Çatalcalı: Okumayan bir toplum oluşturuyoruz

İsimsiZ ve Ömer FM kitaplarıyla ünlenen Yazar Gönül Çatalcalı okumayan bir topluma sahip olduğumuzu söyleyerek, çocuklara küçük yaşlarda okuma alışkanlığı kazandırma çağrısında bulundu


  • Oluşturulma Tarihi : 28.11.2016 07:41
  • Güncelleme Tarihi : 28.11.2016 07:41
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
Çatalcalı: Okumayan bir toplum oluşturuyoruz

NİLGÜN TAZE - ÖZEL HABER 

Okuyan bir edebiyat öğretmeni olarak uzun yıllar okumanın verdiği birikim ve doygunlukla yazmaya karar veren Gönül Çatalcalı, yazmanın içine girince bir neden sonuç ilişkisi gibi yazmanın o denli kolay bir olay olmadığını fark ederek her yazarın gerçekte iğneyle kuyu kazarak yazabildiğini fark eder. Bazı sancılı aşamalardan geçerek dergilere gönderdiği ilk öyküler basılmadığı için yazdıklarından kuşku duymaya başlayan yazar, bıçak sırtı olarak gördüğü yazmanın o keskin sırtında yürümeyi nihai karar olarak göze alır.

Yazma için ayrılan zaman dilimlerinin kendisi için çok kıymetli olduğunu, yaratma süreci içinde tıpkı yaşamın kendisi gibi yalnızca haz değil aynı zamanda sıkıntının da var olduğunu ifade eden Yazar Gönül Çatalcalı, “Öyle ki ilk etapta ‘Ben de yazabilirim’ diye düşünmüştüm, hatta ‘yazmam gerekli’ diye. Bir kapı aralığındaki eşikti o yer. Bıçak sırtı. O keskin sırtta yürümeyi göze almak demekti yazmak. Bunun farkına varınca şu soruyu sordum kendime; kötü bir yazar olmaktansa iyi bir okur mu olmalıyım? Yazmaktan vazgeçmeyeceğimi anladıktan sonra yeniden okuma sürecim başladı. Yıllardır okuduklarımı bir kez daha, bu kez yazmak isteyen bir kişinin gözüyle,yazdıklarımla karşılaştırarak okudum. Neyi, neleri eksik ya da fazla yaptığımı irdeleyerek.  Ardından, bıkmadan, usanmadan yazmalar geldi. Aldığım öykü ödülleri, önemli bir isteklendirme güdüsü oldu bu ikinci süreçte. Dört ödülden sonra yarışmalara katılmadım. İlk kitabım ‘Hiçbir Şeyin Beklentisi’ yedi yıl beklemiş ve demlenmiş öykülerimden oluşur” dedi. 

EN KIYMETLİ ZAMAN DİLİMİ 

Yazmak için masaya oturmanın o günü yaşarken, her yerde zihninde taşıdığı öykü ya da romanla, daha da önemlisi kendisi ile baş başa kalmak anlamına geldiğini ifade eden Çatalcalı, bu zaman dilimlerinin kendisi için çok kıymetli olduğunu belirterek, “Beni en mutlu eden şey, yazı masasına oturmuş, oturabilmiş olmaktır. Doğal olarak bir gün içinde gidilecek yerler, etkinlikler, görüşülecek kişiler, yapılacak işler vardır. Hayatın zorunlulukları ya da keyifli yanları.  Ancak, yaratma sürecinde yalnızca haz yoktur, bu aynı zamanda sıkıntılı bir süreçtir. Düşüncelerle boğuştuğum, sözcüklerle savaştığım, en iyi ifade yolunu aradığım, yaptığım kurguları beğenmeyip başka kurgular denediğim. Ama kendimle ve yazdığım metinle baş başa olmak, o sıkıntı anlarını bile keyifli zamanlara dönüştürür.  Evet, başa döneceğim, masaya oturabilmek, en büyük mutluluktur benim için” ifadelerini kullandı. 

İSİMSİZ VE ÖMER FM 

Öykü ve romanda merak duygusu yaratmak için uğraşarak sürpriz sonlar hazırladığını ifade eden Çatalcalı şöyle konuştu: “Öykü kitaplarım, “Hiçbir Şeyin Beklentisi”, “Yedi Yeşil Fil”,  “Güvercin Beyazı” ve “Tutunmak” isimli kitaplar. “İsimsiZ” adlı bir romanım,  “ÖMER FM” adında bir çocuk kitabım var. Çeşitli karma kitaplarda öykü, anı, deneme türünde yazılarım da bulunmakta. Öykülerim, sıradan insanların, sıra dışı hayatlarını anlatır. ‘Öylesine bakıp geçtiğiniz her insanın bir hikâyesi vardır’ düşüncesinden hareket ederek bu hayatlara büyüteç tutarım. Kalabalık bir meydandaki kocaman burunlu, elinde şekerler, balonlar olan, komik bir iş yapar gibi görünen palyaçonun, o maskenin ardındaki ruh halinden tutun da pazardaki satıcıya, bir hayat kadınına, bir Cumartesi Annesi’ne dek her türden insan öykülerimin kahramanlarıdır. İlk romanım İsimsiZ, psikolojik bir romandır, intihar olgusunu işler, merak dozu yüksektir. ÖMER FM ise bir mizah romanıdır. Yetişkinlerin içlerini acıtırken çocukları güldürmeye çalışıyorum, onlar için mizah yazmayı seviyorum.”

BAŞUCU KİTAPLARI 

Sabahattin Ali, Sait Faik, Bilge Karasu üçlüsünün kendisi için çok önemli olduğunu ve bu yazarlardan çok şey öğrendiğini söyleyen Çatalcalı, özellikle sıradan hayatların peşinden gitmeyi, bakmayı ve görmeyi hedeflediğini belirtti. Füruzan, Oğuz Atay, Selim İleri’nin zamanları didikleyen dil ve kurgu ustaları olduğunu ifade eden Çatalcalı, “Murathan Mungan, hiç eskimeyecek olan bir yazar, dönüp dönüp okurum yazdıklarını. Aslı Erdoğan’ı ilk kitabı Kabuk Adam’dan bu yana takip ederim, masamda bir kitabı mutlaka durur. Erendiz Atasü, Oya Baydar, işledikleri toplumsal konularla bana hep ufuk açmışlardır. Feyza Hepçilingirler’in esprili, kıvrak dilini çok severim. Özellikle öykülerini. Ayfer Tunç’un karakter sayısı fazla öykü ve romanlarını, bu karakterler arasında kurduğu ilişkileri beğenirim.  Sema Kaygusuz ve Hasan Ali Toptaş da benim yazarlarımdandır. İkisi de birer dil ustasıdır. Yabancı yazarlardan Borges’in ayrı bir yeri vardır. Her yıl Kum Kitabı’nı mutlaka okurum. Ardından Cortazar gelir, bir de yeni tanıdığım, iki yapıtı Türkçeye çevrilen Pascal Mercier” şeklinde konuştu. 

VİRGİNİA WOOLF 

Virginia Woolf’un bir kadın yazar olarak zamanının çok ilerisinde ve açık sözlü bir anlatıma sahip ve etkileyici bir yazar olduğunu söyleyen Çatalcalı şunları söyledi: “Ama ille de Virginia Woolf… Anılarında sürekli okumalarından söz eder, bazı yazarlara zaman zaman geri dönüşlerinden. Geriye dönük okumalar konusunda çok anlaştığım Woolf, ‘Dalgalar’ adlı kitabı ile kendini bende ölümsüzleştirmiş, bir yapıtta ince işçiliğin önemini zihnime kazımıştır. Okumaz yazarlar hakkında fazla şey konuşmamayı ve düşünmemeyi yeğlerim. Bu kişiler, başlarını salt kendi yazdıklarına gömmüşlerdir, kendilerine taparlar ve işin mutfağını ihmal ederler. Zordur çünkü. Okuma sürecinin hiç bitmeyecek olduğunu bilirler ama bilmezden gelirler. Üstelik bu görünmeyen sürecin zaten onları ünlü yapmayacağını düşünür ve okuyarak gelişme sürecinden ürkerler. Kısa yoldan tanınmak, bu yolla var olmak ve önemsenmek isterler.” 

OKUMAZ YAZARLAR 

Okumaz yazarların yazım kurallarından bile habersiz olduklarını ve adlarının başına gelecek ‘yazar’ sıfatını delice sevdiklerini söyleyen Çatalcalı, “Oysa okumanın derin kuyularında yoğrulmuş insanlar, bu sıfatı düşünmeksizin bir ömür boyu didinen kişilerdir. Yalnızca yazarak değil, başka kaynaklardan beslenerek yazmanın, okuyarak yaşamanın erdemini bilirler ve yapıtları o nedenle kendi zamanlarının dışına taşar.  Okumaz yazarlar, koskoca Türk ve Dünya Edebiyatı tarihinin temel taşlarını ezip geçerek bir yere varamayacaklarını fark etmeden, yalnızca yaşadıkları günü kurtarmaya çalışan kişilerdir. Edebiyat çöplüğü bu gibi kişiler ve onların kitaplarıyla doludur.

En iyisi, okumaz yazarları zamanın ayıklayıcılığına terk etmeli. Kendilerinden söz edinceye dek okumamız gereken nice kitap var ve zamanımız ne yazık ki çok az” ifadelerini kullandı. 

