Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle 2021'de başlatılan antik tiyatro kazısı, Nilüfer Belediyesi’nin desteğiyle Bursa Uludağ Üniversitesi adına Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Derya Şahin başkanlığında sürdürülüyor. Helenistik Dönem'de Uluabat Gölü'ne hakim Zambaktepe'nin yamacına inşa edildiği belirlenen, VIP alanlarıyla loca benzeri bölümleri bulunan ve yaklaşık 5 bin kişi kapasiteli olduğu değerlendirilen tiyatroda, kazılarda ortaya çıkarılan ve orijinal yerlerine konulan 42 seyirci basamağı yer alıyor. Tiyatronun alt kavea (seyircilerin oturduğu alan) bölümünün kuzeyinde, 1. yüzyıla tarihlenen kerpiç sandukalı, pişmiş toprak çatkı mezar (kiremit çatma mezar) açığa çıkarıldı. Mezarda inceleme yapan arkeologlar, defnedilen kişinin yakıldığını tespit etti.

“TİYATRO ALANINDA MEZAR OLMASI BÜYÜK SORU İŞARETİ”
Tiyatro alanındaki bu sezon kazılarını kasım ayı sonu itibarıyla tamamlamayı planladıklarını söyleyen Kazı Başkanı Prof. Dr. Derya Şahin, iki arkeolog, bir restoratör ve işçilerle tiyatronun alt kavea bölümündeki çalışmaları büyük oranda tamamladıklarını belirtti. Alt kaveanın kuzey bölümünde toprak altındaki kısmı açmaya, ana kayaya kadar inmeye ve yatakları tespit etmeye çalıştıklarını ifade eden Kazı Başkanı Prof. Dr. Derya Şahin, değerlendirmelerde bulundu: "Bu yıl ilginç bir kerpiç sandukalı, pişmiş toprak, çatkı mezara rastladık. Dolayısıyla ilginç bir buluntu oldu. Niçin burada bir mezar yapısı bulunuyordu? Bu, büyük bir soru işareti oldu. Bir taraftan da bizi çok heyecanlandırdı. Bununla ilgili oluşan soru işaretlerini çözmeye çalışıyoruz. Tabii iyi ve uzun soluklu bir kütüphane çalışması yapmamız gerekecek. Bu yıl en önemli tespitimiz, tiyatronun alt kaveasında, kuzey bölümde bulunan kerpiç sandukalı bir mezar yapısıydı. 1. yüzyıla tarihleniyor." Antik kentin girişinde zaten bir nekropol alanının olduğunu aktaran Prof. Dr. Derya Şahin sözlerini şöyle sürdürdü: "Mezar yapısı itibariyla buradaki bildiğimiz mezarlara birebir benziyor, aynı özellikleri taşıyor. Tabii ki bir antik kentte, kentin nekropol yapısı varken, tiyatro alanında bir mezar yapısının ne işi vardı? Bu, bizi çok heyecanlandırdı. Mezarın özel bir mezar olması, bir anlam ifade etmesi, bir kutsallık ya da kahramanlık izi taşıması lazım. Verimli bir çalışma olduğunu düşünüyoruz." Mezara defnedilen kişinin yakıldığını belirleyen Prof. Dr. Derya Şahin, Dolayısıyla kişi sayısını söylemek pek mümkün değil, kemiklerden. Yandığı için çok fazla buluntu vermiyor.”

TİYATRONUN İKİ KATLI OLDUĞU TAHMİN EDİLİYOR
Tiyatronun üst kavea bölümünde de çalışmalar yürüttüklerini, ancak bu alanda altyapıya dair çok fazla buluntu elde edemediklerini ifade eden Kazı Başkanı Prof. Dr. Derya Şahin, şu teknik bilgileri paylaştı: "Dolayısıyla kaveanın üst kısmının tonozlu bir alan üzerine yerleştirilmiş olduğunu düşünüyoruz. Bu tamamen tahrip olduğu için bugün üst kaveaya dair herhangi bir tespit yapmak mümkün olmadı. Ortada yaklaşık 1 metre genişliğinde, diazoma adını verdiğimiz yürüyüş alanları bulunuyor. Onun üstünde de tekrar oturma sıralarının bulunduğu bir alan daha. Üst kata dair tonozlu bir yapı hayal ediyoruz. Normalde burası klasik Hellenistik bir tiyatro yapısı gösteriyordu. Yani bir yamaç üzerine yerleştirilmiş. Son evresini, yazıtlardan da anlaşıldığı gibi milattan sonra 2. yüzyılın erken tarihlerine tarihlendirebiliyoruz. Üst kısmının da Roma Dönemi tiyatroları gibi tonozlu yapının üzerine oturmuş olabileceğini düşünüyoruz." Yerleşimin kesintisiz sürdüğü bir kentte arkeolojik çalışma yaptıklarını vurgulayan Kazı Başkanı Prof. Dr. Derya Şahin, izole kentlerdeki yapılar gibi çok iyi korunmuş kalıntılar bulmanın kolay olmadığını ancak antik kente dair önemli tespitler elde ettiklerini dile getirdi. Prof. Dr. Derya Şahin, tiyatronun etrafının da geniş bir çalışma alanı olduğunu belirterek tiyatroyla bağlantılı yapıların, başka tapınak ya da benzeri bir yol güzergahının bulunabileceğini ve birçok olasılığın gizemini koruduğunu sözlerine ekledi.



0 Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın