YUSUF ÇAĞIRTEKİN-ÖZEL HABER - Dünyaca ünlü yönetmen Christopher Nolan’ın yönettiği; Matt Damon, Tom Holland, Anne Hathaway, Robert Pattinson, Zendaya ve Charlize Theron gibi oyuncuların yer aldığı The Odyssey filmi, binlerce yıllık Homeros destanlarını yeniden popüler kültürün merkezine taşıdı. Film, İzmir’in Homeros’la kurduğu tarihsel bağı yeniden gündeme getirirken; ne yazık ki Bornova’daki Homeros Mağaraları bugün hâlâ turistlerin düzenli olarak ziyaret ettiği bir rota değil.

TUR PROGRAMLARINDA YOK
Nolan’ın filmi ile Homeros’un İzmir’de yaşadığına ilişkin tarihsel tartışmalar bir kez daha gündeme gelirken; Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın resmi kaynaklarında Bornova’daki mağaranın Homeros’un yaşadığı varsayılan alan olduğu belirtiliyor ve Homeros Vadisi’nin “dünya insanlığı için bir çekim merkezi” yapılmasının hedeflendiği ifade ediliyor. Bakanlığın resmi turizm rotalarında Homeros Vadisi yer almasına rağmen, sahadaki turizm profesyonelleri mağaraların mevcut tur programlarında pek de yer almadığını ve turistlerden Homeros Mağarası’na yönelik henüz belirgin bir talep gelmediğini aktarıyor.

ADI BİLE DEĞİŞTİRİLMEK İSTENDİ
Komşu Yunanistan, yıllardır sahiplendiği Homeros’u, filmin ardından bu durumu lehine çekmek amacıyla turizm çalışması başlatırken; Odysseus’un evi olduğuna inanılan ada İthaka, turistlerin yeni rotalarına girmeye başladı. Yerel yönetim ve turizm çevreleri gelecek sezon ciddi bir ziyaretçi artışı bekliyor. Hatta Yunanistan hükümeti filmin ülkedeki çekimlerini 6 milyon avroluk kamu desteğiyle destekledi.
Bizde ise durum ne yazık ki tam tersi. Bakanlığın insanlığın en büyük miraslarından biri olduğuna inanılan ve Efes’teki Meryem Ana gibi inanç turizmi alanında da potansiyel barındıran Homeros Vadisi’nin 2 yıl önce adı değiştirilmek istendi. 2024 yılında Bornova Belediye Meclisi’ne önerge veren AK Partili Meclis Üyesi Musa Çevik, İzmir'in kurtuluşunun simge isimlerinden olan yüzbaşı İbrahim Hakkı Bey'in Mustafa Kemal Atatürk’ün soy ad olarak verdiği Erginakın Vadisi olarak değiştirilmesini talep etti. Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, ise Homeros’un Yunanlılara ait olmadığını, yaşadığı en kuvvetli iddianın Bornova olduğunu belirterek Çevik’e “Ne siz söylemiş olun ne ben duymuş olayım” yanıtını vermişti.
Peki Homeros gerçekten İzmirli mi? Vadi ve mağaralar neden halen turizmde yeterli değeri göremedi? Homeros’un taşıdığı potansiyel İzmir ve ülkemiz için ne anlama geliyor. Uzmanlar bu soruların cevaplarını verdi.

İKİ BELİRGİN BULGU
Homeros ve İzmir kavramları ilk olarak ünlü ozanın gerçekten bu kentte yaşayıp yaşamadığı sorusunu doğuruyor. Son dönemde “Destanların Doğduğu Yer: Bornova Homeros Mağaraları” isimli kitabını yayımlayan Kent Tarihçisi Altan Altın, Homeros'un İzmirli ya da bu toprakların insanı olduğuna kendisini ikna eden ve pek çok tarihçinin de ortak fikrinin; Homeros'un asıl adı Melegenges. Yani Meles'in çocuğu olduğunu söyledi. Altın, ikinci olarak ise Homeros'un dillendirildiği zaman, ezberletildiği zamanlardaki dilin çok belirgin olarak bu topraklardaki İyon ve Ayol dillerinin bir karması gibi olduğuna dikkat çekiyor.
Altın, buna karşın Homeros’un İzmirli olup olmadığı tartışmasının çok geride kaldığını Heredot ve Skylax gibi isimlerin de Homeros’un İzmirli olduğunu yazdığını belirtti. Batı Edebiyatı’nın kökeni olarak gösterilen Homeros’u herkesin paylaşmasının doğal bir şey olduğunu belirten Altın, İzmir’de Homeros’un lokal bir paylaşamama hali olduğunu da belirterek “Gaziemirliler de ‘Homeros bizimdir’ diyor. Ama Bornova'daki Homeros mağaralarının ekstrem bir durumu var” ifadelerini kullandı.

BRITISH MUSEUM’DAKİ RÖLYEF
Bornova’daki Homeros Mağaraları’nın Homeros ile ilişkisine değinen ve yaptığım araştırmalardan bahseden Kent Tarihçisi Altın, 30’dan fazla gezginin mağaraları seyahatnamelerinde kaydettiği ve bölgenin geçmişte önemli bir ziyaret noktası olduğunu açıkladı.
Ayrıca British Museum’da bulunan yaklaşık 2 bin 300 yıllık, bir rölyefin Homeros’un tanrılaştırılmasını konu aldığını, mağara ve tepe tasvirinin Bornova’daki mağaralarla dikkat çekici benzerlik taşıdığını dile getirdi. Altın, “Bu bulgular, mağaraların yalnızca halk söylencesiyle değil, tarihsel ve kültürel izlerle de Homeros’la ilişkilendirildiğini göstererek alanın kültürel miras ve turizm açısından önemini artırıyor” dedi.

İKİNCİ MERYEM ANA OLMA POTANSİYELİ
Christopher Nolan'ın Odyssey filmi ile Homeros’un yeniden küresel bir kültür figürüne dönüşmesi Homeros’u İzmir’in yeterince değerlendiremediği eleştirilerini beraberinde getirdi. Altın, bu durumun farkında bile olunmadığını belirterek “Özellikle 1960 ve 1970’lerden sonra Bornova’ya gelen yoğun göçle birlikte kentin kendi kültürüyle büyümeyen bir nüfus oluştuğu için Homeros da yeterince tanınmadı. Buna rağmen geç kalmış değiliz; Homeros Mağaraları yerinde duruyor ve doğru tanıtım, ulaşım ile basit düzenlemeler yapılması halinde buranın çok büyük bir turizm potansiyeline sahip olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.
Altın ayrıca bölgenin önemini daha iyi anlatmak için “Hatta buranın, Homeros’un Batı kültüründeki tarihsel ve ahlaki konumu nedeniyle ‘ikinci Meryem Ana’ olabilecek bir destinasyona dönüşebileceğini düşünüyorum; benim muradım da bu toprakların hak ettiği ihtimamı görmesi” ifadelerini kullandı.

REHBERLERİN GÖZÜNDEN HOMEROS
Sahadaki gerçekliğe değinen turist rehberleri ise 2800 yıllık bir tarihi değeri olduğuna inanılan Homeros’a tur programlarında yer verilmediğine dikkat çekiyor. Buca turlarında Homeros’un İzmir ve Meles Çayı ile ilişkisini anlattığını belirten Profesyonel Turist Rehberi Kemal Şendikici ve Turist Rehberi Hanry Balandı, misafirlerin ilgisinin genellikle bu anlatım sonrasında oluştuğunu ancak Homeros Mağarası’nın mevcut tur programlarında yer almadığı için ziyaret edilmediğine dikkat çekti. Homeros’a giderken seyahat anlamında herhangi bir zorluk yaşanmayacağına dikkat çeken rehberler yalnızca merdivenli parkur nedeniyle ziyaretçinin yaşı ve fiziksel durumu dikkate alınacağını ifade etti.

