- İzmir
- 12.01.2026 17:00
Kar suyu alarm verdi: Doğal rezervler erken erimeyle tükeniyor
Batı Balkanlar’dan Karadeniz havzasına, Anadolu’nun yüksek dağlarından Kafkaslar ve Zagros Dağları’na uzanan geniş coğrafyada doğal olarak depolanan kar sularının, erken erime nedeniyle ciddi kayıplar yaşadığı ve su kaynaklarını yeterince besleyemediği tespit edildi.
- Oluşturulma Tarihi :
- Güncelleme Tarihi :
- Kaynak : AA
İzmir Bakırçay Üniversitesi Coğrafya Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Şermin Tağıl ve çalışma arkadaşları, Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi’nden elde edilen veriler doğrultusunda 1950-2025 yıllarını kapsayan 75 yıllık iklim verisini mercek altına aldı.
Çalışmada, karın yeryüzünde oluşturduğu beyaz tabakadan çok, su kaynaklarını doğrudan besleyen ve kar örtüsünde depolanan toplam su miktarını ifade eden “kar su eşdeğeri” kavramı esas alındı. Araştırma kapsamında Türkiye ve Avrupa’daki yüksek dağlık bölgelerde biriken ve “su sermayesi” olarak tanımlanan bu rezervlerin uzun dönemli değişimi incelendi.
Yağışların kar şeklinde düşmesine rağmen, artan kış sıcaklıkları nedeniyle karın zeminde tutunamadan hızla erimesiyle ortaya çıkan ve “sıcak kar kuraklığı” olarak adlandırılan sürecin etkileri detaylı biçimde değerlendirildi.

TÜRKİYE, KITALAR ARASI “KAR KURAKLIĞI KUŞAĞI”NIN ODAĞINDA
Araştırma bulgularına göre, 1975 yılından itibaren hissedilmeye başlanan kuraklık belirtileri, 2000’li yıllarla birlikte Batı Balkanlar’dan Karadeniz havzasına uzanan, Anadolu’nun yüksek dağlık kesimlerinden geçerek Kafkaslar ve İran-Irak sınırındaki Zagros Dağları’na kadar devam eden kıtalar arası bir “kar kuraklığı kuşağı”na dönüştü.
Türkiye’nin, Avrupa genelinde giderek genişleyen bu kar kuraklığı riskinin ve kıta boyunca uzanan büyük kuraklık koridorunun tam merkezinde yer aldığına dikkat çekilen çalışmada, “doğal su kuleleri” olarak nitelendirilen yüksek dağlık alanlarda kar su eşdeğerinin belirgin biçimde azaldığı saptandı.
Bu azalmanın yalnızca kar yağışındaki düşüşten kaynaklanmadığı, asıl kaybın yağan karın yerde kalabilen ve suya dönüşebilen kısmındaki kar su eşdeğerinin hızla gerilemesinden doğduğu vurgulandı. Ayrıca kar örtüsündeki azalmanın geçici bir durum olmadığı, özellikle Doğu Anadolu’da yer yer kalıcı hale gelen ve zamanla alan olarak genişleyip yoğunlaşan kar kuraklığı kümelerine dönüştüğü belirlendi.
Araştırmacılar, kar su eşdeğerindeki bu gerilemenin uzun vadede içme suyu kaynakları, tarımsal faaliyetler ve enerji üretimi üzerinde ciddi baskılar oluşturabileceği uyarısında bulundu.
Prof. Dr. Şermin Tağıl, doktor öğretim üyesi Çağan Alevkayalı ve araştırma görevlisi Nami Yurtseven ile birlikte yaklaşık 1,5 yıldır son 75 yıla ait kar su eşdeğeri verileri üzerinde kapsamlı analizler yürüttüklerini ifade etti.
Sorunun karın yağmaması değil, karın taşıdığı su miktarının azalması olduğunu vurgulayan Tağıl, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
"Kar yağdığında seviniyoruz ama bizim için tehlikeli, gizli bir risk söz konusu. Bu da 'sıcak kar kuraklığı' dediğimiz bir risk. Kar yağıyor ancak hava karı saklayacak kadar soğuk olmadığı için erken erime başlıyor ve doğal su bankamızın da beslenmesi riske giriyor. Önemli olan karın su taşıma kapasitesi. Analizlerimiz, 1975'ten itibaren kar kuraklığının bölgemizde etkili olmaya başladığını, 2000 yılından sonra ise Avrupa'dan Anadolu'ya uzanan geniş bir kar kuraklığı kuşağının oluştuğunu gösteriyor. Türkiye bu kuşağın tam merkezinde yer alıyor. Bu yıl ülkemizde ocak, şubat aylarında kar yağışı bekliyoruz ama mart ve nisan aylarında güneyden gelebilecek bir sıcak hava kütlesi, bu karın barajlarımızı yani su rezervlerimizi, su bankamızı beslemeden sistemden çekilmesine neden olabilir."

"YENİ SU YÖNETİMİ POLİTİKALARI ÖNEMLİ"
Tağıl, özellikle 1000-1500 metre yükselti aralığındaki dağlık alanların önemli doğal su kuleleri olduğuna değinerek, "Bu alanlarda kar su eşdeğerinde son 20 yılda yaklaşık yüzde 30 azalma tespit ettik. Kar yağıyor ancak hava, karı saklayacak kadar soğuk olmadığı için erken erime başlıyor ve doğal su bankamız yeterince beslenemiyor." şeklinde konuştu.
Küresel atmosferik süreçlerin de kar kuraklığı üzerinde etkili olduğunu belirten Tağıl, bu durumun Dicle ve Fırat gibi sınır aşan sular başta olmak üzere tarım, gıda güvenliği ve enerji sistemleri üzerinde ciddi baskılar oluşturduğunu söyledi.
Su planlamasının geçmiş iklim koşullarına göre yapılmasının riskleri artıracağına vurgu yapan Tağıl, "Kar su eşdeğerini merkeze alan yeni su yönetimi politikaları, erken uyarı sistemleri ve alternatif depolama çözümleri hayati önem taşıyor." değerlendirmesinde bulundu.
Kaynak : AA