26 Mart 2026, Perşembe 20:50
17°C İzmir

İzmir Körfezi için bilim insanları uyardı: Kirlilik artıyor, acil önlem şart

İzmir Körfez Konferansı’nda konuşan uzmanlar, körfezin artık kirleticileri tutan bir yapıya dönüştüğünü ve özellikle Gediz Nehri kaynaklı kirliliğin ciddi risk oluşturduğunu vurguladı. Bilim insanları, kirlilik girdisinin azaltılması ve acil önlemler alınması gerektiğine dikkat çekti

  • Oluşturulma Tarihi :
  • Güncelleme Tarihi :
  • Kaynak: BÜLTEN
İzmir Körfezi için bilim insanları uyardı: Kirlilik artıyor, acil önlem şart haberinin görseli

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen İzmir Körfez Konferansı, temiz bir körfez hedefi doğrultusunda bilim insanlarını bir araya getirdi. 28 Mart’a kadar Alsancak’taki Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkezi’nde sürecek etkinlikte, hem dünyadan örnekler hem de İzmir’e yönelik çözüm önerileri ele alındı. Özellikle Gediz Nehri kaynaklı kirliliğin gündeme geldiği oturumlarda, körfezin nasıl iyileştirileceği tartışıldı.

“Sağlıklı Bir Körfez İçin Bir Adım Daha” temasıyla gerçekleştirilen konferansa akademisyenler ve yurt dışından uzmanlar katıldı. Toplantılarda zararlı alg patlamaları, iklim değişikliğinin etkileri ve yenilikçi çevre politikaları gibi başlıklar öne çıktı.

2024 YILINA DİKKAT ÇEKTİ

Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü’nden Prof. Dr. Şükrü Turan Beşiktepe, körfezin oşinografik yapısını ve iklim etkilerini değerlendirdiği sunumunda sıcaklık artışına dikkat çekti. Beşiktepe, “2023’ten başlayarak sıcaklık ciddi şekilde arttı, 2025’te normal artış eğilimine geldi, iklim araştırmacılarını çok korkuttu. 2024’te ciddi bir şey yaşadık. İzmir Körfezi’nde bunu nasıl gördük? 2024 yılı İzmir Körfezi’nde tarihsel olarak yaşadığımız en sıcak dönemdi. Körfez ısıyı tutarak daha güzel bir İzmir’de yaşatmayı başardı. Biz de ona biraz yardım edelim derim” ifadelerini kullandı.

- REKLAM -

“KÖRFEZ KİRLETİCİLERİ TUTAN BİR YAPIYA DÖNÜŞTÜ”

İzmir Katip Çelebi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ebru Yeşim Özkan ise sediment kaynaklı kirliliğe değindi. Özkan, “İzmir Körfezi artık kirlenen değil kirleticileri tutan ve riskli bir yapıya dönüşmüş durumdadır. Körfez yıllar içinde dinamik taşıma sisteminden çıkarak dev bir depo haline gelmiştir. Geçmişte taşınım baskınken günümüzde çökelim baskın ve sistem bir depo gibi çalışmaktadır diyebiliriz” dedi.

“KÖRFEZ HALA ÖLMÜŞ DEĞİL”

TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi’nden Dr. Alper Evcen de körfezin tamamen kaybedilmediğine vurgu yaptı. Evcen, “Bir zamanlar körfez rüya gibiymiş. İnsanlar yüzüyor, kayıklar geçiyormuş. Körfezde denize girmek ne güzel bir hayal” derken, “Körfez yarı kapalı bir sistem. Baskılar var. Körfezde hayat ve nefes hala devam ediyor, ölmüş değil. Bu nefesi sürdürmek de bize ait” diye konuştu.

GEDİZ NEHRİ’NDEKİ KİRLİLİK VURGULANDI

Ege Üniversitesi’nden Prof. Dr. Yusuf Kurucu, Gediz Nehri’nin temiz doğup kirlenerek körfeze ulaştığını anlattı. Kurucu, “Gediz Nehri 400 kilometre üzerinde bir yol kat ediyor. Murat Dağı’ndan pırıl pırıl bir su çıkıyor. Manisa’ya gelindiğinde içilebilir özelliği kayboluyor. Murat Dağı’ndan çıkan su Menemen’de çok kirli oluyor. Burada balık yok, kurbağa yok ve bu su körfeze ulaşıyor” dedi. Ayrıca çalışmaların disiplinler arası değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Bunları çok disiplinli olarak değerlendirmeye ihtiyacımız var. Biz tarımda da disiplin diyoruz ama körfez kesinlikle çok detaylı incelenmeyi gerektiriyor” ifadelerini kullandı.

- REKLAM -

KİRLİLİK GİRDİSİNİN AZALTILMASI GEREKİYOR

Manisa Celal Bayar Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ergün Taşkın, körfezdeki makroalg artışına dikkat çekerek, “Körfeze ciddi bir kirlilik girdisi var. Sıcaklık da artış gösterdiğinde deniz marulları daha çok görülmeye başlanıyor. Evsel, tarımsal, endüstriyel her türlü girdinin azaltılması, fosfat ve azotun kesilmesi gerekiyor” dedi.

BALIK ÖLÜMLERİ VE ÇEVRESEL ETKİLER ELE ALINDI

Aynı üniversiteden Prof. Dr. Hilal Aydın, dinoflagellat kistleri ve geçmişte yaşanan balık ölümleri üzerine değerlendirmelerde bulundu. Çevresel faktörlerin bu süreçte belirleyici olduğunu vurguladı.

Ege Üniversitesi’nden Dr. Levent Yurga ise fitoplankton dağılımına ilişkin sunum yaptı. Yurga, “İzmir Körfezi'ne müsilaj salgılayan türlere yoğunlaştım. Bu türlerin sayısı 7 ama bunlar müsilaj oluşturmuyor. İzmir Körfezi'nde aslında bir riskimiz var, görürsek şaşırmayacağım. Daha önce imkansız diyordum. Derelerden gelen bir yük var. Bana göre bir numaralı çözüm, derelere akan kirliliğin azaltılması” diye konuştu.

- REKLAM -

BALIKÇILIK DA ETKİLENİYOR

Doç. Dr. Ertan Dağlı, körfezdeki makroomurgasız türlere değinirken, Prof. Dr. Zafer Tosunoğlu ise balıkçılığın durumunu değerlendirdi. Tosunoğlu, iç körfezde uzun süredir av yasağı olduğunu hatırlatarak, yaşanan balık ölümlerinin ticareti de olumsuz etkilediğini ve sürdürülebilir balıkçılığa geçilmesi gerektiğini ifade etti.

“BİR PLASTİK KAPANI İÇİNDEYİZ”

Konferansın son bölümünde söz alan Prof. Dr. Ülgen Aytan, mikroplastik tehlikesine dikkat çekti. Aytan, “İçimiz çok fazla senaryo ile dolu. Bir plastik kapanı içindeyiz. En çok maruz kalan biziz” derken, “Her geçen gün körfezde mikroplastik çalışmaları artıyor. Yapabileceğimiz en önemli şey, mümkün olduğunca plastiği kaynağından azaltmak” dedi.

Kaynak: BÜLTEN

0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Bir Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.