19 Nisan 2026, Pazar 12:44
17°C İzmir

İzmir Körfezi için kritik inceleme: Gediz mercek altında

İzmir Büyükşehir Belediyesi, Gediz Nehri ve yan derelerinde yürüttüğü su analizleriyle Körfez’i etkileyen kirliliğin kaynağını ortaya koymaya çalışırken, elde edilen veriler kirliliğin tarım ve yer altı su kaynakları için de ciddi risk oluşturduğunu gösteriyor.

  • Oluşturulma:
  • Kaynak: BÜLTEN
İzmir Körfezi için kritik inceleme: Gediz mercek altında haberinin görseli
10 dk okuma süresi

İzmir Büyükşehir Belediyesi, “Sağlıklı Körfez” hedefi doğrultusunda İzmir Körfezi’ni besleyen en önemli kaynaklardan biri olan Gediz Nehri’ndeki kirliliği kapsamlı şekilde incelemeye aldı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na yapılan deniz kirliliğine ilişkin ceza ve denetim yetkisi talebinin reddedilmesine karşın çalışmalarını aralıksız sürdüren Büyükşehir, bir yandan gemi kaynaklı kirliliği dron destekli taramalarla tespit ederken, diğer yandan Gediz Havzası’nda yürüttüğü su analizleriyle kirliliğin boyutunu ortaya koymaya çalışıyor. Gediz Nehri ve ona bağlı yan derelerde sürdürülen izleme faaliyetlerinden elde edilen ilk bulgular, kirliliğin yalnızca Körfez’i değil, aynı zamanda tarımsal üretimi ve yer altı su kaynaklarını da doğrudan etkileyebilecek ciddi bir risk oluşturduğunu gösteriyor. İZSU ile Manisa Su ve Kanalizasyon İdaresi (MASKİ) iş birliğinde yürütülen çalışmalarda toplanan veriler ise havza genelinde kirliliğin çok yönlü ve birikimli bir yapı sergilediğine işaret ediyor.

Gediz Nehri

GEDİZ NEHRİ İÇİN ORTAK TAKİP

Gediz Nehri’nde örnekleme çalışmaları her ayın ilk haftasında düzenli olarak gerçekleştiriliyor. İzmir sınırları içinde Gediz ana yatağı, Ağıldere ve Nif Çayı’nı da kapsayan 23 farklı noktadan, Manisa bölgesinde ise 36 noktadan su numuneleri alınıyor. Kirlilik düzeyindeki değişimler bu sayede düzenli ve anlık olarak takip ediliyor. İzmir’de yapılan analizler TÜRKAK akreditasyonuna sahip İZSU Halkapınar Laboratuvarı’nda, Manisa’daki çalışmalar ise MASKİ’ye ait akredite laboratuvarda gerçekleştiriliyor. Elde edilen tüm veriler aylık raporlar halinde değerlendirilerek kayıt altına alınıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yürüttüğü çalışmalara, Gediz Nehri’nin büyük bölümünü kapsayan Manisa Büyükşehir Belediyesi de aylık raporlarla destek veriyor. Her iki kentten elde edilen verilerin yıl sonunda tek bir raporda birleştirilmesiyle, Gediz’in temiz kaynak olarak doğmasına rağmen kirlenmesine yol açan etkenlerin bütüncül şekilde ortaya konulması hedefleniyor. Böylece hem İzmir Körfezi’ni hem de bölgedeki tarımsal üretimi tehdit eden kirliliğe karşı daha etkili ve kapsamlı bir mücadele yürütülmesi amaçlanıyor.

