3 Ağustos 2026, Pazartesi 09:28
27°C İzmir

Orman yangınları havayı suyu ve üretimi vuruyor

Ege’de peş peşe çıkan orman yangınlarının yalnızca ağaçları değil; hava kalitesi, insan sağlığı, tarımsal üretim, su kaynakları ve biyolojik çeşitliliği de tehdit ettiğini söyleyen Çevre Mühendisi Ateş, “Yangınlar sadece ormanı değil, geleceği de yakıyor” dedi

  • Oluşturulma:
  • Güncelleme:
  • Kaynak: HABER MERKEZİ
Orman yangınları havayı suyu ve üretimi vuruyor haberinin görseli
9 dk okuma süresi

KEMAL ÖZKURT – ÖZEL HABER  Son günlerde Ege Bölgesi başta olmak üzere Türkiye’nin birçok noktasında peş peşe çıkan orman yangınları, sıcak hava, düşük nem ve kuvvetli rüzgarın etkisiyle kısa sürede büyüdü. Aydın Çine’deki yangın geniş bir alana yayılırken, bazı yerleşim yerleri tedbir amacıyla tahliye edildi, yurttaşlar ve hayvanlar güvenli bölgelere alındı. Balıkesir’de Gömeç, Susurluk, Erdek ve Marmara hattında çıkan yangınlara müdahale edilirken, Gömeç’te başlayan alevlerin İzmir Bergama sınırına kadar ulaştığı açıklandı. İzmir’de ise Foça ve Buca’daki yangınlar havadan ve karadan müdahaleyle kontrol altına alındı. Resmi açıklamalara göre 29 Temmuz’dan bu yana ülke genelinde yüzlerce yangına müdahale edilirken, Çanakkale, Balıkesir, İzmir, Manisa, Aydın, Muğla ve Antalya hattında sıcaklık ve rüzgar nedeniyle yangın riski arttı. Yangınların yalnızca orman varlığını değil, tarım alanlarını, hayvancılığı, hava kalitesini de tehdit ettiğini belirten İZ-AFED Çevre Komisyonu Başkanı Çevre Mühendisi Yakup Ateş, ormanların temiz hava, su kaynakları, biyolojik çeşitlilik, tarımsal üretim ve iklim dengesinin en önemli güvenceleri olduğunu söyledi. Bu nedenle orman yangınlarına karşı gösterilecek duyarlılığın yalnızca çevre bilinci değil, gelecek nesillere karşı ortak bir sorumluluk anlamı taşıdığına dikkat çeken Ateş, yangınların sadece ormanı değil, geleceği de yaktığını ifade etti.

DUMAN KİLOMETRELERCE TAŞINIYOR

Orman yangınlarının hava kalitesi üzerinde ciddi etkiler yarattığını belirten Ateş, yangınlar sırasında atmosfere yoğun miktarda ince partikül madde, karbon monoksit, azot oksitler ve çeşitli organik bileşiklerin salındığını söyledi. Ateş, “Orman yangınları sırasında atmosfere yoğun miktarda ince partikül madde, özellikle PM2.5 ve PM10, karbon monoksit, azot oksitler ve çeşitli organik bileşikler salınmaktadır. Bu kirleticiler hava kalitesini önemli ölçüde düşürebilmekte ve rüzgârın etkisiyle yangın bölgesinden kilometrelerce uzak alanlara taşınabilmektedir” dedi. Yangın dumanının kısa vadede insan sağlığı üzerinde doğrudan etkiler oluşturabileceğini belirten Ateş, gözlerde yanma, boğaz tahrişi, öksürük, nefes darlığı ve baş ağrısı gibi şikâyetlerin görülebileceğini ifade etti. Çocuklar, yaşlılar, hamileler, kronik solunum ve kalp-damar hastalığı bulunan kişilerin daha yüksek risk altında olduğunu söyleyen Ateş, uzun süre yoğun dumana maruz kalmanın solunum sistemi üzerinde kalıcı etkiler oluşturabileceğini ve mevcut kronik hastalıkları ağırlaştırabileceğini vurguladı. Ateş, yangın dönemlerinde hava kalitesi verilerinin takip edilmesi ve gerekli hallerde açık alanda uzun süre bulunulmaması gerektiğini söyledi.

- REKLAM -

YALNIZCA YANGIN ALANI ETKİLENMİYOR

Orman yangınlarının etkilerinin yalnızca yangının çıktığı alanla sınırlı olmadığını belirten Ateş, yangınların çevre, iklim ve toplum sağlığı üzerinde çok boyutlu sonuçlar doğurduğunu söyledi. Ateş, “Çevresel açıdan bakıldığında, yangınlar atmosferde sera gazı emisyonlarının artmasına neden olurken, ormanların karbon tutma kapasitesini de azaltmaktadır. Bu durum iklim değişikliğiyle mücadeleyi zorlaştıran unsurlardan biridir” dedi. Hava kalitesindeki bozulmanın toplum sağlığını etkileyebildiğini, ekosistem üzerinde de uzun vadeli sonuçlar doğurabildiğini ifade eden Ateş, toprak yapısının zarar görmesi, su kaynaklarının olumsuz etkilenmesi ve biyolojik çeşitliliğin azalmasının bu sonuçlardan bazıları olduğunu söyledi. Ateş, “Bu nedenle orman yangınları yalnızca bir yangın olayı değil; çevre, iklim, halk sağlığı ve doğal kaynak yönetimi açısından çok yönlü değerlendirilmesi gereken bir afet türüdür” ifadelerini kullandı.

