İzmir’de kamu emekçileri geçim için iş bıraktı

KESK’in ülke genelinde düzenlediği iş bırakma eylemi İzmir’de de karşılık buldu. Kamu emekçileri, maaş zamlarının kira ve temel giderler karşısında yetersiz kaldığını belirterek ek zam çağrısında bulundu

  • Oluşturulma Tarihi :
  • Güncelleme Tarihi :
  • Kaynak : YAREN ELMAS GÜZELKAN
İzmir’de kamu emekçileri geçim için iş bıraktı haberinin görseli

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), ek zam talebiyle ülke genelinde 1 günlük iş bırakma eylemi gerçekleştirdi. İzmir’de KESK’e bağlı sendikaların üyeleri Konak SGK binası önünde bir araya gelerek basın açıklaması yaptı. Açıklamayı okuyan KESK İzmir Dönem Sözcüsü Başak Edge Gürkan, kamu emekçilerinin TÜİK verileriyle belirlenen maaş artışları karşısında hızla yoksullaştığını belirterek 2026 yılına seyyanen artış dâhil ortalama yüzde 12,5 zamla girildiğini, buna karşın özellikle kira başta olmak üzere temel harcamalarda çok daha yüksek artışlar yaşandığını söyledi. Gürkan, toplu sözleşme sürecinin kamu emekçileri aleyhine işletildiğini savunarak, yaşanan tablonun iktidar, yandaş konfederasyonlar ve Hakem Kurulu’nun ortak sonucu olduğunu ifade etti ve kamu emekçilerini mücadeleye çağırdı.

MAAŞ ZAMMI DİYE YUTTURMAYA ÇALIŞIYORLAR

Kamu emekçilerinin yıllardır artan hayat pahalılığı karşısında hızla yoksullaştığı vurgulayan Gürkan, Yıllardır ‘geçinemiyoruz’ diye haykırıyoruz. Ancak ülkeyi yönetenler bu haykırışa kulak tıkıyorlar. Duymazdan geliyorlar.  Geçinemiyoruz çünkü; TÜİK’in sahte verilerine göre bile en yüksek enflasyon sırlamasında dünya beşinciliğine yükselen bir ülkede yaşıyoruz.  Genel enflasyondan gıdaya, kiradan eğitime enflasyonun her türünde AB ve OECD ülkeleri içinde açık ara birinci sırdayız.  AB ülkelerinin yıllık enflasyonu bizde sadece bir ayda yaşanıyor.  Buna rağmen her yıl aynı tablo ile karşılaşıyoruz.   Maaşlarımız Merkez Bankası’nın hiçbir zaman tutmayan enflasyon tahminine, TÜİK’in sahte verilerine göre arttırılıyor.  Yaşadığımız gerçek enflasyonun yarısına denk gelmeyen verileri altışar aylık dilimler halinde enflasyon farkı, maaş zammı diye yutturuyorlar” dedi. 

2026’YA YÜZDE 12,5 ZAMLA 2026’YA GİRDİK

Kamu emekçilerinin 2026 yılına düşük maaş artışıyla başladığını belirten Gürkan, “Kamu emekçileri olarak 2026’ya, taban aylıklarımıza yapılacak bin TL seyyanen artış dâhil ortalama yüzde 12,5 maaş zammı ile girdik. Ancak bu artış, yaşadığımız gerçek hayat pahalılığının çok gerisinde kaldı. Daha yılın ilk gününden itibaren toplu taşımadan sağlığa, muayene ücretlerinden köprü ve otoyol geçişlerine kadar her kaleme, maaş artışımızın en az iki katı zam yapıldı. Bizim maaşlarımız kağıt üzerinde artarken, harcamalarımız katlanarak büyüdü” diye konuştu. 

MAAŞ ZAMMI KİRAYA GİTTİ, KALANI VERGİYLE ERİDİ

Kira artışlarının kamu emekçileri açısından en yakıcı sorun haline geldiğini söyleyen Gürkan, ““Kiralara maaş artışımızın neredeyse üç katı, yüzde 35 zam yapıldı. Tablo çok net. Aralık ayında 55 bin lira maaş alan bir memur 25 bin lira kira ödüyordu. Ocak ayında maaşı enflasyon farkı dâhil 66 bin liraya çıktı ama kirası 33 bin 720 liraya yükseldi. Yani maaş zammı diye verilenin büyük bölümü kiraya gitti. Geriye kalan kısmı ise adaletsiz gelir vergisi dilimleriyle daha cebimize girmeden vergiye gidecek, buharlaşacak. Maaşlarımız artıyormuş gibi gösteriliyor ama alım gücümüz her geçen gün daha da düşüyor” diye belirtti. 

BU TABLO TESADÜF DEĞİL, DANIŞIKLI DÖVÜŞ

Yaşanan yoksullaşmanın tesadüf olmadığını vurgulayan Gürkan, “Bu tabloyla ilk defa karşılaşmıyoruz. ‘Toplu sözleşme’ adı altında her seferinde sergilenen danışıklı dövüş oyunlarının faturası bize daha fazla yoksulluk, daha fazla güvencesizlik olarak kesiliyor. Hakem Kurulu için ‘işverenin noteri’ diyenler, daha bu Ağustos ayında bizim başından beri söylediklerimizi tekrar ettiler. Ama ne yaptılar? Sözlerini unutup, çağrılır çağrılmaz Hakem Kurulu toplantısında yerlerini aldılar. Süreci parlamentodaki bütçe görüşmelerine kadar sürdürme, tüm kamu emekçilerinin ortak talepleri için birlikte mücadele etme çağrılarımıza kulak tıkadılar. İş işten geçtikten sonra da ‘biz oy kullanmadık’ diyerek kendilerini aklamaya çalıştılar” dedi. 

KAYNAK VAR, BİR AVUÇ AZINLIĞA AKTARILIYOR

Sorunun kaynak yetersizliği değil, bütçe tercihleri olduğunu belirten Gürkan, “Bize yıllardır ‘kaynak yok’, ‘bütçe imkânlarımız kısıtlı’ diyorlar. Oysa sorun kaynak sorunu değil, kaynakların kimin için harcandığı sorunudur. Toplanan her 100 TL verginin 20 TL’sini yabancı ve yerli mali oligarşiye faiz olarak, 5 TL’sini patronlara teşvik ve prim desteği olarak, en az 16 TL’sini savunma ve güvenlik harcamaları adı altında ayırıyorlar. Yoksullukla mücadeleye sadece 4 TL ayırıyorlar. Bu ülkenin işçisine, asgari ücretlisine, emeklisine ve kamu emekçisine insanca yaşam koşulları sunacak kaynağı vardır. Ama bu kaynaklar çalışanlara değil, bir avuç asalağa faiz, teşvik ve hazine garantisi olarak aktarılmaktadır. Milyonlar bu baskı ve sömürü düzeninin değişmesini istiyor. Etrafını bu umutla izliyor. Ama sadece istemek, umut etmek yetmez. Asıl olan değiştirmek için mücadele etmektir. Bunun için tüm kamu emekçilerini, hepimize dayatılan yoksulluğun ortağı olmamak için mücadele alanlarına, KESK’te örgütlenmeye çağırıyoruz” ifadelerini kullandı. 

 

 

 

 

 

 

Kaynak : YAREN ELMAS GÜZELKAN

Okumaya Devam Et

Aşağı kaydırmaya devam edebilir veya ilgi alanınıza göre seçim yapabilirsiniz.