Christopher Nolan’ın The Odyssey filminin vizyona girmesiyle turistlerin Homeros, Odysseia veya İzmir’deki mağarayla ilgili sorularında henüz bir değişiklik gözlemlemediğini belirten rehberler, “Kültür ve Turizm Bakanlığı, İzmir Valiliği, belediyeler ve Türkiye Gelişim Ajansı ortak bir tanıtım çalışması yürütmeli. Güvenli yürüyüş parkuru, korkuluklar, yönlendirme levhaları ve bilgilendirme panoları hazırlanmalı. Ziyaretçilere Homeros’u anlatan kısa bir sinevizyon gösterilmeli ve mağara, Homeros temalı bir İzmir kültür rotasına dâhil edilmelidir” ifadelerini kullandı.

BÜYÜK BÖLÜMÜ ANADOLU COĞRAFYASINDA…
Peki bu bölgenin tanıtımı için Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) ne diyor? Homeros’un İlyada ve Odyssey destanları Batı Kültürü’nün temeli sayılan eserler olduğuna dikkat çeken TGA Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet İşler, Odyssey’deki olayların büyük bölümü Anadolu coğrafyası, uzantısı adalar ve kıyılarında geçtiğine dikkat çekerek “Bu durumu coğrafyamızın tarihi ve kültürel zenginliği olarak değerlendiriyor ve ülke ve bölge tanıtımında çeşitli şekillerde kullanıyoruz” diye konuştu.

BÜTÇENİN ELVERDİĞİ ÖLÇÜDE…
TGA’nın temel görevinin Türkiye’nin uluslararası turizm markasını güçlendirmek, İzmir’in kültür turizmi tanıtımında Homeros bugün hak ettiği ağırlığa sahip olmamasının nedenlerine değinen İşler, “Türkiye 783 bin 500 kilometrekareyi aşan yüzölçümü ve hemen her kilometre karesinde barındırdığı çok sayıda tarihi eser ve kültürel değerleriyle büyük ve zengin bir ülke. Her bölge kendi değerlerinin öncelikli olarak tanıtılmasını arzu etmektedir. TGA ise bunları talepler, dünya insanından gördüğü ilgi, turizme öncelikli katkıları gibi konuları dikkate alarak bütçesinin elverdiği ölçüde tanıtmaya çalışmaktadır” değerlendirmesinde bulundu.
“Homeros’un İzmir’le bağlantısı düşünüldüğünde, İzmir’in kültür turizmi tanıtımında hak ettiği ağırlığa sahip olmadığını söyleyebiliriz” diyen İşler, “Bunun temel nedeni olarak ta tanıtımı gereken kültür varlıklarının çokluğu, tanıtımda öncelikler ve bütçe imkanlarının sınırlılığını sayabiliriz” ifadelerini kullandı.

BAKANLIK GİRİŞİMLERDE BULUNDU
Homeros gibi kültürel değerlerin birden çok kültür tarafından paylaşılamaması nedeniyle tanıtım savaşlarına girdiği alanlar olduğuna vurgu yapan İşler, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Odyssey filminin, hikayenin geçtiği gerçek topraklarda çekilmesi için yapımcılar ve yönetmen nezdinde girişimlerde bulunduğunu ama film setlerinin maalesef Fas, İtalya, İskoçya, İzlanda, Yunanistan gibi ülkelerde kurulduğuna dikkat çekti.
İşler, “Bornova’daki Homeros Vadisi ve Homeros Mağarası’nın bilinirliği film sayesinde daha da arttı ama tanıtımda geç kalındığını düşünmek yerine, yapılması gerekeni yapmak gerekir diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
TURİZM DALGASI OLUŞMASINI İSTERİZ
Film ülkemizde çekilmese de Homeros üzerine çalışmalar yapmaya devam ettiklerini dile getiren İşler,
küresel çapta ilgi gören filmlerin ilgili ülke ve bölge turizmini önemli oranda ve olumlu etkilediği ve bu eğilimin devam edeceğinin de görüldüğünü dile getirdi.
Turizmin son yıllarda sadece deniz, kum, güneş anlayışından çıkarak doğal, tarihi, kültürel, gastronomi, sağlık, spor, geriatri ve deneyim kimlikleriyle çeşitlendiğini belirten İşler, “Antik kentler üzerinden bir turizm dalgası oluşmasını turizmciler olarak çok isteriz. Krizlere ve olumlu olumsuz olağanüstü durumlara direnç ve tecrübe kazanmış bir sektör olarak bu dalganın gereğini yapacağımıza inanıyorum” şeklinde konuştu.

