Dinçer, “Büyükşehir, 967 milyon TL’nin kesinleşmiş bir borç gibi gösterse de ortada hukuken kesinleşmiş bu tutarda borç bulunmuyor. Açıklanan rakamın önemli bölümünü, hesaplama yöntemi ve hukuki dayanağı tarafımızca yargıya taşınmış ecrimisil tahakkukları oluşturmaktadır. İptal davaları devam eden ihtilaflı tutarların, kesinleşmiş bir kamu alacağı ve tartışmasız şirket borcu gibi sunulmasını doğru bulmuyoruz” dedi.
“SÖZLEŞMEYE GÖRE ÖDENMESİ GEREKEN TUTAR 54 MİLYON TL”
İZOTAŞ’ın 2024 yılı brüt cirosunun 252 milyon 972 bin TL, dönem kârının ise 49 milyon 685 bin TL olarak gerçekleştiğini hatırlatan Dinçer, Büyükşehir’in ise 2024 yılı için ecrimisil tutarının 305 milyon 94 bin TL olduğunun altını çizdi. Dinçer, “Oysa sözleşmeye göre, Büyükşehir’e ödenmesi gereken bedel, 2024 yılı için 33 milyon 635 bin TL” dedi.
2025 yılı brüt cironun da 382 milyon 185 bin TL, dönem kârının 99 milyon 30 bin TL olduğunu; buna karşılık belediyenin aynı yıl için 508 milyon 591 bin TL ecrimisil tahakkuk ettirdiğini belirten Dinçer “Yine sözleşmeye göre ödenmesi gereken tutar burda, 54 milyon 41 bin TL. Dolayısıyla cironun da üzerinde bir ecrimisilin neden dava konusu olduğu da çok açık şekilde ortada. Kaldı ki sözleşme kapsamında borcun yaklaşık 75 milyon lirası da Büyükşehir tarafından tahsil edilmiş durumda” diye konuştu.
“FAALİYETLERİN ETKİLENMEDİĞİ SÖYLENEMEZ”
Belediyenin haciz işlemlerinin otogarın işleyişini aksatmadığı yönündeki açıklamasına da karşılık veren Dinçer, günlük hasılatı haczedilen ve işletme malları kaldırılan İZOTAŞ’ın faaliyetlerinin etkilenmediğinin ileri sürülemeyeceğini söyledi. Dinçer, “İZOTAŞ’ın günlük gelirine yönelik bir yandan haciz sürerken diğer taraftan da idari ve operasyonel faaliyetlerde kullanılan taşınırların da haczedilmesi, işletme kapasitesini kaçınılmaz olarak zayıflatır. Seferlerin tamamen durmamış olması, ulaşım hizmetinin etkilenmediği veya ilerleyen süreçte aksamayacağı anlamına gelmez. Mali kaynakları ve işletme araçları elinden alınan bir yapının 24 saat kesintisiz hizmet vermesinin nasıl sürdürüleceği açıklanmalıdır” dedi.
Dinçer, haciz uygulamalarının yalnızca İZOTAŞ’ı değil; otobüs firmalarını, terminal esnafını, çalışanları, kargo işletmelerini ve yolcuları ilgilendirdiğini belirterek şunları söyledi:
“Esnafın o gün dükkânını açabilmesi, mağduriyet yaşanmadığı anlamına da gelmez. Otogarın gelir kaynaklarının kesilmesi, işletme araçlarının haczedilmesi ve terminalin geleceğinin belirsizliğe sürüklenmesi burada çalışan herkesi etkiler. Mağduriyet, otobüs seferleri tamamen durduktan sonra başlamaz. Hizmetin sürdürülebilirliğini ortadan kaldıran mali ve operasyonel müdahalelerle birlikte başlar”
İZOTAŞ’ın kamu alacaklarının hukuki yollarla tahsiline karşı çıkmadığını, itirazlarının ihtilaflı tutarların kesinleşmiş borç gibi sunulmasına ve hizmetin devamını tehlikeye düşürecek uygulamalara yönelik olduğunu belirten Dinçer, “İzmir’in ihtiyacı, ihtilaflı rakamlar üzerinden bir borçlu algısı oluşturmak değil; hukuki denetime, şeffaflığa ve ölçülülüğe dayalı bir çözüm üretmektir. Ulaşım hizmetini, esnafı ve çalışanları korumanın yolu da bu süreci müzakereyle yürütmektir” dedi.
0 Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın