10 Haziran 2026, Çarşamba 11:13
26°C İzmir

İzmir’in yüzde 90’ı yangın riski taşıyor

Artan sıcaklıklar İzmir’de orman yangını riskini tetiklerken, uzmanlar kentin yüzde 90’ının tehlike altında olduğunu belirtti. Yetkililer, alevleri büyümeden durdurmak için yerel eğitimlerin ve tecrübeli yer ekiplerinin güçlendirilmesini gerektiğini vurguladı

İzmir’in yüzde 90’ı yangın riski taşıyor haberinin görseli
10 dk okuma süresi

KEMAL ÖZKURT-ÖZEL HABER - Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte artan sıcaklıklar ve kuraklık, İzmir’de orman yangını riskini yeniden gündeme taşıdı. Özellikle rüzgârın etkisiyle kısa sürede büyüyebilen yangınlar, kırsal ve ormanlık alanlarda ciddi tehlike oluştururken, riskin büyük bölümünün insan kaynaklı ihmallerden kaynaklandığına dikkat çekiliyor. Bu kapsamda İZ-AFED Yönetim Kurulu Başkanı Servet Ertaş, yangın riskine, afet farkındalığına ve önleyici çalışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ertaş, İzmir’de yaşanan orman yangınlarında enerji nakil hatları, kontrolsüz piknik alanları ve kırsal yapılaşmanın önemli risk unsurları olduğunu belirtirken, mevcut önlemlerin yeterli olmadığını söyledi. Vatandaşların afet farkındalığının çoğunlukla endişe düzeyinde kaldığını ifade eden Ertaş, erken uyarı sistemlerinin tek başına yeterli olmayacağını, yerel düzeyde hazırlık ve eğitim çalışmalarının güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye Ormancılar Derneği İzmir Temsilcisi Ahmet Kenan Öztan ise İzmir’in orman yapısı gereği yüzde 90 oranında yangın riski taşıdığına dikkat çekti. Yangınla mücadelede hava araçlarının yalnızca destekleyici unsur olduğunu belirten Öztan, alevler büyümeden kontrol altına alınmasındaki asıl gücün ormanı ve yangını yakından tanıyan tecrübeli yer ekiplerinden oluşması gerektiğini ifade etti.

servet ertaş

HAZIRLIK SEVİYESİ TAMAMEN YETERLİ DEĞİL

İzmir’de kamu kurumları ile 30 ilçe belediyesinin dahil olduğu yeni yangın koordinasyon planının önemli bir adım olduğunu belirten Ertaş, sahadaki hazırlık seviyesinin ise halen tartışmalı olduğunu söyledi. Özellikle kırsal ve orman köyü niteliğindeki bölgelerde lojistik, ekipman dağılımı ve yerel müdahale kapasitesi açısından geçmiş yıllarda ciddi eksikler yaşandığını belirten Ertaş, risk azaltıcı çalışmaların ne ölçüde tamamlandığının kamuoyuyla yeterince şeffaf paylaşılmadığını ifade etti. Afet yönetiminin yalnızca yangın başladıktan sonra değil, öncesinde yapılan hazırlıklarla değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Ertaş, “Yüksek sıcaklık ve şiddetli rüzgar gibi meteorolojik risklerin arttığı bir döneme giriyoruz. Bu nedenle mevcut hazırlık seviyesini tamamen yeterli görmek mümkün değil. Kağıt üzerindeki planların başarısı, sahadaki personelin ve yerel halkın bu süreci ne kadar içselleştirdiğiyle ölçülür” diye konuştu.