MİTOGRAFİ ROTASI OLUŞTURUYORUZ
Mağaraların bulunduğu bölge büyük bir potansiyel barındırırken; bölgenin yerel idaresi de bu hazinenin farkında ama kaynak yetersizliği ve bürokratik yetki alanı sınırlaması ile eli kolu bağlı. The Odyssey filminin dünya gündemine yeniden taşıdığı Homeros’u Bornova açısından küresel ölçekte bir fırsatın kapısını araladığını savunan Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, bir Mitografi Rotası üzerinde çalıştıklarını açıkladı.
Eşki, “Bildiğiniz gibi Homeros Bornova’da yaşadığı, bu efsanevi eserleri de burada yazdı. Lord Byron, Gustave Floubert ve Pierre Loti gibi pek çok isim bu amaçla Bornova’ya geldi ve yaşadığı mağaraları gezdi. Biz de Homeros Mağaraları’nı merkeze alan içinde içinde dijital rehberlerin, artırılmış gerçeklik (AR) destekli bilgilendirme panolarının ve tematik yürüyüş yollarının olduğu uluslararası bir Mitografi Rotası üzerinde çalışıyoruz” dedi.
BORNOVA’YA DAVET EDİYORUM
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Homeros Vadisi’ni ‘dünya insanlığı için bir çekim merkezi’ haline getirme hedefi koymasını memnuniyetle karşıladık ancak maalesef şu ana kadar atılmış somut bir adım olmadığını vurgulayan Başkan Eşki, “Neticede bu küresel bir çekim merkezi haline gelmek için yapılacak çalışmalar bir ilçe belediyesinin mütevazı imkanlarının çok daha üstünde olacaktır.
Homeros bu toprakların, Anadolu’nun büyük bir ozanı ve değeridir” dedi.
2024 yılındaki isim değişikliği önerisine dair de konuşan Eşki, “Her ne kadar bizim belediye meclisimizde iktidar partisine mensup meclis üyelerinin-bakanlığın vizyonuna da aykırı biçimde- Homeros Vadisi adını değiştirmek için teklifte bulunması gibi yol kazaları yaşanmış olsa da; Homeros hem Türkiye’nin hem İzmir’in hem de Bornova’nın tanıtımına büyük bir katkısı olacaktır.
Dünyanın hayran olduğu, tarihten edebiyata ve sanatın her dalına kadar büyük etkiler yaratmış olan Anadolu’nun büyük ozanı Homeros’u Bornova’nın ne geçmişinden ne de geleceğinden silmek mümkün değildir. Homeros’un izini sürmek isteyen herkesi onun yaşadığı, ilham bulduğu ve nefes aldığı topraklara, yani Bornova’ya davet ediyorum” ifadelerini kullandı.

HOMEROS İZMİR’DEN AYRI DÜŞÜNÜLEMEZ
İzmir Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sanat Daire Başkanı Yener Ceylan da Homeros’un İzmir’den ayrı düşünülemeyeceğini belirterek, İlyada ve Odysseia’nın binlerce yıldır insanlığın ortak duygularını anlattığını vurguladı. Homeros’un yalnızca edebiyatı değil, tiyatrodan müziğe pek çok sanat dalını etkileyen evrensel bir değer olduğunu ifade eden Ceylan, bu mirasın İzmir’in geçmişiyle bugünü arasında güçlü bir bağ kurduğunu söyledi. Ceylan, Homeros’un bu topraklarla olan bağının korunmasının İzmir’in kültürel belleği açısından da büyük önem taşıdığını dile getirdi.