NEHİRDEN KÖRFEZE KİRLİLİK TAŞINIYOR

İZSU ve MASKİ verilerinin bir araya getirilmesiyle bütüncül bir yaklaşımla yürütülen çalışmalar sonucunda hazırlanan Ocak ve Şubat 2026 tarihli “Gediz Nehri ve Yan Derelerinin Kirlilik İzleme Raporu”, havzanın yalnızca idari sınırlar üzerinden değil, ekosistem bütünlüğü içinde değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Rapora göre Gediz Nehri, 401 kilometrelik yaşam koridoru boyunca sadece su taşımakla kalmıyor; aynı zamanda sanayi, evsel atık ve tarımsal faaliyetlerden kaynaklanan kirlilik yükünü de İzmir Körfezi’ne kadar taşıyor. Nehrin Manisa sınırlarına zaten kirlenmiş halde giriş yaptığı tespit edilirken, Ocak 2026 verileri İzmir kesiminde de ciddi su kalitesi sorunlarına işaret ediyor. Ana kol üzerinde yapılan ölçümlerde toplam azot ve fosfor değerlerinin tüm örnekleme noktalarında sınır değerlerin üzerinde olduğu, su kalitesinin ise III. sınıf seviyesinde sınıflandırıldığı belirtiliyor. İletkenlik (tuzluluk) değerleri de tüm noktalarda III. sınıf seviyesinde ölçülürken, kimyasal oksijen ihtiyacı (KOİ) ve biyolojik oksijen ihtiyacı (BOİ) gibi organik kirlilik göstergelerinde birçok noktada “orta kirlenmiş su” düzeyi tespit ediliyor. Rapora göre, Gediz Havzası’nda yaygın ve kronik bir kirlilik yükü bulunuyor. İleri biyolojik arıtma tesisleri devreye alınsa da alıcı ortam üzerindeki diğer baskıların sürdüğü, bunun da özellikle endüstriyel kirliliğe işaret ettiği belirtiliyor. Raporda ayrıca, azot ve fosforun gübre kullanımındaki artıştan kaynaklandığı, atık su arıtma tesisi olmayan yerleşimlerde yeni tesislerin gerekli olduğu ve endüstriyel deşarjların daha sıkı denetlenmesi gerektiği ifade ediliyor.

- REKLAM -

Prof. Dr. Yusuf Kurucu

PROF. DR. KURUCU: HER TÜRLÜ ATIK GEDİZ’E ULAŞIYOR

Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi emekli öğretim üyesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Kalkınma Danışmanı Prof. Dr. Yusuf Kurucu, Gediz’in Murat Dağı’ndan başlayarak Kütahya, Uşak, Manisa ve İzmir’den geçerek Ege Denizi’ne ulaştığını hatırlatarak, “Bu süreçte oluşan her türlü atık Gediz’e ulaşıyor ve nehir Körfez’e kadar kirlenmiş şekilde geliyor. Gediz Nehri ve yan dereleri Körfez’i kirleten 33 dereden biri. Kirliliğin parametrelerine baktığımızda tarımsal kaynaklı kirlilik var, sanayi kaynaklı kirlilik var, evsel atıklardan kaynaklanan kirlilik var” dedi.  Kurucu, nehrin tarihsel yatağına da dikkat çekerek, 1886’da yapılan müdahaleyle akışın değiştiğini, ancak eski yatağın da hâlen aktif olduğunu ve Ağıldere hattı üzerinden iç Körfez’i beslemeye devam ettiğini ifade etti.

TARIMDA RİSK BÜYÜYOR

Prof. Dr. Yusuf Kurucu ise Emiralem Boğazı’ndan sonra kirlilik yükünün arttığını söyleyerek, “Artık bu su içme suyu olarak kullanılamayacağı gibi hayvanlara verilmesi de mümkün değil” dedi. Kurucu, Gediz’in özellikle Manisa, Menemen ve Foça gibi tarımsal alanlarda sulamada kullanıldığını ancak kirlilik nedeniyle riskin büyüdüğünü vurguladı. Kurucu, Gediz’den sulama yapılamadığını, Menemen Ovası’ndaki çiftçilerin de sulama suyundan kaynaklı verim kaybı ve toprakta bozulma şikâyetlerini dile getirdiğini aktararak, “Organik kirleticiler ve ağır metaller toprakta birikim yapabildiği gibi, maalesef yaprağı yenen bitkilere de özellikle doğrudan bulaşım yapabiliyor” dedi.

“KİRLİLİK ÖNLENMEZSE NEHİR DOĞAL YAPISINI TAMAMEN KAYBEDECEK”

Prof. Dr. Yusuf Kurucu, Gediz Nehri’ndeki kirliliğin önlenmemesi halinde nehrin doğal yapısını tamamen kaybedebileceği uyarısında bulundu. Kurucu, “Gediz Nehri kalır ama bu haliyle ona nehir demek doğru olmaz. Atık suyun ya da koyu renkli kirli suyun aktığı bir kanala dönüşür” diye konuştu.  Gediz’in yalnızca insanlar için değil, kuşlardan balıklara, sucul bitkilerden diğer canlılara kadar geniş bir ekosisteme ev sahipliği yaptığını belirten Kurucu, “Şu anda bu yaşamı kaybetmeye devam ediyoruz. Gediz Nehri’ne bağlanan Nif Çayı çevresinde ağır koku ve sinek sorunu var” ifadelerini kullandı. Kurucu, geçmişte Gediz ve kollarında balık türlerinin bulunduğunu hatırlatarak, “Bu doğal yapı son 30-35 yılda kaybedildi” dedi.

- REKLAM -

“BAKANLIK ACİL ÖNLEM ALMALI”

Prof. Dr. Yusuf Kurucu ise kirliliğin başlıca kaynağının sanayi olduğunu, ikinci sırada ise tarımın yer aldığını dile getirerek, “Sanayi–tarım çatışması var. Çiftçi daha çok üretmek ve geçinebilecek düzeyde kazanmak için verimli üretmesi gerekiyor. Bunun için de kimyasal gübre kullanımını artırıyor. Hayvancılık tesisleri dağınık ve gübre yönetimi denetlenemiyor. Üreticiler gübre ve çiftlik sularını dere yataklarına bırakmamalı, Tarım ve Orman Bakanlığı nitrat kirliliğine karşı acil önlem almalı” ifadelerine yer verdi.

“KİRLETİCİLER AZALTILIRSA NEHİR BİRKAÇ YIL İÇİNDE TOPARLANABİLİR”

Prof. Dr. Yusuf Kurucu, aylık izleme sisteminin sürecin en önemli adımı olduğunu belirterek, “Bu sadece bir fotoğraf değil, her ay tekrarlanan bir izleme olacak. Böylece Gediz ve kollarına ilişkin aylık kirlilik bülteni oluşturulacak. Kirletici kaynakların azaltılması halinde nehir birkaç yıl içinde toparlanabilir. 3-5 yıl içinde Gediz’de yeniden canlılığı görmeye başlayabiliriz. Ancak yeraltı suyu kirliliği geri döndürülemez. Yeraltı suyuna eğer nitrat, ağır metal bulaşıyorsa durum çok riskli hale geliyor. Yeraltı suyunu yüzeye çıkarıp arıtıp tekrar aşağıya indirmek gibi bir uygulama yok. Bu yüzden en kritik eşik, sözün bittiği, bıçağın kemiğe dayandığı yer yeraltı suyu kirliliğidir” ifadelerini kullandı.

GEDİZ İÇİN ÇAĞRI

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bakanlıklarla ortak çalışmalara hazır olduğunu belirten Prof. Dr. Yusuf Kurucu, yalnızca kurumlara değil topluma da önemli sorumluluk düştüğünü söyledi. Kurucu, “Mesele artık bugünün değil, gelecek nesillerin yaşam hakkı. Ben gelecek nesillere bir bardak temiz su bırakmayı hedefleyen bir anlayışla bu sorumluluğu taşıyorum. Bu kaynağı kirleten herkesten de bu sorumluluğu taşımasını rica ediyorum. Gediz’in suyu çok kirli; Körfez’i de kirletiyor, sulama yapılan topraklarda çoraklaşmaya neden oluyor” dedi. Kurucu, kirliliğin etkisinin geniş bir alanı kapsadığını vurgulayarak, “Çarpan etkisi var. Bunu engellemek için herkes elini taşın altına koymalı. Biz çocuklarımızın, torunlarımızın suyunu, toprağını ve körfezini kirletiyoruz” ifadelerini kullandı. Raporda ayrıca bromür, alüminyum, demir ve bakır gibi parametrelerin tüm örneklerde çevresel kalite sınırlarının üzerinde olduğu vurgulanıyor. Bu bulguların, Gediz Nehri’nde hem organik hem de endüstriyel ve tarımsal kaynaklı kirlilik baskısının aynı anda etkili olduğunu gösterdiği ifade ediliyor.

Kaynak: BÜLTEN

0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Bir Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.