19 Haziran 2026, Cuma 17:07
31°C İzmir

İzmir için alarm veren iklim raporu: Sıcaklık 5 derece artabilir, deniz 1,7 metre yükselebilir

İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İzmir Planlama Ajansı’nın paydaşları arasında yer aldığı proje kapsamında, kent genelinde iklim riskleri il ve ilçe ölçeğinde incelendi. Uzmanlar, sıcak hava dalgaları, kuraklık, taşkınlar, deniz seviyesi yükselmesi ve orman yangınlarının önümüzdeki dönemde İzmir’in en önemli iklim tehditleri arasında yer alacağını vurguladı.

  • Oluşturulma:
  • Kaynak: BÜLTEN
İzmir için alarm veren iklim raporu: Sıcaklık 5 derece artabilir, deniz 1,7 metre yükselebilir haberinin görseli
7 dk okuma süresi

İzmir’in iklim geleceğine ilişkin hazırlanan kapsamlı analizler, kentin önümüzdeki yıllarda ciddi iklim riskleriyle karşı karşıya kalabileceğini ortaya koydu. Avrupa Birliği destekli “İklime Hazır İzmir: Direnç Stratejisinin Geliştirilmesi (CRIZ-ERS)” projesinin kapanış konferansında açıklanan sonuçlara göre, sıcaklıklar kötümser senaryolarda 4 ila 5 derece artabilecek, sıcak hava dalgaları 90 güne kadar uzayabilecek ve yüzyılın sonuna doğru deniz seviyesi en kötü senaryoda 1,7 metreye kadar yükselebilecek.

İKLİM KRİZİNE KARŞI DAYANIKLILIK MASAYA YATIRILDI

İzQ İnovasyon Merkezi’nde düzenlenen CRIZ-ERS Projesi Kapanış Konferansı’nda iklim değişikliği, afet riskleri, kent dayanıklılığı ve iklim yönetişimi başlıkları ele alındı. Yaklaşık iki yıldır sürdürülen proje kapsamında İzmir’in iklim riskleri detaylı şekilde analiz edilirken, bu risklere karşı geliştirilecek uyum ve direnç stratejileri de değerlendirildi.

Koray Velibeyoğlu

“ÇÖZÜMÜN MERKEZİNDE TOPLULUK VAR”

Konferansın açılışında konuşan İzmir Planlama Ajansı Başkanı Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu, iklim krizinin yalnızca teknik yatırımlarla çözülemeyeceğine dikkat çekerek toplumsal dönüşümün önemine vurgu yaptı. Velibeyoğlu, “Uluslararası hedefler önemli ancak yerel çözümler ve yerel iş birlikleri de belirleyici. Sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler, üniversiteler ve özel sektör arasında daha güçlü iş birliği mekanizmalarına ihtiyaç bulunuyor. Küçük ölçekli başarılı projeler çoğu zaman büyüyemiyor ve kalıcı politikalara dönüşemiyor. İzmir’de yürütülen Yurttaş Meclisleri çalışmaları ilk olarak sınırlı ölçekte başladı. Bugün 30 ilçeye yayıldı. Su, gıda, enerji, kültür ve sağlık gibi başlıklar doğrudan yurttaşlarla birlikte ele alınıyor. Yürütülen çalışmalarda ortaya çıkan en önemli kavram ise ‘topluluk’. İklim krizine karşı dayanıklılık ancak güçlü topluluklar ve ortak hareket etme kültürüyle mümkün olacak” dedi.

- REKLAM -

İZMİR AVRUPA’NIN ÖNCÜ İKLİM KENTLERİ ARASINDA

İzmir Planlama Ajansı İklim Yönetişimi Uzmanı Berkay Yılmaz, Avrupa Birliği İklim Nötr ve Akıllı Şehirler Misyonu kapsamında yürütülen çalışmaları anlattı. Yılmaz, “Avrupa Birliği 2030 yılına kadar 112 öncü kent oluşturmayı hedefliyor. İzmir ise 370 kent arasından seçilen şehirlerden biri. Avrupa Birliği üyesi olmayan ülkeler için ayrılan 12 şehirlik kontenjan içerisinde yer alan İzmir, İstanbul ile birlikte Türkiye’yi temsil ediyor. İzmir tarım, turizm, sanayi ve liman kenti özelliklerini aynı anda taşımasının yanı sıra yüksek yenilenebilir enerji potansiyeli sayesinde öne çıkıyor” diye konuştu. Kentte iklim dönüşümünü hızlandırmak amacıyla hazırlanan çalışmalar hakkında bilgi veren Yılmaz, İzmir’in karşı karşıya bulunduğu 10 temel zorluğun “İzmir’in 10 Misyonu” olarak tanımlandığını belirtti. Yılmaz, “Platforma dahil olan kurumlar kendi faaliyet alanlarında iklim hedefleriyle uyumlu yol haritaları hazırlayacak. Bu çalışmalar kurumların stratejik planlarına da entegre edilecek. Avrupa Birliği’nin yeni yaklaşımında yalnızca belediyelere görev verilmiyor. Tüm kent ekosistemi sürece dahil ediliyor” ifadelerini kullandı.

PROJE ÜÇ AŞAMADA TAMAMLANDI

Projenin çıktıları hakkında bilgi veren Dr. Çağrı Tükel, çalışmanın üç aşamada yürütüldüğünü söyledi. İlk aşamada İzmir genelindeki iklim tehlikeleri ve risklerinin değerlendirildiğini belirten Tükel, ikinci aşamada çalışmaların Konak ilçesi ölçeğine indirildiğini, üçüncü aşamada ise belirlenen risklere yönelik uyum ve adaptasyon eylemlerinin ele alındığını ifade etti. Tükel, İzmir genelinde sıcak hava dalgaları, tarımsal kuraklık, taşkınlar, deniz seviyesindeki yükselme ve orman yangınlarının incelendiğini; Konak ilçesinde ise sıcak hava dalgaları, taşkınlar ve deniz seviyesi yükselmesinin öncelikli risk alanları olarak öne çıktığını kaydetti.

SICAK HAVA DALGALARI 90 GÜNE UZAYABİLİR

İklim tehlikeleri ve ilişkili risklere ilişkin sunum yapan Dr. Çağrı Hasan Karaman, küresel iklim modelleri kullanılarak İzmir’in gelecekte karşılaşabileceği risklerin analiz edildiğini söyledi. Karaman, iyimser senaryolarda sıcaklıkların 2 ila 3 derece, kötümser senaryolarda ise 4 ila 5 derece artabileceğini belirterek, toplam yağış miktarının azalmasına rağmen yağışların daha kısa sürede ve daha şiddetli gerçekleşeceğini ifade etti. İzmir’in gelecekte daha kurak bir iklime sahip olacağını ancak aşırı yağışların daha sık görüleceğini vurgulayan Karaman, sıcak hava dalgalarına ilişkin çarpıcı sonuçları da paylaştı.Karaman, iklim modellerine göre sıcak hava dalgalarının süresinin 20 ila 60 gün arasında değişebileceğini, bazı senaryolarda ise yaklaşık 90 güne kadar çıkabileceğini belirtti. Uzun süreli sıcak hava dalgalarının özellikle yaşlılar, çocuklar ve kronik hastalığı bulunan bireyler açısından ciddi sağlık riskleri oluşturabileceğini söyledi.

DENİZ SEVİYESİ 1,7 METREYE KADAR YÜKSELEBİLİR

Proje kapsamında deniz seviyesi yükselmesi ve kıyı taşkınlarıyla ilgili analizlerin de yapıldığını aktaran Karaman, İzmir Körfezi’ndeki mareograf istasyonlarından elde edilen yaklaşık 25 yıllık verilerin kullanıldığını ifade etti. Analizlere göre, geçmiş veriler dikkate alındığında 100 yıllık tekrarlama periyoduna sahip aşırı bir olayda deniz kabarmasının yaklaşık 70 santimetreye ulaşabileceğini belirten Karaman, buna iklim değişikliğine bağlı deniz seviyesi yükselmesinin de ekleneceğini söyledi. Karaman, iyimser senaryolarda deniz seviyesinin yaklaşık 60 santimetre, kötümser senaryolarda ise yaklaşık 80 santimetre yükselebileceğini kaydederek, deniz kabarması ve deniz seviyesi yükselmesinin birlikte değerlendirildiği en kötü senaryoda yüzyılın sonuna doğru su seviyesinin yaklaşık 1,7 metreye ulaşabileceğini açıkladı.

- REKLAM -

UZMANLAR UYUM POLİTİKALARINI DEĞERLENDİRDİ

Konferansın ikinci bölümünde iklim değişikliğinin farklı boyutları uzmanlar tarafından ele alındı. Doç. Dr. Meltem Şenol Balaban afet risk yönetimi perspektifinden iklim risklerinin analiz edilmesi ve uyum eylemlerini değerlendirirken, Doç. Dr. Selda Tuncer iklim krizinin sosyoekonomik etkilerine dikkat çekti. Dr. Banu Gökmen kültürel miras alanlarının iklim değişikliğinden nasıl etkileneceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunurken, Prof. Dr. Osman Balaban ise İklim Kanunu sonrasında Türkiye’de yerel iklim eylemlerinin öneminin daha da artacağını vurguladı.

Kaynak: BÜLTEN

0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Bir Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.