EKOSİSTEM YILLARCA TOPARLANAMAYABİLİR

Ormanların yalnızca ağaçlardan oluşmadığını vurgulayan Ateş, yangınların çok sayıda canlı türünü ve yaşam döngüsünü etkilediğini söyledi. Ateş, “Orman ekosistemleri yalnızca ağaçlardan oluşmaz. Kuşlar, memeliler, sürüngenler, böcekler, mantarlar, mikroorganizmalar ve çok sayıda bitki türü aynı yaşam ağının parçalarıdır” dedi. Yangınlar sonucunda birçok canlının doğrudan etkilendiğini belirten Ateş, hayatta kalan türlerin de beslenme, üreme ve barınma alanlarını kaybedebildiğini söyledi. Topraktaki faydalı mikroorganizmaların ve organik maddenin de zarar görebildiğini ifade eden Ateş, ekosistemin yeniden dengelenmesinin yangının şiddetine, alanın özelliklerine ve doğal koşullara bağlı olarak uzun yıllar alabileceğini belirtti. Ateş, bu süreçte doğal yenilenmenin desteklenmesi, erozyonun önlenmesi, su kaynaklarının korunması ve biyolojik çeşitliliği gözeten restorasyon uygulamalarının büyük önem taşıdığını söyledi.

KOZAK’TA ÜRETİM DE RİSK ALTINDA

Bergama ve Kozak Yaylası gibi çam fıstığı üretimiyle öne çıkan bölgelerde yaşanan yangınların yalnızca çevresel değil, tarımsal ve ekonomik etkiler de yaratabileceğini belirten Ateş, “Kozak Yaylası ülkemizin önemli çam fıstığı üretim merkezlerinden biridir. Bu tür alanlarda meydana gelen yangınlar yalnızca orman varlığını değil, aynı zamanda bölgenin ekonomik ve sosyal yapısını da etkileyebilir.
Çam fıstığı üretiminde kullanılan ağaçların zarar görmesi üretim miktarında azalmaya yol açabilir. Bunun yanında arıcılık faaliyetleri, yaban hayatı, toprak yapısı ve bölgedeki doğal denge de etkilenebilir. Ormanlar aynı zamanda su rejiminin korunmasına, erozyonun azaltılmasına ve yerel iklimin dengelenmesine katkı sağlar. Bu nedenle bu alanların korunması yalnızca tarımsal üretim açısından değil, doğal kaynakların sürdürülebilir yönetimi açısından da önem taşımaktadır” dedi.

- REKLAM -

AĞAÇLANDIRMA TEK BAŞINA YETMEZ


Yangın sonrası ağaçlandırma çalışmalarının iyileşme sürecinin önemli bir parçası olduğunu ancak tek başına yeterli olmadığını belirten Ateş, “Ekosistemin yeniden sağlıklı şekilde gelişebilmesi için öncelikle alanın bilimsel olarak ilgili mühendislik ve doğa bilimleri uzmanlarınca değerlendirilmesi gerekir. Toprak yapısının korunması, erozyon riskinin azaltılması, doğal bitki örtüsünün izlenmesi, yaban hayatının desteklenmesi ve doğal türlerin korunması restorasyon sürecinin temel unsurlarıdır.
Her yangın alanının kendine özgü özellikleri bulunduğundan, uygulanacak yöntemlerin bilimsel veriler doğrultusunda planlanması ve uzun dönemli olarak izlenmesi önem taşımaktadır” diye konuştu. 

RİSK AZALTMA ÇALIŞMALARI GÜÇLENMELİ

Orman yangınlarının artık yalnızca Türkiye’nin değil, dünyanın ortak çevre ve afet sorunlarından biri haline geldiğini belirten Ateş, Fransa, İspanya, Kanada, Yunanistan ve Akdeniz havzasındaki birçok ülkede günlerce süren büyük yangınlar yaşandığını hatırlattı. İklim değişikliğinin etkisiyle yükselen sıcaklıklar, uzayan kurak dönemler, düşük nem oranı ve kuvvetli rüzgârın yangınların daha hızlı yayılmasına ve kontrol altına alınmasının güçleşmesine neden olduğunu ifade eden Ateş, yangınların küresel ölçekte değerlendirilmesi gereken çevresel bir risk olduğunu söyledi. Yangınla mücadelede en önemli yaklaşımın, yangın çıktıktan sonraki müdahale kadar yangın öncesi risk azaltma çalışmalarının da güçlendirilmesi olduğunu vurgulayan Ateş, “Günümüz afet yönetimi anlayışı, afet meydana geldikten sonra müdahale etmeyi değil, afet gerçekleşmeden önce riskleri belirlemeyi ve gerekli önlemleri almayı esas almaktadır” dedi. Toplumun yangın riskleri konusunda bilinçlendirilmesi, erken uyarı ve izleme sistemlerinin geliştirilmesi, meteorolojik ve iklim verilerinin risk analizlerinde daha etkin kullanılması, kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi ve afet farkındalığının artırılması gerektiğini belirten Ateş, yangın sonrası ekolojik izleme, toprak ve su kaynaklarının korunması ve doğal kaynakların sürdürülebilir yönetimine ilişkin çalışmaların da uzun vadede önem taşıdığını söyledi.

Kaynak: HABER MERKEZİ

İlkses Gazetesi'nden sıcak gelişmeleri anında öğrenmek için Google Haberler'de bizi takip edin! Google News'te Abone Ol

0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Bir Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.