yangın

- REKLAM -

YANGINLARI İHMALLER BÜYÜTÜYOR

İzmir’de son yıllarda yaşanan orman yangınlarının büyük bölümünün insan kaynaklı ihmallerden kaynaklandığını belirten Ertaş, özellikle enerji nakil hatları, kontrolsüz piknik alanları, anız yakımı ve kırsal yapılaşmanın ciddi risk oluşturduğunu söyledi. Özellikle rüzgarlı havalarda ormanlık alanlardan geçen enerji hatlarının bakımsızlığının büyük yangınları tetiklediğini ifade eden Ertaş, hatların alt temizliği ve bakım süreçlerinde ciddi denetim eksiklikleri bulunduğunu kaydetti. Orman içi ve çevresindeki kontrolsüz yapılaşmanın yangın riskini daha da artırdığını dile getiren Ertaş, piknik alanlarında ise yalnızca yasaklama odaklı değil, sürekli saha denetimine dayalı bir sistem kurulması gerektiğini söyledi. Mevcut önleyici çalışmaların yeterli olmadığını belirten Ertaş, “Toplum olarak hala yangın çıktıktan sonra müdahale etmeye odaklanıyoruz. Oysa riskleri önceden görüp önleyici tedbirleri hayata geçirmek zorundayız. Sadece cezalarla değil, eğitim ve farkındalık çalışmalarıyla da toplumun bilinçlendirilmesi gerekiyor” diye konuştu.

yangın

AFET FARKINDALIĞI ENDİŞE SEVİYESİNDE

İklim değişikliğinin etkilerinin doğrudan yaşamı tehdit ettiğini belirten Ertaş, toplumdaki afet farkındalığının henüz yeterli seviyeye ulaşmadığını söyledi. Küresel sıcaklık artışının ekosistemde zincirleme felaketlere yol açtığını ve vatandaşların farkındalığının çoğu zaman yalnızca korku düzeyinde kaldığını ifade eden Ertaş, “Çevre bilinci yok denecek kadar az. Sosyal medyada yayılan bilim dışı bilgiler ve komplo teorileri de kafa karışıklığını büyütüyor. Afet yaşandığında güçlü bir dayanışma gösteriyoruz ancak afet öncesi bireysel hazırlık konusunda sınıfta kalıyoruz” diye konuştu. Vatandaşların büyük bölümünün yaşadığı bölgenin taşıdığı riskleri bilmediğine dikkat çeken Ertaş, “Erken uyarı mesajları gönderiliyor ancak insanlar bu mesajı aldığında nereye tahliye olacağını ya da nasıl hareket edeceğini bilmiyor. Yangın ve diğer afetlerde en büyük düşman paniktir. Bunun önüne geçmenin yolu mahalle düzeyinde sürekli eğitimler verilmesidir. Afet hazırlığı yalnızca çanta hazırlamaktan ibaret değil, bir yaşam kültürü haline gelmeli” dedi.

yangın

- REKLAM -

ORMANLARDAKİ ATIKLAR BÜYÜK RİSK OLUŞTURUYOR

Yangınların yalnızca doğal nedenlerle değil, insan ihmali ve çevre kirliliği nedeniyle de büyüdüğünü ifade eden Servet Ertaş, özellikle ormanlık alanlara bırakılan cam, plastik ve benzeri atıkların sıcak havalarda ciddi risk oluşturduğunu söyledi. Bazı yangınların ihmal, sorumsuzluk ya da kasıt sonucu çıktığını belirten Ertaş, rant amacıyla çıkarıldığı iddia edilen yangınların ise toplumdaki kaygıyı artırdığını söyledi. Özellikle cam ve plastik atıkların aşırı sıcaklarda mercek etkisi oluşturarak yangınları tetikleyebildiğini kaydeden Ertaş, “İklim krizinin etkisiyle artan sıcaklık, düşük nem ve kuvvetli rüzgar küçük bir kıvılcımı kısa sürede büyük bir yangına dönüştürüyor. Bu riski azaltmanın en temel yolu çevreyi temiz tutmak ve ormanları atıklardan arındırmaktır” diye konuştu.

ahmet kenan öztan

MAHALLE ÖLÇEĞİNDE PROAKTİF PLANLAMA

Ertaş, İzmir’de afet yönetim planlarının en büyük eksikliğinin mahalle düzeyine inememesi olduğunu belirterek, risk azaltma çalışmalarının mikro ölçekte yeniden kurgulanması gerektiğini vurguladı. Afet anında ilk müdahalenin profesyonel ekiplerden önce yerel halktan geldiğine dikkat çeken Ertaş, sadece müdahale odaklı reaktif planların yetersiz kaldığını ifade etti. Rüzgâr yönüne göre anlık değişebilen tahliye planları gibi dinamik ve bütünleşik bir yapıya geçilmesinin zorunlu olduğunu belirten Ertaş, “Mahalle İklim Afet Dirençliliği ve Mahalli İklim Afet Gönüllüleri gibi yapılar kurulmalı. Her mahallenin kendi eğitimli gönüllü ekibi ve tahliye planı olmalı. İlk dakikalarda müdahale kapasitesi yerelde güçlendirilmezse büyük kayıplar kaçınılmaz olur. Planlar sadece itfaiye ve arama kurtarma odaklı kalmamalı; insanı, toplumu ve ekosistemi merkeze alan proaktif bir yaklaşım zorunludur. Gerçek hazırlık, ancak merkezi idare, yerel yönetimler, STK’lar ve bilim kurumlarının toplumsal mutabakat ve ortak aklıyla mümkündür” diye konuştu. Türkiye Ormancılar Derneği İzmir Temsilcisi Ahmet Kenan Öztan, küresel ısınmanın etkilerine ve bölgedeki kızılçam ormanlarının yapısına dikkat çekti. Kış aylarının yağışlı geçmesinin toprağı suya doyurduğunu ancak otların kurumasıyla tehlikenin başlayacağını belirten Öztan, “Kurallara göre yapılması gereken her şey yapılıyor ancak beklenenin dışında gelişmeler olunca büyük olaylar da patlak veriyor. Küresel ısınma her yönüyle kendini hissettiriyor. Şu anda toprak suya doygun, daha büyük yangın haberleri gelmedi ama otlar artık kuruyor. Dolayısıyla büyük yangınlara gebe. Hiçbir yangın bir diğerine benzemez, her yangının kendine özel davranışları vardır. İzmir’in yüzde 90’ı riskli. Akdeniz kuşağı, ağaç türü olarak kızılçam. Kızılçam tarih boyunca yanmıştır, yanar. ‘Kızılçamı kaldıralım, başka ağaç dikelim’ demek doğaya ve bilime aykırıdır. Kızılçam ormanında yangın mutlaka olur. Bizim tedbirimiz ve yapmamız gereken, yangını büyümeden zamanında kontrol altına alıp söndürmektir” ifadelerini kullandı.

yangın

- REKLAM -

ASIL GÜCÜ YER EKİPLERİ OLUŞTURUR

Yangınla mücadelede hava araçlarından ziyade yer ekiplerinin önemine ve tecrübeli işçi istihdamına vurgu yapan Öztan, “Yangın söndürmede hava araçları destektir. Asıl önemli olan yer ekiplerinin güçlü olmasıdır. Yer ekipleri güçlü ise yangınlar büyümeden kolaylıkla kontrol altına alınabilir. İşi sadece uçağa, helikoptere, arazöze bindirdiler. Asıl yangını söndüren yer ekipleridir. Bu yer ekipleri oluşturulurken geçmişte orman köylüsünden alırdık. Şimdi taşeronla sıradan insanları alıyorlarsa, ömründe orman ve yangın görmemiş birisi yangını görünce korkup kaçıyor, yangınla savaşmıyor. Bize yangını bilen, yangına karşı ne yapması gerektiği konusunda bilgisi ve deneyimi olan insan lazım. Yangını bilen insanlar işe alınırsa çok faydalı olurlar” diye konuştu.

Kaynak: HABER MERKEZİ

0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Bir Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.