Önceki dönem milletvekilleri ve belediye başkanları ile gazeteci, bilim insanı ve alanlarında uzman 24 kişiden oluşan Ege-Koop Danışma Kurulu’nun şubat ayı toplantısında, turizmci Filiz Güleç’in sunumuyla İzmir turizminin geleceği ve kentin dünya vitrinindeki konumu ele alındı. İzmir’in 8 bin 500 yıllık tarihine rağmen küresel rakiplerinin gerisinde kalmasının temel nedeni olarak “ortak bir hikâye ve kurumsal organizasyon eksikliği” gösterildi.
Ege-Koop Danışma Kurulu Üyesi ve turizmci Filiz Güleç, Danışma Kurulu’nda “İzmir ve turizm” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. Güleç, İzmir’in turist sayılarını Atina, Porto, Tiflis ve Selanik gibi önemli turizm kentleriyle karşılaştırarak dikkat çekici veriler paylaştı. İzmir’in dünya turizm pastasından aldığı payın, sahip olduğu potansiyelin oldukça altında kaldığını vurguladı.
Dünya genelinde başarılı şehir modellerinin kendilerini“ikonik kavramlarla” pazarladığına dikkat çeken Güleç, verilerinde şu bilgileri aktardı:
“Atina “antik ve felsefe”mirasıyla 8 milyon, Barselona “sanat ve sporla” 10 milyon, Porto “şarap ve romantizm” hikayesiyle 3 milyon, Tiflis ise “otontik kültür” vurgusuyla 4-5 milyon turisti ağırlarken; 8 bin 500 yıllık köklü bir geçmişe sahip olan İzmir’in 1,7 ile 2 milyon bandında sıkışıp kalması, stratejik bir rota değişikliğinin zorunluluğunu ortaya koymaktadır”
KISACASI BİR HİKAYENİZ VARSA TURİST GELİR
İzmir’in parçalı bir tanıtım diliyle turizmde yol almaya çalıştığına işaret eden Güleç, İzmir’in sorununun potansiyel değil, tanıtım dili olduğunu vurgulayarak şöyle devam etti:
“İzmir sadece bir şehir değil, “his” ve yaşam biçimidir. Turiste anlatacak ortak dil ne sadece boyoz, gevrek ve Efes’in mermer sütunlarına ne de sadece Çeşme’nin deniz ve kumuna sıkışmalıdır. İzmir’in temel sorunu “yokluk” değil ”çokluk” içinde kaybolmasıdır. Herşeyi anlatmaya çalışırken hiçbir şeyi tam olarak anlatamamaktadır.
Oysa, İzmir’in en büyük kozu sokaktaki yaşamıdır diyen Filiz Güleç ‘’ Turiste burada Bir turist gibi değil, bir İzmirli gibi yaşa” denmelidir. İzmir’in tarihi sadece “eski taşlar” değil, Homeros’tan bugüne kadar süregelen “çok kültürlülük” ve “Özgürlükçü ruh” olarak anlatılmalıdır. İzmir mutfağı, dünyadaki “sağlıklı beslenme trendlerine en uygun modeldir. Urla’nın bağ yolu, Tire’nin pazarı, Boyoz ve şevketi bostan sadece yemek değil, bir kültür mirasıdır. İzmir 8 bin 500 yıllık mirası, ancak kurumsal bir organizasyon ve “ortak bir söylem” çatısı altında toplandığında dünya vitrininde hak ettiği yeri alabilir. Kısacası bir hikayeniz varsa turist gelir.”
İZMİR’İN 8 BİN 500 YILLIK MİRASINA “ÜST KİMLİK” ÇAĞRISI
İzmir’in sadece deniz-kum-güneş üçgenine sığdırılamayacak kadar derin bir kültürel katmana sahip olduğunu anlatan Filiz Güleç, şu uyarıda bulundu:
"Dünyadaki rakiplerimiz felsefe, demokrasi, mistisizm veya gastronomi gibi net kavramlarla kendilerini anlatıyor. İzmir’in de 8 bin 500 yıllık tarihini merkeze alan, kurumsal bir organizasyonla yönetilen tek bir 'üst kimliğe' ihtiyacı var. Söylemlerimizi birleştirmezsek, bu devasa miras vitrinde hak ettiği yeri alamayacak."
0 Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın