- İzmir
- 09.01.2026 19:51
Vali Elban’dan İzmir’in kronik sorunlarına net mesaj: Su ve otopark sıkıntısı gündemde
İzmir Valisi Süleyman Elban, kentte yaşanan su sıkıntısına dikkat çekerek denizden arıtılmış suyun kaçınılmaz bir alternatif olduğunu vurguladı. Elban, şehir yaşamını rahatlatacak projeler arasında katlı otoparkların da önemli bir ihtiyaç olduğuna işaret etti
- Oluşturulma Tarihi :
- Güncelleme Tarihi :
- Kaynak : BÜLTEN
İzmir Valisi Süleyman Elban, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü kapsamında basın mensuplarıyla bir araya geldi. Gazetecilikte dijitalleşme ve etik tartışmalarına değinen Elban, konuşmasının ardından kentin temel sorunlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Küresel ısınma ve iklim değişikliğinin İzmir’i ciddi bir su kıtlığıyla karşı karşıya bıraktığını belirten Elban, “En büyük şansımız deniz. Denizden su alıp onu kullanmamız gerekiyor” dedi. Kent içi ulaşım ve park sorunlarına da değinen Elban, özellikle katlı otopark gibi çözümlerin şehir yaşamını rahatlatacak adımlar arasında yer aldığını ifade etti.

FERAGATTE BULUNACAKSINIZ
Programda yaptığı konuşmada dijitalleşmeye vurgu yaparak yapay zeka ve teknolojik gelişmelerin gazetecilik mesleğinde ‘etik’ konusunda tehlike yarattığına dikkat çeken Elban, gazeteciliğin ‘sevgiyle bağlılık’ olmadan yapılamayacak bir meslek olduğunu belirtti. Elban, “Gazetecilik mesleğini uzun yıllardan beri yapıyorsunuz. Ancak geriye dönüp baktığımızda bu meslek çok keyifli bir meslek. Böyle bir aşk olmasa bu zorlu meslek ya yapılmaz ya da hakkıyla yapılmaz. Ancak bir mesleğe aşkınız olacak ki oradaki zorluklara ve güçlüklere katlanabileceksiniz. Sağlığınızdan, ailenizden her şeyinizden feragatte bulunacaksınız” sözlerine dikkat çekti. Dijital gelişmelerin habercilik konusunda olumsuz etki yarattığını kaydeden Elban, kalifiye işin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirterek şunları söyledi: “Dünyada, dijital dönüşümün, teknolojideki gelişmeler ve iletişimdeki değişim, birçok alışkanlığı ve tavrı etkiliyor. Ama en çok da fedakarlık mesleği dediğimiz basın dünyasını etkiliyor. Çünkü o haberlerin alınması, kaynağına inilmesi, meslek büyüklerinin süzgecinden geçirilmesi sürecinden şimdi artık hiçbir gazetecilik eğitimi, terbiyesi olmayan birçok insan, sosyal medya üzerinden hiçbir etik kurallara sahip olmadan haber paylaşımı yapıyorlar. Bunu yaparken ne haber etiğini ne de kişisel hakları göz önünde bulunduruyor. Çünkü bu mesleği özünde benimseyerek meslek olarak yapan insanlar böyle bir terbiyeden geçtikleri için böyle şeylerle karşılaşmıyoruz. Bu, çok hızlı haber olarak sunulduğu için diğer yandan da doğru mudur bakalım, karşı tarafı zora bırakmayalım derken o haber eskiyor. Maalesef kötüyle iyinin arasında teknoloji kötünün lehine bir durum oluşturdu. Ayrıca yapay zekayla insanlar dilediği gibi haber yazıp dilediği gibi fotoğraf yaptırıyor. Herkesi dilediği kıyafetle, dilediği gibi konuşturabiliyor. Bu noktada haberi yapan kişi gerçek bir gazeteciyse bir endişemiz yok. Ama kimliğini, kişiliğini bilmediğiniz, meslekle alakası olmayan insanlar paylaştığında isterse doğru olsun inanmanız mümkün değil.”

TEKNOLOJİYE AYAK UYDURMANIN ZAMANI…
Gazetecilik mesleğinin dijitalleşme karşısında değerlerini koruyarak yoluna devam etmesi gerektiğinin altını çizen Elban, “Dolayısıyla dijitalleşmedeki gelişmeler birçok mesleği zor sokuyor, birçoğunu yok ediyor. Birçok meslek de dönüşüyor. Ama en çok yorulan ve sıkıntıya düşen meslek grubu basın grubu. O yüzden bu işte de çok süratli bir eylem alıp gelişen bu hızlı dünyada o gelişmelere ayak uydurup mesleğin etik değerlerini ve onurunu koruyarak ayakta durmak mecburiyetindeyiz. Aksi takdirde ya bu meslek bırakılmak zorunda kalınacak ya da bu meslek basın mensubu adı altında kötü işler yapan insanların elinde kalacak. Mutlaka bilim insanlarıyla, meslekteki duayen insanlarla ve konunun uzmanlarıyla bu konunun değerlendirilip dünyadaki hızlı gelişmelere ayak uydurup bu mesleği gelişen teknolojiye ayak uydurmanın zamanı geliyor ve geçiyor… Bu meslek doğru olmak ana ilke ama doğru haberi kimse sevmiyor. Bu zorluğu var. Yetiştirme zorluğu, günceli koruma zorluğu var. Yayınladığınızda da herkese ulaşıyor ve pardon deme imkanınız yok. Teknoloji dört bir yanda bu mesleği kuşatmış durumda. O yüzden bu konuda belki bizim ülkemize özgür bir model de olabilir ama bu konuda adım atılması gerektiğini düşünüyorum” değerlendirmesinde bulundu.
SU SORUNUNA DENİZ ÖNERİSİ
Konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Elban, kentteki su sorununa değinerek, “Küresel ısınma, iklim değişikliği iklim kuşağımızı su kıtlığıyla karşı karşıya bıraktı. Bizim de çok yönlü olarak bununla mücadele etme, tedbir alma, eski tavır ve davranışları terk etmemiz gerekiyor. Bununla ilgili ilkesel karar alınması gerekiyor. Mesela son iki ayda yağan yağmurlar yeraltı kaynaklarımızı ve barajlarımızı besleyen havzalara düşmedi. Ben İzmir’e atandıktan kısa süre sonra arkadaşlarla çalışmalara başladım. Sürekli çalışıyoruz ve alternatif çalışmalara bakıyoruz. Bir konuya saplanmanın gereği yok. Çok fazla alternatif var. Ama bir şekilde hızlıca adım atmamız gerekiyor. Temeldeki şeylerin çözülmesi gerekiyor. En büyük şansımız deniz. Denizden su alıp onu kullanmamız gerekiyor. Bugün denizden su arıtmayla İZSU’nun maliyeti hemen hemen aynı. Bu yüzden avantajımız olan alternatiflerde çok hızlı eylem alınması gerekiyor” önerisine yer verdi.
NET SAYI BELLİ DEĞİL
Öte yandan, 11.Yargı paketindeki infaz kanunuyla başlayan tahliyelerde İzmir ayağına da dikkat çeken Elban, “Kesin sayı hemen belli olmuyor. Çünkü ilgili kişi içeride yatıyor diyelim ve içerideyken kesinleşen başka cezası oluyor. O yüzden henüz net sayı belli değil ancak birkaç hafta sonra net sayı belli olur. Yararlanan sayısı belli ama dışarı çıkan sayısı onunla uyuşmuyor” dedi.
SAĞLIKTA İYİ BİR YERDEYİZ
Kent genelindeki diğer sorunları da ele alan Elban, şunları ekledi: “Şehirlerde iki tür sorunlar oluyor. Birincisi büyükşehirlere has sorunlar ki onlar burada var. Diğeri de İzmir’e has sorunlar. Biz bu sorunları ikiye ayırıyoruz. Birincisi Valiliğimiz doğrudan ilgilendiren konular. Bu konulardaki sorunları olabildiğince hızlı gidermeye çalışıyoruz. Bu konuda hızlı bir mesafe aldığımızı düşünüyorum. Mesela son iki yılda kentimizde 120 okul yaptık. Öğretmenlerimizin tamamını dijital okur yaptık. Sağlıkta iyi bir yerdeyiz. Çok daha iyi yere gelmemiz konusunda çalışmalarımız var. Bir de yerel yönetimlerin sorumluluğunda olan sorunlar var. Bu sorunlar da zaten biliniyor. Önemli olan bu sorunların bir an evvel giderilmesi… Gediz’in küçük bir kısmı bizde. Esas kirlilik bizden önceki kısımlarda oluyor. Özellikle merkezi hükümet boyutunda biz de takip ediyoruz ve ciddi tedbirler alındığını görüyoruz. Bizim sınırlarımıza girdiği anda deltaya dönüşüyor. Kirlilik bu tarafa geliyor, bizim burada kirlenmiyor.”
YOĞUN BİR MÜCADELEMİZ VAR
Kentlerdeki terör örgütlenmeleri konusuna da değinen Elban, son olarak “Ülkemizin jeopolitik konumu çok önemli. Terör konusunda... O mecra da dijitale geçti ve biz de bunu kullanarak bu sorunla mücadele ediyoruz. Son olarak iki kişiyi aldık. Aldığımız kişilerin hepsi terörist olmuyor, kimisi sempatizan düzeyinde de olabiliyor. Ama biz takip ediyoruz ve dikkat ediyoruz. Tüm terör örgütleriyle yoğun bir mücadelemiz var. Kentimizde endişe verecek kadar büyük bir terör tehdidi yok. En ufak bir terör tehdidiyle karşı karşıya kalmayalım diye yoğun bir çalışmamız var. Bu çalışmalar bir sorun olmasın diye ön almaya yönelik çalışmalar” mesajını verdi.
Kaynak : BÜLTEN