İzmir’in kalbindeki Alsancak Limanı, 2000’li yıllardan bu yana özelleştirme girişimleri, iptal edilen ihaleler ve işletme modeli tartışmalarıyla gündemde. 2007’de yapılan satış ihalesi yargı kararıyla iptal edilen liman, 2017’de Türkiye Varlık Fonu’na devredildi. Altyapı yetersizlikleri ve yatırım eksikliği nedeniyle rekabet gücü zayıflayan liman için son yıllarda yeniden işletme devri ve yatırım arayışları gündeme geldi. Bir yanda limanın yük işlevini koruması gerektiğini savunan denizcilik çevreleri, diğer yanda şehir merkezindeki konumu gerekçesiyle ticari gemi trafiğine kapatılarak kruvaziyer ve yat limanına dönüştürülmesini isteyen yerel yönetim ve turizm temsilcileri yer alıyor. Limanın yat limanına dönüştürülmesi tartışmaları hakkında açıklamalarda bulunan ADAD Uluslararası Denizcilik Taşıma Hiz. Ltd. Şti. Sahibi M. Cem Akan, Alsancak Limanı’nın kapatılmasının ya da işlevsizleştirilmesinin İzmir için telafisi zor sonuçlar doğuracağını vurguladı. Akan, “Alsancak Limanı’nın yüzde 1 bile kapatılma ihtimalini düşünemiyorum. Trafik sorunu limandan değil, kent planlamasından kaynaklanıyor. İzmir’in iki temel değeri varsa biri Alsancak Limanı, diğeri Kemeraltı’dır. Bu limanı yat limanına çevirmek İzmir’e vurulacak bir baltadır” diye konuştu.

KAPANMA İHTİMALİNİ BİLE DÜŞÜNEMİYORUM
Alsancak Limanı’nın kapanma ihtimalini bile düşünemediğini belirten ve trafiğe sebep olduğu yönündeki açıklamaların limandan kaynaklanmadığını söyleyen Akan, “Ben 30 yıldan beri çoğu hizmetimi Alsancak Limanı’nda yapmış bir firmayım. Bu soruyu iki şekilde sormalıyız aslında. Siz burada yat limanı mı yapmak istiyorsunuz yoksa Alsancak Limanı’nı kaldırmak mı istiyorsunuz? İzmir’e yeni bir yat limanı kazandırmak istiyorlarsa, Bostanlı’dan başlayıp Güzelbahçe’ye kadar baktıklarında çok güzel yat limanları yapılabilir. Alsancak Limanı’nın yüzde 1 bile kapatılma ihtimalini ben düşünemiyorum. Bir sürü bahaneler var. Trafiği bahane ediyorlar mesela. Zaten 5–6 yıldan beri Alsancak Limanı eski hareketliliğine sahip değil ama hâlâ bir trafik var. Bayraklı’da bir sürü binalar yapıldı. Burada sorun liman değil. İzmir’de iki tane değer var bana göre. Bir tanesi İzmir Alsancak Limanı’dır. Öbürü de Kemeraltı’dır. Bu değerlere sahip çıkmalıyız” diye konuştu.

İZMİR’E VURULACAK BİR BALTA
Alsancak Limanı’nın 26 rıhtımdan oluştuğuna dikkat çeken Akan, “Varsayalım burasını yat limanı yaptılar. Alsancak Limanı 26 tane rıhtımdan oluşuyor. 26 rıhtımın kapladığı gemiyi yat olarak değerlendirdiğiniz zaman, bu yatlar çıktığında nereye gidecek? Körfezin dışına mı çıkmaları lazım? Buradan Güzelbahçe’ye mi gidecekler, Urla’ya mı gidecekler, Çeşme’ye mi gidecekler? Burada bir trafik oluşacak. Burada bir can güvenliğinden de bahsediyoruz. Artı balık mı avlamayacaklar? Önce körfezimizi bir değerlendirmemiz lazım bununla alakalı. Ben o yüzden Alsancak Limanı’nın yat limanına dönüştürülmesiyle alakalı hiçbir şekilde mantıklı olduğunu düşünmüyorum. Bunun yalnızca İzmir’e vurulacak bir balta olduğunu düşünüyorum” diye belirtti.

CİDDİ TRAFİK SORUNLARINA YOL AÇAR
Yat limanı yapılması hâlinde hem deniz trafiğinde hem de kara trafiğinde, çevre ve güvenlik gibi çok ciddi sorunlar oluşacağını belirten Akan, “Yatların trafiği yük gemilerinden çok daha fazla olur. Oraya giriş–çıkış yapacak tekne sahiplerinin oluşturduğu trafiği düşünün. Bayraklı’daki trafik, Alsancak’taki trafik yıllardan beri devam ediyor ve gün geçtikçe çoğalıyor. Alsancak Limanı’nın trafik probleminden dolayı yat limanına dönüştürülmesi bence çok mantıklı bir cevap değil. O yüzden ben bu soruların hepsinin bahane olduğunu düşünüyorum. Bunlar işin sebebi değil, bahanesi. Kaldı ki şehir trafiğini bir de körfezin içine taşıyacağız. Bostanlı’dan başlayıp Üçkuyular’a kadar bir vapur trafiği var. Bir de bunun arasına yat trafiğini sokacaksınız. Varsayalım bunu da başardınız. Buradaki yat sahipleri nereye gidecek? Körfezi mi dolaşacaklar? Çok istiyorsanız körfezi dolaşmak için Bostanlı’dan vapura binin, Üçkuyular’a gidin, deniz havası alın, geri gelin” dedi.

İMEAK DTO İLE İŞ BİRLİĞİ YAPILMALI
Limanın geleceği konusunda İMEAK Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi ile iş birliği içinde olunması gerektiğini söyleyen Akan, “Çatı kuruluşu olan İMEAK Deniz Ticaret Odası’nda da bence bununla ilgili bir görüş alınabilir. Çünkü Türkiye’de, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ne bağlı 367 tane odamız var. Bu odaların ilk beşinde de İMEAK Deniz Ticaret Odası var. Ve İMEAK Deniz Ticaret Odası bu işi bence çok profesyonelce yapıyor. Böyle bir oluşum yapılabilir ve bu görev İzmir Deniz Ticaret Odası’na verilebilir. Böyle sanal bir komite oluşturulabilir, bununla görüş paylaşılabilir. Çünkü Alsancak Limanı’nı lojistikçiler ilgilendiriyor, depocular ilgilendiriyor, kara nakliyeciler ilgilendiriyor” dedi.

KİŞİSEL MENFAATLER OLMADAN…
Limanların deprem gibi doğal afetlerde önemli bir tahliye merkezi olduğuna dikkat çekerek Alsancak Limanı’nın da böyle bir afette ciddi bir merkez olduğunu söyleyen Akan, “Allah bir daha göstermesin ama deprem yaşadık Hatay’da. Türkiye’de en önemli üç limandan biri Mersin, İstanbul ve İzmir Limanı’dır. Ben Aliağa ve Alsancak Limanı’nı bir olarak değerlendiriyorum. Böyle bir durumda ilk yardımlar deniz tarafından gerçekleşmesi gerekiyor. Bunu da iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Alsancak Limanı’nın değiştirilmesiyle alakalı bunu da birleştirerek söylüyorum: Bu bir değerdir ve bu değeri ileriki zamanlarda da kullanmalıyız. Kişisel menfaatler olmadan hep birlikte birleşmeliyiz. Farklı görüşlerimiz olabilir, farklı takımlar tutabiliriz, farklı siyasi görüşlerimiz olabilir ama ortak noktada, kişisel menfaatleri bir kenara bırakarak bir arada olmalıyız. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bu konuda elini taşın altına koyması gerekiyor” ifadelerini kullandı.