HOMEROS İZMİR İÇİN REFERANS OLABİLİR
İzmir Ekonomi Üniversitesi, Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi, Mimarlık Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şebnem Gökçen ise Homeros’un İzmir’in kültür tarihini tamamlayan evrensel bir figür olduğuna dikkat çekerek, İlyada ve Odysseia’nın dünya ölçeğinde bilinen ve Batı edebiyatı ile epik geleneğin kurucu eserleri arasında kabul edildiğini belirtti.
Homeros’un bu topraklarda yaşamış olmasının İzmir’i antik dünya edebiyatının merkezlerinden biri haline getirdiğini ifade eden Gökçen, bu bağın yalnızca bir edebiyat mirası ya da aidiyet tartışması olarak görülmemesi gerektiğini söyledi. Gökçen, Homeros’un İzmir’in farklı medeniyetlere ev sahipliği yapan çok kültürlü geçmişini tescilleyen ve kentin gelecekteki kültürel kimliğinin inşasında referans oluşturabilecek evrensel bir değer olduğunu vurguladı.

AVANTAJA ÇEVRİLEBİLİR
Tarihsel kimliklerin, bir kentin yalnızca fiziki mekanlarını değil, aynı zamanda toplumsal hafızasını ve aidiyet bağlarını nesiller boyu taşıyan güçlü kültürel simgeler olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Gökçen, Homeros gibi kurucu figürlerin kentin sokaklarına, eserlerine, binalarına, kültürel aktivitelerine ve ortak belleğine kazınarak/yansıtılarak kentsel/kültürel kimliği farklı ve hedeflenen bir aidiyet ve temsiliyet boyutuna taşıyabileceğinin altını çizdi.
Gökçen, Homeros’a dair kesin arkeolojik kanıt eksiklerinin bir dezavantaj değil de aksine merak uyandıran kentin kültürel kimliğini canlı tutan, İzmirlilerin aidiyet duygularını pekiştiren ve kente edebiyat eksenli nitelikli bir turist profili çeken bir unsur olarak kurgulanabileceğini söyleyerek önemli bir noktaya dikkat çekti.

ZİYARETÇİ SAYISI YÜZDE 40 ARTABİLİR
The Odyssey gibi büyük yapımların antik miras alanlarına yönelik ilgiyi ciddi ölçüde artırabileceğini belirten Prof. Dr. Gökçen, bu etkiyi “ekran turizmi” olarak tanımladı. Film endüstrisinin destinasyonlarda ziyaretçi sayısını yüzde 25 ila 40 arasında artırabildiğine dikkat çeken Gökçen, Yüzüklerin Efendisi ve Outlander gibi yapımlardan örnekler verdi.
Ancak bu tür yapımların ani bir turizm talebi oluşturduğunu vurgulayan Gökçen, oluşabilecek ekran turizmi dalgasının karşılanabilmesi için kültür alanlarının altyapısının önceden planlanması ve yapılandırılması gerektiğini söyledi.
İzmir’in dağınık halde bulunan antik miras alanlarının Homeros ekseninde bütüncül bir kültür rotasına dönüştürülmesinin önemli bir deneyim alanı yaratabileceğini belirten Prof. Dr. Şebnem Gökçen, günümüzde turistlerin artık yalnızca tarihi mekânları görmek yerine hikâyenin bir parçası olmayı istediğini söyledi.
Kültür rotalarının ortak bir tarih ve tema etrafında mekânları birbirine bağlayan stratejik ağlara dönüştüğünü ifade eden Gökçen, Likya Yolu örneğini hatırlattı. Gökçen, Homeros’un ana temayı oluşturduğu uluslararası standartlarda bir rotanın İzmir’in yerel değerlerini küresel deneyim ekonomisine taşıyabileceğini vurguladı.
Odysseus’un binlerce yıl önce çıktığı yolculukta nihayet evine dönmesiyle başlayan hikâye bugün sinema perdesinde yeniden hayat bulurken, Homeros’un İzmir’deki hikâyesi henüz aynı sona ulaşmış değil. Dünyanın yeniden keşfetmeye hazırlandığı büyük ozanın bu topraklardaki izleri hâlâ yeterince görünür değil. Belki de şimdi asıl yolculuk, Odysseus’un değil, Homeros’un izini sürmekle başlayacak.
0 Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın