1 Eylül 2026, Salı 17:28
36°C İzmir

İzmir Kent Konseyi’nden Yarımada alarmı: Doğal alanlar tehdit altında!

İzmir Kent Konseyi tarafından düzenlenen ‘Yarımada Doğa ve Çevre Söyleşisi’nde, çevresel tehditler masaya yatırıldı. Söyleşide zeytinliklerin, meraların ve doğal yaşam alanlarının enerji ve madencilik projeleriyle karşı karşıya olduğu belirtilirken, doğanın korunması için ortak mücadele çağrısı yapıldı 

İzmir Kent Konseyi’nden Yarımada alarmı: Doğal alanlar tehdit altında! haberinin görseli
8 dk okuma süresi

Merve Ağrıç - İzmir Kent Konseyi tarafından 1 Eylül Dünya Barış Günü kapsamında düzenlenen ‘Doğa ile Barış’ etkinlikleri çerçevesinde ‘Yarımada Doğa ve Çevre Söyleşisi’ gerçekleştirildi. Söyleşide, Yarımada’nın doğal ve kültürel değerleri ile çevre sorunları ele alınırken, doğanın korunmasına yönelik yerel çalışmalar ve deneyimler değerlendirildi. İzmir Kent Konseyi Başkanı Özgür Topaç’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen söyleşiye; Çeşme Kent Konseyi Başkanı Ahmet Güler, Karaburun Kent Konseyi Başkanı Mustafa Özer, Urla Kent Konseyi Başkanı Hadi Başman ve Kaz Dağları Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği Başkanı Süheyla Doğan konuşmacı olarak katıldı. Buluşmada, Yarımada’dan Kaz Dağları’na uzanan coğrafyanın doğal ve kültürel değerleri, bölgede yaşanan çevresel sorunlar ve doğanın korunmasına yönelik yerel mücadeleler konuşuldu. Etkinlikte, doğal ve kültürel değerlerin korunması için ortak hareket edilmesi gerektiği vurgulandı.

TOPAÇ: ZEYTİNLİKLER BİRER MADEN SAHASINA MI DÖNÜŞECEK?

İzmir Kent Konseyi Başkanı Özgür Topaç, “Ankara'da NATO Zirvesi oldu ve 2025 yılında Lahey'de yine NATO'nun toplantısında şu karar alındı: ‘Silahlanmaya’ silahsızlanmaya değil, ‘silahlanmaya’ ülkelerin bütçelerinin yüzde 5'ine kadar çıkarılması istendi. Türkiye'nin eğitime ayırdığı bütçe, gayrisafi milli hasılanın yüzde 5'i. Şu anda Türkiye silah ya da savunma sanayisi diyelim aslında savunma değil de biraz saldırı sanayisi diyeceğiz yüzde 3'lerden yüzde 5'e hiç çıkmaması gerekiyor. Burada birkaç tane konu var: Biz harcadığımız ya da ayırdığımız kaynakların bir kısmını oraya mı aktaracağız? Yani sağlıktan mı alıp silahlanmaya vereceğiz? Eğitimden mi alacağız? Yaşlıların bakımından mı alacağız? Kentlerimizin bütçelerinden mi alacağız?  Biz her şey aynı kalsın istiyorsak yeni kaynaklar mı yaratacağız? Yeni kaynaklar da zeytinlikler birer maden sahasına mı dönüşecek? Göller ranta mı dönüşecek? Denizlerimiz balık çiftliklerine mi dönüşecek? Ve biz doğayla işte az önce bahsettiğimiz gibi barışıyor mu olacağız, yoksa doğayla savaşımızı artıracak mıyız?” diye aktardı.

suheyla

- REKLAM -

DOĞAN: ERİL BİR SERMAYE DOĞAYA SAVAŞ AÇTI

Eril bir sermayenin doğaya savaş açmış durumda olduğunu vurgulayan Kaz Dağları Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği Başkanı Süheyla Doğan, “Doğayı ne yazık ki bir rant aracı olarak görüyor sermaye ve sömürülmesi gereken, faydalanılması gereken bir rant aracı. Aynı şekilde kadının bedenine baktığı gibi, kadını da sömürülecek bir varlık olarak görüyor ve doğayı da bir kaynak olarak görüyor ve ciddi anlamda her kısmını doğanın da ele geçirmek için, sömürmek için saldırıyor. Kaz Dağları da bu saldırıdan, sermayenin saldırısından ciddi anlamda nasibini alıyor. Özellikle enerji ve madencilik projeleri çok ciddi tehditler bölgemizde. Bunlar termik santraller, rüzgâr santralleri, jeotermal, güneş enerjisi santralleri gibi enerji kısmına baktığımızda santraller; metalik madencilik açısından da altın, gümüş, kurşun gibi madencilik faaliyetleri ve aynı zamanda taş ocakları, mermerler gibi bir sürü madencilik projesi Kaz Dağları'ndaki tehditlerin içerisinde yer alıyor. Bütün Kaz Dağları ve bütün ülkemiz aslında bir maden ruhsat alanı haline geldi.  Madencilik tamamen özel sektörün bir alanı haline geldi. Kurumlar kapatıldı, devredildi, satıldı. Maden Kanunu değişikliğinden sonra da kâr ve rant odaklı bir sektör haline geldi. Kamu yararı gözetilmeyen, tam tersine şirketlerin çıkarları gözetilen bir madencilik haline geldi. Yargı sermayeden iktidardan yana” dedi.

ozer

ÖZER: KARABURUN YARIMADAS’INDA EKOSİSTEMİN ZİNCİRİ KIRILDI!

Karaburun’a özel korunan kuş ve bitkilerin olduğuna değinen Karaburun Kent Konseyi Başkanı Mustafa Özer, “Akdeniz foklarının yaşama alanı ve mağaralarda üreme alanları var. Esas hedef bölgeyi ele geçirmek. Yüzde 89’unu 7 tane şirkete teslim edilmiş. Maden ocakları, RES’ler, GES’ler ve denizel alanlarda balık çiftliklerine verilmiş. Yüzde 11’i askeri bir bölge. Orada da Ege Üniversitesi tarafından dünyada ispat edilen ‘Akdağ İğneciği’ diye bir çiçeğimiz var. 2013 yılında 7 adet RES kapasitesi verildi. 300’e yakın RES var. Bilimsel ve akademik olarak raporlarla belirlendi. RES’lerin çıkarmış olduğu rüzgâr sesi 150 metre kadar evlere yakın, kulak sese alışıyor ancak beyin duymaya devam ediyor. Belli bir süre sonra bölgedekilerin tamamı orayı terk etmeye başlıyor. Ekosistemin zinciri kırıldı. Yayla köylerdeki insanların tamamı depresyon ilacı kullanıyor. Kuşların ve sürüngenler tamamı terk etti. Keçiler dağlara kaçmaya başladı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıyacağız. 300 bin adet panel Karaburun Yarımadası’na konulduğu takdirde, neredeyse tamamı panellerin altında kalacak. Meralar tamamen gidecek. Özel araziler, zeytinlikler ve endemik bitkilerin tamamı yok olacak. Güneş panellerin kurulduğu yerde 6 bin adet zeytin ağacını söktüler ve attılar. Marjinal tarım raporu alıyorlar ve meralar gidiyor. Makilikleri de yok ediyorlar” ifadelerini kullandı.

- REKLAM -

GÜLER: 160 MİLYON METREKARELİK ALANA GÖZ KOYDULAR

Emekli sanayici iş insanı olduğunu dile getiren Çeşme Kent Konseyi Başkanı Ahmet Güler ise şu sözlere yer verdi: “Çeşme Yarımada’da büyük planlar var. Türkiye’de haydutların elinde kalan ve tam olarak istila olmamış tek bir yarımada var. Yelki ve Seferihisar dahil olmak üzere. Zeytinelini’nin orada 160 milyon metrekarelik bir alan. Seferihisar, Karaburun ve Urla’yı katarsak en az 5 katı bir alan. İlk olarak 160 milyon metrekarelik alana göz koydular. Cumhurbaşkanlığı kararı ile Çeşme turizm bölgesi olarak ilan edildi. Burası bir turizm bölgesi değil. 2015 yılında Arabistan ve Türkiye birbirine düşünce turizm projesi iptal edildi. Sonra biri 2021 yılında tekrar Recep Tayyip Erdoğan’ın önüne düştü. Türkiye’nin 2’nci projesiydi. Satış değeri 40 milyar dolar. Dava açtık, mücadele ettik. 2025’in 6’ncı ayında danıştay 6’ncı dairesi tamamen kapattı. ‘Bu projede kamu yararı yoktur çevre mahvolacaktır’ denildi mahkeme tarafından. İptal oldu. Bu sefer bakanlık tarafından Çevre örgütleri de hedef alındı. Cemil Tugay ‘bir gelsin bakarız’ dedi. Akıl almaz bir şey. Yaklaşık 32 kişilik bir çalışma grubu kurduk. Tabii ki bölge turizme açılsın ancak insanla, doğayla, tarımcılık ve hayvancılıkla ve bizim de içinde olduğumuz bir masa ile planlansın. Kalkınmasına karşı değiliz ancak bunu yerel planlasın. Bölge talan edilmek isteniyor.”

toplu

Kaynak: HABER MERKEZİ

İlkses Gazetesi'nden sıcak gelişmeleri anında öğrenmek için Google Haberler'de bizi takip edin! Google News'te Abone Ol

0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Bir Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.