İZMIR

Dumlupınar’dan Halkapınar’a” söyleşisi İGC’de gerçekleşti

Dr. Selim Erdoğan, “Dumlupınar’dan Halkapınar’a” başlıklı söyleşide Kurtuluş Savaşı’nın bilinmeyen 10 gününü belgeleriyle İGC’de anlattı.

Harp Coğrafyacısı, Tarihçi ve Yazar Dr. Selim Erdoğan, ‘Dumlupınar’dan Halkapınar’a: Kurtuluş Savaşı’nın Bilinmeyen 10 Günü’nü ilk kez belgeleriyle İGC Uluslararası Basın Merkezi’nde anlattı. İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi, Başkan Yardımcısı Mehlika Gökmen, Genel Sekreter Reşat Yörük’ün ev sahipliğindeki yoğun katılımlı söyleşiye; Dokuz Eylül Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakkı Uyar, öğrenciler ve gazeteciler katıldı.

“YAŞANANLAR YANLIŞ BİLİNİYORDU”

30 Ağustos 1922 Zaferi ile 9 Eylül 1922’de İzmir’in kurtuluşu arasında geçen kritik 10 günü ilk kez belgelerle ortaya koyan Dr. Selim Erdoğan, bu süreçte yaşananların kamuoyunda yanlış bilindiğine dikkat çekti. Dr. Erdoğan, Yunan ordusunun cephe yarıldıktan sonra arkasına bakmadan İzmir’e kaçtığı yönündeki algının tarihi gerçeklerle örtüşmediğini vurguladı. Erdoğan, "30 Ağustos'tan sonra İzmir'e kadar yaşananları doğru anlatmazsak, Milli Mücadele'yi küçültenlere koz vermiş oluruz" dedi.

"AMAÇ 'MİL HATTI'NA ULAŞMADAN İMHA ETMEKTİ"

Büyük Taarruz'un asıl hedefinin sadece cepheyi yarmak değil, ikiye bölünen Yunan ordusunu imha etmek olduğunu belirten Dr. Erdoğan, "27 Ağustos’ta cephe yarıldığında Yunan kuvvetleri ikiye ayrıldı. General Trikopis komutasındaki birlikler kuzeye, General Frangou kuvvetleri ise güneye çekildi. Asıl amaç, bu kuvvetlerin İzmir'i savunabilecekleri 'Mil Hattı'na (Akhisar-Salihli-Alaşehir) ulaşmadan imha edilmesiydi. 30 Ağustos'ta Trikopis kuvvetleri Dumlupınar'da çembere alınıp büyük ölçüde imha edilirken, General Frangou komutasındaki çok hasar almamış, yaklaşık 35 bin kişilik diğer güç hızla batıya çekildi" ifadlerini kullandı.

ZAFERİ TAÇLANDIRAN YER KAPLANGI DAĞI OLDU

30 Ağustos günü Dumlupınar'da savaş sürerken, 57. Tümen'in Kaplangı Dağı'nda General Frangou’nun birliklerine karşı amansız bir mücadele verdiğini belirten Erdoğan, "Bu muharebe, en az Başkomutan Meydan Muharebesi kadar önemlidir. Çünkü zaferi taçlandıran şey, 31 Ağustos'ta bu dağın ele geçirilmesi olmuştur. Çiğiltepe'de büyük talihsizlikler ve kayıplar yaşayan 57. Tümen, sarp ve sık orman örtüsüyle kaplı Kaplangı Dağı'nda ağır bedeller ödedi" dedi.

YUNANLILARIN PSİKOLOJİK ÇÖKÜŞÜ 1 EYLÜL’DE YAŞANDI

Yunan ordusunun psikolojik olarak asıl çöküşünün ise 1 Eylül'deki Kapaklar ve 3 Eylül'deki Takmak muharebelerinde yaşadığını belirten Dr. Erdoğan, Eşme yakınlarındaki muharebede, savaşa henüz girmemiş olan ve zaferden pay almak isteyen Türk 2. Kolordusu'nun Yunan savunmasını bir-iki saat içinde darmadağın ettiğini söyledi. Erdoğan, "İşte bu dakikadan sonra Yunanlarda savunma yapmaktan ziyade, canını kurtarma ve İzmir üzerinden anavatana kaçma telaşı başladı" ifadelerini kullandı.

SÜVARİLERİN FEDAKARLIĞI

Savaşın son aşamasında Piyade birliklerinin, ağırlıkları nedeniyle geri çekilen Yunan ordusuna yetişmekte zorlandığı dile getiren Erdoğan, sahneye Fahrettin Altay komutasındaki Süvari Kolordusu'nun çıktığını vurguladı. Süvarilerin, sivil halkın katledilmesini önlemek ve düşmanı yavaşlatmak için adeta bir 'kama' gibi Yunan ordusunun önüne geçtiğini belirten Erdoğan, "Süvarilerimiz Kula, Alaşehir ve Salihli'de makinalı tüfeklere karşı at ve kılıçla taarruz ederek büyük fedakarlıklar yaptı. Özellikle Salihli istasyonundaki çatışmalarda süvarilerimiz ağır kayıplar verdi. Tüm bu çetin mücadelelerin ardından 9 Eylül'de Yüzbaşı Şerafettin'in İzmir Hükümet Konağı'na o şanlı bayrağı çekmesiyle süreç noktalandı" dedi.