenliğe dair yürüttüğü çalışmalardan bahseden Bağcıoğlu, “2023 Aralık ayındaki kurultaydan sonra yeni yönetimin oluşmasıyla birlikte Milli Savunma’dan sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevi yeniden yapılandırıldı ve Merkez Yönetim Kurulu’nda bu görev açık şekilde tanımlandı. Daha önce farklı unvanlar altında yürütülen bu sorumluluk ilk kez bu şekilde kurumsal bir çerçeveye oturtuldu. Bu süreçte kapsamlı bir Milli Güvenlik Politika Belgesi hazırladık. Bu belge, parti programı ya da hükümet programından bağımsız olarak ‘ne yapılacak’ sorusundan çok ‘nasıl yapılacak’ sorusuna cevap veren yaklaşık 130–140 sayfalık ayrıntılı bir çalışmadır. Emekli asker derneklerinden, savunma sanayii temsilcilerinden, şehit aileleri ve gazilerden, TSK’dan ayrılmış personelden görüşler aldık. Örneğin parti programında ‘askeri eğitim sistemi revize edilecek’ ifadesi yer alıyorsa, bu revizyonun nasıl yapılacağına dair yol haritasını bu belgede ortaya koyduk. İl ve ilçe örgütlerimizden gelen katkılar da değerlendirilerek bu belge son haline getirildi. Son kurultaydan sonra ayrıca Cumhurbaşkanı Aday Ofisi oluşturuldu. Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun liderliğinde, farklı kurullardan oluşan bir yapı hükümet programını hazırlamakla görevlendirildi. Bu yapı 18 disiplin alanında çalışıyor; dış politikadan hukuka, enerjiden ekonomiye kadar geniş bir yelpazede. MYK’da bu alanların üç ana başlıkta karşılığı var: milli savunma, hukuk ve ekonomi. Biz hem hükümet programının hazırlanmasına katkı sunuyor hem de günlük politik gelişmelerde gerekli bilgilendirmeleri ve değerlendirmeleri iletiyoruz. Emekli askerlerimizin ‘süreç nasıl işleyecek’ sorusu doğal; ancak aday ofisi ile parti yönetimi arasında tam bir uyum vardır. Bu çalışmalara milletvekillerimizden oluşan bir kurul da destek veriyor. Bununla sınırlı değil; emekli askerlerden, uzman erbaşlardan ve farklı alanlarda uzman birçok gönüllü isim hiçbir beklenti olmadan katkı sunuyor. Örneğin lojistikle ilgili bir konu gündeme geldiğinde o alanda uzman arkadaşlarımıza danışıyoruz. Milli savunma konuları diğer politika alanlarından farklıdır. Yanlış bir açıklama hem siyasi hem de milli güvenlik açısından zarar doğurabilir; istihbarat anlamında kullanılabilir, moral motivasyonu etkileyebilir. Bu nedenle özellikle son iki yıldır bu alanda yüksek düzeyde koordinasyon ve istişareyle hareket ediyoruz. Ayrıca şunu da açıkça söylemek gerekir: Milli savunma konusunda bugünden kesin ve bağlayıcı kararlar açıklamak mümkün değildir. Örneğin askerlik sistemiyle ilgili ‘süre şu olacak, bedelli bu olacak’ demek doğru olmaz. Çünkü asker ihtiyacı, tehdit durumu, birliklerin yapısı gibi bilgiler şu an Genelkurmay Başkanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı’ndadır. İktidar sorumluluğu alındığında kurumlarla yapılacak değerlendirmeler sonrası nihai kararlar verilecektir” dedi.

bağcıoğlu

- REKLAM -

BAĞCIOĞLU: TSK SİYASET DIŞI OLACAK

Parti olarak temel hedeflerinden bahseden Bağcıoğlu, TSK’nın tekrardan siyasetten ayrıştırılacağını belirtti. Personelin eğitimine de ağırlık vereceklerini belirten Bağcıoğlu, “Temel hedeflerimize gelince; birincisi Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yeniden tamamen siyaset dışı bir yapıya kavuşturulmasıdır. İkincisi ‘barışta caydırıcı, savaşta kazanan’ bir TSK’nın güçlendirilerek sürdürülmesidir. Üçüncüsü, personel temini, eğitimi, atama ve terfi süreçlerinin anayasa ve kanunlara uygun, liyakat esaslı, objektif ve adil biçimde yürütülmesidir. Karar süreçleri keyfî olmamalı; Atatürk ilke ve inkılaplarına ve anayasal düzene sadakat temel alınmalıdır. 15 Temmuz sonrası yapılan yapısal değişikliklerin gözden geçirilmesi de bir diğer başlıktır. Askeri sağlık sistemi, askeri eğitim sistemi, askeri yargı, komuta birliği gibi konular yeniden ele alınmalıdır. Kuvvet komutanlıklarının Genelkurmay Başkanlığı ile ilişkisi, Jandarma ve Sahil Güvenlik’in TSK ile koordinasyonu, doğal afetlerde TSK’nın rolü gibi alanlarda düzenleme gerekmektedir. 6 Şubat depremlerinde TSK’nın sahip olduğu imkân ve kabiliyetlerin daha etkin kullanılabilmesi gerektiği görülmüştür. Ancak bu bir ‘14 Temmuz’a dönüş’ değildir; geçen on yılın tecrübesi ışığında revize edilmiş bir yapı hedeflenmektedir. ”Personel konusu hayati önemdedir. En modern silah ve sistemlere sahip olsanız bile onları etkin kullanacak liyakatli, eğitimli ve motivasyonu yüksek personel yoksa başarı mümkün değildir. Bugün ekonomik kriz herkes gibi TSK personelini de etkilemektedir. Emekli personelin büyük bölümü yoksulluk sınırında maaş almaktadır; bazı rütbelerde aktif personel açlık sınırına yakın gelir elde etmektedir. Emekli astsubaylar, uzman erbaşlar geçim sıkıntısı yaşamaktadır. Zorlu coğrafi ve iklim koşullarında görev yapan, hayatını ortaya koyan personelin emeklilik sonrası yeniden çalışmak zorunda kalması kabul edilemez. Özlük haklarının, sosyal hakların ve barınma imkânlarının iyileştirilmesi gerekmektedir. İstanbul gibi yerlerde lojman sorunu ciddi boyuttadır; askeri alanların farklı amaçlarla değerlendirilmesi personeli mağdur etmektedir” diye konuştu.

GENÇ MÜHENDİS KAYBINA DİKKAT ÇEKİLDİ

Savunma sanayini ayrı bir başlık olarak ele alınması gerektiğini vurgulayan Bağcıoğlu, “Savunma sanayii de ayrı bir başlıktır. Yüz milyarlarca dolarlık bir hacme ulaşan bu alanda etkin, şeffaf ve denetlenebilir bir proje yönetimi şarttır. Siyasi referansla atamalar yapılmamalı; liyakat esas alınmalıdır. Genç mühendislerin yurt dışına gitmek zorunda kalması ülke için kayıptır. Aynı projelerin farklı firmalara kayırmacı şekilde verilmesi kabul edilemez. İhaleler adil olmalı, hiçbir firma siyasi yakınlığı nedeniyle avantaj elde etmemelidir. Denetim mekanizmaları güçlendirilmelidir; savunma sanayii sosyal medya paylaşımları üzerinden değil, kurumsal ve şeffaf bir yapıyla yönetilmelidir” ifadelerini aktardı.

uzak

BAĞCIOĞLU: CHP SAVUNMA SANAYİSİNİ İLERİ TAŞIYACAK

İktidara geldiğinde CHP’nin savunma sanayisini kötüleştireceği yönünde iddiaların iftira olduğunu belirten Bağcıoğlu, CHP yönetiminde savunma sanayinin daha ileri gideceğini vurguladı. Savunma sanayinin millete ait olduğunu belirten Bağcıoğlu, “Temiz ve şeffaf bir savunma sanayii bizim temel prensibimizdir. Savunma sanayii 1973’ten bu yana tüm cumhuriyet hükümetlerine aittir; herhangi bir iktidarın ürünü değildir. Aynı zamanda bağışlarıyla, vergileriyle kaynak yaratan Türk milletine aittir. Bunun finansmanı milletin parasıdır. Ayrıca geçmişte kumpaslarla hedef alınan, cezaevlerinde hayatını kaybeden, şehit ve gazi olan insanların emekleri ve kanlarıyla gelişmiş bir alandır. Bu sistemi geliştirmek için harekât konseptine ihtiyaç vardır ve bu da Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin katkısıyla mümkün olmaktadır. Dolayısıyla savunma sanayii siyaset üstü bir meseledir. Cumhuriyet Halk Partisi iktidara geldiğinde savunma sanayiinin alternatifi olmayacak, İHA’lar uçmayacak, gemiler yüzmeyecek demek iftiradır. Biz savunma sanayiini daha da ileri götüreceğiz. Muhalefetin de desteklediği, milletin arkasında durduğu bir sanayinin daha ileri gitmesi gerekir ve biz bunu başaracağız. İnsan gücümüz hazırdır. Yarın Cumhuriyet Halk Partisi iktidar olduğunda milli savunma konusunda askeri personel ve savunma sanayii uzmanlarıyla birlikte çalışmaya hazırız. Farklı dünya görüşlerine sahip, siyasi düşünceleri bizden farklı olan savunma sanayii uzmanları da Ankara’ya gelip bizimle görüşüyor. Çünkü onların da bizim de derdimiz vatandır. Bir tane Türk Silahlı Kuvvetleri vardır, bir tane milli savunma sanayii vardır. Bu konuda geçmişte Bülent Ecevit’in ortaya koyduğu anlayış da ortadadır. Biz savunma sanayiini daha ileri taşıyacağız ancak bunu adaletli ve denetlenebilir bir sistemle yapacağız” şeklinde konuştu.

- REKLAM -

BAĞCIOĞLU: ASKERLİK SİSTEMİNDE REVİZYON GEREK

Askerlik sisteminin toplumsal ihtiyaçlar ve gençlerin beklentileri yönünde şekillendirilmesi gerektiğini belirten Bağcıoğlu, “Askerlik sistemi konusunda da bir revizyon ihtiyacı görüyoruz. Mevcut sistemde yükümlü askerlik, bedelli askerlik, sözleşmeli erlik, uzman erbaşlık gibi farklı uygulamalar bulunmaktadır. Bu sistemin toplumsal ihtiyaçlar, gençlerin beklentileri ve ülkenin sosyolojik yapısı doğrultusunda yeniden değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Ancak bedelli askerlik ya da yükümlü askerlik konusunda kesin bir model açıklamak için erken olduğunu ifade ediyoruz. Önce tüm paydaşların görüşlerini alıp kapsamlı bir çalışma yürütmek gerektiğine inanıyoruz. Bu konuda hazırladığımız taslak ve öneriler üzerinde çalışıyoruz ve hem ülkemizin menfaatlerine hem de gençlerin ihtiyaçlarına uygun bir sistem oluşturmayı hedefliyoruz” dedi.

BAĞCIOĞLU: CAATSA KALKACAKSA S400’DEN TAVİZ VERİLEBİLİR

S400 konusunda nasıl bir yol izlenmesi gerektiğini aktaran Bağcıoğlu, “S400’ün yarattığı etkiler sadece F35 değil CATSA yaptırımına tabi tutulduk. Savunama sanayini derinden etkiledi. KAAN’ın motorunun ilk 80 tanesini ABD’den tedarik edilmesi gerekiyordu. Prototip için 10 adet motor alındı. Ama CAATSA olduğu için bu 80 motor alınamadı. Bizim bir an önce CAATSA’dan kurtulmamız lazım. F35 konusunda da kararı verecek olan Hava Kuvvetleri Komutanlığı. CAATSA kaldırılacaksa S400 konusunda taviz verilebilir. 2 buçuk milyar dolarlık bir sistem bu. Buna kaynak ayrıldığı için SİPER, Hisar bu yüzden gecikti. Karar vericilerin bunun sorumluluğunu da kalkmalı. Çıkıp ‘biz bu konuda hata yaptık’ demeleri ve S400 meselesine çözüm bulmalılar” diye konuştu.

BAĞCIOĞLU: ARA ÇÖZÜM UÇAĞI DESTEKLİYORUZ

Türk Hava Kuvvetleri’nin muharip uçak ihtiyacı hakkında konuşan Bağcıoğlu, “Eurofighter konusunda hiçbir itirazımız yok. Hatta Almanya veto ederken İmamoğlu’ndan bir mektup gitti ikna için. BAE sistem açıklama yaptı 2030’a kadar uçakları yapıp göndereceklerini söylediler. Katar ve Umman’dan da uçak gelecek. 2002 yılından beri sadece 30 adet F16 katıldı hava kuvvetlerine herkes alımlar yaparken biz geri kaldık. Ara çözüm uçak lazım. KAAN konusunda da genel başkanımız ‘bizim gururumuzdur’ şeklinde açıklama yaptı” dedi.

