İzmir’de güvenli kent sorusu: TOKİ nerede yükselecek?

17 diri fayın bulunduğu İzmir’de planlanan TOKİ konutları, yer seçimi ve zemin yapısı nedeniyle tartışma başlattı. Jeofizik Mühendisi Üregel, “Bilimden uzaklaşıldığı noktada risk, yalnızca yapının değil, kentin geleceğinin de riski haline gelir” dedi

İzmir’de güvenli kent sorusu: TOKİ nerede yükselecek? haberinin görseli

Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’nın (TOKİ) ‘Yüzyılın Konut Projesi’ kapsamında Türkiye’nin birçok kentinde hayata geçirmeyi planladığı konutlar için İzmir’de kura süreci henüz başlamadı. Ancak projelerin hangi alanlarda yükseleceği ve bu alanların fay hatları ile zemin yapısı açısından taşıdığı riskler kamuoyunda tartışma yaratıyor. Uzmanlara göre İzmir gibi yüksek deprem tehlikesi barındıran bir kentte asıl mesele konut üretmek değil, güvenli kent üretmek! Görüşlerine yer verdiğimiz Jeoloji Mühendisleri Odası İzmir Şubesi 2. Başkanı Reyhan Peştemalcı Üregel, TOKİ projelerinin barınma ihtiyacını karşılamaya yönelik önemli bir adım olduğunu ancak yer seçiminin bilimsel kriterlerle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Üregel, “Konut üretmek elbette gerekli ve sosyal açıdan önemli. Ancak İzmir gibi aktif fay sistemleri içerisinde yer alan bir şehirde ilk soru şu olmalı: Seçilen alanın jeolojik riskleri nedir? Fay hattına uzaklığı ne kadar? Zemin davranışı nasıl? Stabilite sorunları var mı? Bu soruların yanıtı detaylı jeolojik ve jeoteknik etütlerle verilmelidir” bilgisini paylaştı.

üregel

İLK TEPKİ GÜZELBAHÇE’DEN

TOKİ’nin Güzelbahçe’de yapılacak yerleriyle ilgili bazı açıklamalarda bulunan Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay, yapılmasına karşı olmadıklarını fakat yapılan yerlerle ilgili kaygı verici durumlar olduğunu kaydetmişti. Başkan Günay, meclisteki konuşmasında; “Ülkemizin 81 ilinde yapılacak olan konutların Güzelbahçe’de de yapılıyor olması bizler için memnuniyet verici. İnsanlığın en önemli ihtiyaçlarından birisi olan ‘barınma ihtiyacı’nın karşılanması hepimiz açısında çok doğru bir karar. Fakat herkesin bildiği gibi ülkemiz deprem kuşağında bu yüzden yapılacak yeni konutlarla ilgili ince eleyip sık dokumamız gerekiyor. Şu anda belirlenen yerlerden fay hattı geçiyor. Jeolojik Etütlerin özenli yapılması gerekiyor. İmar uygulamaları yapılmadan yani parselasyon Planları yapılıp, terkleri yapılması gerekmekte. Yelki köy içi ve Güzelbahçe köy içi üstündeki yerlerde imar planı yok, daha yapılmadı. Bunların bir an önce yapılması gerekmekte. Konut yapılacak araziler aşırı eğimli. Yerler iyi seçilmeli. TOKİ gelmesini istiyoruz. Fakat bu endişelerimiz giderilmesi kamuoyu açısından önemli” dedi.

- REKLAM -

İYİ NİYETLİ VE AKILCI AMA

Bakanlık ve TOKİ, projelerin aktif fay hattı üzerine kurulmadığını ve MTA Diri Fay Haritası referans alınarak çalışma yapıldığını belirtiyor. Ancak Jeoloji Mühendisleri Odası İzmir Şubesi 2. Başkanı Reyhan Peştemalcı Üregel’e göre bu haritalar parsel bazlı kararlar için yeterli ayrıntıyı sunmuyor! Yapılması planlanan TOKİ’leri zemin etüdü açısından değerlendiren Üregel, sözlerine şöyle başladı: “Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay’ın TOKİ projelerine dair yaptığı açıklamalar, İzmir’in deprem gerçeği göz önüne alındığında yer seçimi ve seçilen yerin depremsellik açısından güvenilirliğinin önemine dikkat çekiyor. Özellikle Güzelbahçe özelinde fay hattı ve mevcut eğimli arazilerin stabilitesinin sağlanması sorunu oldukça önemli. Konut sorunu ve güvenli bölgelerde yapılaşma isteği aslında iyi niyetli ve akılcı bir yatırım ancak bunun için bilimden uzaklaşmamak öncelikli kuralımız olmalı. İlk önce seçilen yerin jeolojik açıdan riskleri ortaya konulmalı. Fay hattı uzaklığı nedir? Stabilite sorunları var mıdır? Sahanın zemin davranışı nasıldır? Bunların cevabı da titizlikle yapılan jeolojik etütler ile alınabilir. Bakanlık ve TOKİ, projelerin hiçbirinin doğrudan aktif bir fay hattı üzerine kurulmadığını ‘MTA Diri Fay Haritası’ referans alınarak çalışmaların yapıldığını savunuyor. Ancak sadece bu haritalar üzerinden yapılan çalışmalar bizlere tam doğru sonucu vermekte midir? 2026 yılında güncelleneceğini bildiğimiz Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) diri fay haritaları ve Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Türkiye Deprem Tehlike Haritası daha küçük ölçekli haritalar oldukları için parsel bazlı çalışmalarda yeterli ayrıntıya sahip sonucu vermemektedir. Bu alanlarda fay zonunun genişliği, yüzey kırığı potansiyeli ve saha özelindeki zemin davranışı netleştirilmeli, mikro-bölgeleme ve paleosismolojik çalışmalar ile yerel zemin etkisi ortaya konmalıdır. Bütün bu analizler ancak 1/1000 ölçekli 1/5000 ölçekli gibi büyük ölçekli haritalama çalışmaları ve bu haritalamalar sonucu ortaya konulan jeolojik-jeoteknik etütler sonucu yapılabilmektedir. Bu nedenle böylesine sismik aktivitesi yüksek, deprem riski bulunan bir şehirde konut alanları belirlenmeden önce bu hayati çalışmaların yapılıp yapılmadığı sorgulanmalıdır?”

toki

BİLİMDEN UZAKLAŞILDIĞI NOKTADA…

“Bunun yanı sıra eğimli topoğrafyalarda kazı-dolgu dengesi, şev stabilitesi ve drenaj tasarımının kritik olduğu unutulmamalı, yapılacak olan iksa ve istinat yapılarının mevsimsel yağış senaryoları ortaya konularak stabilite analizleri yapılmalıdır” ifadelerine yer veren Üregel, “Heyelan potansiyeli varsa, jeolojik birimlerin süreksizlikleri detaylı olarak haritalanmalıdır. İzmir genel olarak aktif fay sistemleri içinde yer aldığı için, şehirdeki her büyük ölçekli yapılaşma potansiyel olarak deprem tehlikesi bölgesindedir diyebiliriz. TOKİ’de yer seçimlerinde İzmir’in en büyük riski olan zemin büyütmesinin önüne geçmek için genellikle Bayraklı ve Bornova yamaçlarında olduğu gibi kaya zeminleri tercih ediyor. Bu yöntem mantıklı olmakla birlikte bu defa da aşırı eğim heyelan risklerini doğurmaktadır. Sözün özü İzmir’de mesele yalnızca konut üretmek değil, güvenli kent üretmektir.Doğru yer seçimi, doğru mühendislik ve bilimsel şeffaflık sağlandığında konut yatırımları hem gerekli hem de değerlidir. Ancak bilimden uzaklaşıldığı noktada risk, yalnızca yapının değil, kentin geleceğinin de riski haline gelir” sözlerini kullandı.

- REKLAM -

17 ADET DİRİ FAY SEGMENTİMİZ VAR

Kentteki fay hatları ve deprem riski konusundaki mevcut verilerin, olası bir deprem senaryosu için ne kadar güvenli bir tablo çizdiğini de değerlendiren Üregel, “İzmir için veriler bize güvenli olmayan bir senaryo çiziyor ne yazık ki. İzmir, içerisinde çok sayıda diri fay bulunan bir graben yapısı içerisinde yer alıyor. 17 adet diri fay segmentimiz var. Seferihisar, Tuzla, İzmir fayı gibi faylar ise doğrudan İzmir’in içinden geçiyor. Bu faylar hocalarımız tarafından bilimsel olarak hendekler açılarak titiz çalışmalar sonucu ortaya konmuş, potansiyel riskleri belirlenen, bilinen faylar. Özellikle şehrimizin jeoloji mühendisliği eğitimini de veren Dokuz Eylül Üniversitesi bünyesindeki DAUM’un yapmış olduğu çalışmalar çok kıymetli. Prof. Dr. Hasan Sözbilir hocamızın İzmir fayları üzerine oldukça çok çalışması var ki bu çalışmalar bizlere bu fayların orta-büyük ölçekli (6,5-7) büyüklüğünde depremler üretebileceğini gösteriyor. Bu uyarıyı ciddiye almamız gerekiyor ki İstanbul’dan sonra bu konuda en çok çalışma yapılan il de İzmir. Belediye nezdinde Bornova’da 7 bin hektarlık alanın mikro-bölgeleme çalışmaları yapılmış olup Karşıyaka’da da benzer çalışmalar devam ederken, Bayraklı ve Konak için de planlamalar sürmekte. Ayrıca AFAD bünyesinde bizlerin de paydaşı olduğu IRAP çalışmaları, olası bir afetle ilgili geniş çaplı çalışmalar yapmaktadır. Çok yakın zamanda bizim odamızın da içinde yer aldığı ‘Dirençli İzmir’ projesinin hem lansmanı hem de çalıştay programı yapıldı. Ancak bu denli deprem potansiyeli / tehlikesi olan bir il için tabii bunlar yine yeterli değil!” bilgisini paylaştı.