BAĞCIOĞLU: NATO’DA KALMAK DAHA FAYDALI

- REKLAM -

Türkiye’nin NATO ile olan ilişkilerini yorumlayan Bağcıoğlu, “NATO gibi uluslararası kuruluşlar oraya gönderdiğiniz personelin etkinliği ile alakalıdır. NATO Türkiye’nin tek veto hakkı olduğu uluslararası kurum. NATO kötülenebilir, eleştirilebilir ama benim görüşüm NATO’nun içinde olmak dışında olmaktan daha fazla fayda sağlayacaktır. Türkiye’de NATO’nun en etkin silahlı kuvvetine sahiptir” ifadelerini aktardı.

BAĞCIOĞLU: VATANDAŞLIK TANIMINDAN TAVİZ VERMEYECEĞİZ

Çözüm süreci ile ilgili kendisine yöneltilen bir soruyu yanıtlayan Bağcıoğlu, “Bu konuda duruşumuz net Devletin birliği, vatanın bölünmezliğini CHP olarak sonuna kadar koruyacağız. Gazilerin yüzüne bakamayacağımız hiçbir etkinliğin içinde olmayacağız. Vatandaşlık tanımından taviz vereceğimiz hiçbir şey yok” dedi.

çağatay

- REKLAM -

GÜÇ: TOPLUM CHP'Yİ GÜÇLÜ GÖRMEK İSTİYOR

Toplumun CHP’den iktidara geldiğinden neler yapacağına dair bilgiler duymak istediğini belirten Güç, bu amaçla sahada çalıştıklarını söyledi. Bozulan ekonominin ülkeyi güçsüz kıldığını belirten Güç, “Türkiye Cumhuriyeti sıfırdan kurulmuş, 2000’li yıllara kadar dünya ekonomisinde 16’ncı sıraya kadar yükselmiş, bölgenin en güçlü ülkelerinden biriydi. Ancak gelinen noktada AK Parti iktidarıyla birlikte hem ekonomi hem de devlet yapısı anlamında zayıflamış bir ülke haline geldik. Bu durum doğal olarak ekonomiye de yansıyor. Bugün dünya sıralamasında 25’inciliğe kadar gerilemiş bir ekonomiden söz ediyoruz. Bu da hem dış politikada hem de iç dengelerde bizi güçsüz kılıyor. Tek adam rejiminin yarattığı bu dengesizlik toplumda ayrışmaya ve mutsuzluğa neden oluyor. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak güçlü bir örgüte sahibiz ve ülkeyi nasıl yöneteceğimize dair parti politikalarımız doğrultusunda adımlar atıyoruz. Toplum bizden sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin adını değil, ne yapacağımızı, nasıl ilerleyeceğimizi duymak istiyor. Bu nedenle genel başkan yardımcılarımız ve Cumhurbaşkanlığı sürecinde görev alan milletvekillerimiz sahada, partili-partisiz ayrımı yapmadan vatandaşlarla bir araya gelerek politikalarımızı anlatıyor; toplumu nasıl bilinçlendireceğimizi, ülkeyi nasıl yöneteceğimizi paylaşıyor. Geçtiğimiz günlerde yayımlanan bir ankete göre AK Parti yüzde 21 bandına gerilemiş durumda, MHP ise yüzde 4-5 bandında. Yani toplamda yaklaşık yüzde 24 oy oranına sahip bir siyasi anlayış, toplumun geri kalan büyük çoğunluğunu yönetiyor. Bu tablo aslında bizim daha güçlü durmamız ve kendimize güvenmemiz gerektiğinin göstergesidir. Cumhuriyet Halk Partisi ise yüzde 35 üzerinde, yüzde 40 bandında Türkiye’nin birinci partisi konumundadır. Bunu önce partililer olarak içselleştirmemiz, ardından politikalarımıza yansıtmamız gerekiyor. Sahada güçlü olduğumuzu bilerek, eleştirileri kabullenerek ve bu eleştirilere nasıl çözüm üreteceğimizi anlatarak ilerlemeliyiz. Kimin nereden geldiği değil, nasıl bir insan olduğu önemlidir. Bunun işvereni yok; ahlaklı insanı ve ahlaksız insanı var. Biz ahlaklı ve iyi insanlarla birlikte ülkemizi yönetmeye talip bir parti olarak bunu topluma doğru şekilde yansıtmalıyız. Aramızdaki kavga kültürünü mutlaka bitirmemiz gerekiyor. Toplum kavga eden değil, çözüm üreten bir siyaset görmek istiyor. Bu çok kıymetli. Biz önümüze bakacağız, iktidara geldiğimizde neler yapacağımızı net bir şekilde anlatacağız ve her yerde bunu güçlü biçimde ifade edeceğiz. Tekrar geldiğiniz için teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.

Kaynak: HABER MERKEZİ

0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Bir Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.