“OKUMAYAN BİR TOPLUMUMUZ VAR”

Okullarda edebiyat eğitiminin müfredatların ağır yüklerini sırtında taşıdığı bilgisini veren Çatalcalı, “Edebiyat öğretmeni adı altında edebiyat memurları yetiştiren bir Milli Eğitim anlayışımız ve ezbere dayalı, özgür düşünceyi, hayal gücünü önemsemeyen, hatta bastırmaya uğraşan garip bir eğitim sistemimiz var. Eğer öğretmen, öğrencilerine özel olarak okuma sevgisi aşılamayı kendisine iş edinmemişse, okuma alışkanlığının okullarda verilmesi mümkün değildir. Kaldı ki kısa bir dönem önce kitapların toplatıldığı, depolarda kurtlandırılıp çürümeye terk edildiği, gömüldüğü, yakıldığı bir ülkede yaşıyoruz. Eski Cumhurbaşkanlarımızdan Ahmet Necdet Sezer bir kitapçıda görüntülendiğinde olay olmuştu ve aldığı kitap çok okunanlar listesine girmişti, anımsayın. Böyle görüntülere alışık değiliz millet olarak, beyin sarsıntısına uğruyoruz.  Bu dünyada epeyce yaşadığım halde, Fikri Sağlar dışında okuyan bir kültür bakanı görmedim, duymadım” dedi. 

OKUMA ALIŞKANLIĞI 

Çocuklara okuma yazma alışkanlığı kazandırabilmek için ebeveynler izlemesi gereken yolları anlatan Çatalcalı, “Ebeveynler önce kendileri okumalılar diyeceğim elbette. Kendilerinde olmayan bir alışkanlığı çocuklarına vermeye çalışmaları yalnızca sözden, can sıkıcı öğütlerden ibaret kalır ve uçar gider. Küçük yaşlardan itibaren çocuklarıyla birlikte okumalı anne babalar, onları alışveriş merkezlerine değil, kitapçılara götürmeli, kitapevlerinin havasını solutmalı, oralarda birlikte zaman geçirmeliler. Çocuklarının kitaplarla temasını, onlara dokunmalarını sağlamalılar.Günümüzde internet oyunları, televizyonlar, cep telefonları kolay eğlence araçlarıdır, renkli ve albenili. Dikkat edilmezse bir virüs gibi çocukların beyinlerine yerleşir ve git gide tehlikeli boyutlara gelirler. Ebeveynler bu renkli dünya ile yarışabilecek nitelikteki kitapları çocuklarının bizzat seçmelerini sağlamalı, bu yolda çaba harcamalılar. Bu da kolay iş değildir. Ama söz konusu insan yetiştirme olunca, kolay olan bir şey var mıdır hayatta?”  

YAZAR DEĞİL OKUR OLMAK

Çatalcalı, yazar olmak isteyen gençlere tavsiyelerde bulunarak, gençlerin yola çıkış noktalarının “yazar olmak” değil, “iyi yazmak” olması gerektiğini belirterek, yazmak isteyen gençlere, bunun yolunun okumaktan geçtiğini söyledi. Genç olmak, yazmaya erken yaşlarda başlamak önemli olduğunu belirten Çatalcalı, “Gençler kitap çıkarmak gibi bir telaş içinde değil, okuyarak, okuduklarını sindirerek, yazarak ilerlemeliler.Yazdıklarına tapmamalarını, metinlerine hayranlık duymaktan öte, eleştirel bakmaya çalışmalarını öneririm. Düzgün bir öykü yazabilmek için beş-altı, hatta daha çok öyküyü çöp sepetine göndermeyi ve arkalarına dönüp bakmamayı öğrenmeliler. Yazdıklarını yetersiz bularak gelişebilirler ancak. Edebiyat disiplini, okuma ve çok çalışma işidir. Dergiler önemlidir. Edebiyatın nabzı onlarda atar. Kitapların yanı sıra dergi okumalı, önemli sayıda dergi takip etmeliler. Sonra reddedilmeyi göze alarak – hatta bundan dersler çıkararak- buralara yazılar öykü, şiir, deneme, söyleşi vs. gönderebilirler. Gençler şunu iyi bilmeliler; yazı, en fazla sabır isteyen, emeğin karşılığının en geç alındığı bir sanat dalıdır” dedi. 

Gönül Çatalcalı kimdir?

Dünya vatandaşı, Egeli, Akhisarlı, İzmirli, Karşıyakalı eğitimci yazar.  Yazıları, denemeleri, öyküleri; Varlık, Beşparmak, Ünlem, Agora, Damar, İzmir İzmir, Afrodisias, Kum, Akköy, Düğüm, Simge Edebiyat, Lacivert, Mavi Ada, Batısöz, Öykü Teknesi, Notos Öykü, Çini Kitap, Kurşunkalem, Edebiyat Nöbeti dergilerinde yayınlandı, yayınlanıyor. Çeşitli öykü ödülleri var. Edebiyatçılar Derneği, Egeli Kadın Yazarlar Platformu (EKYAZ) üyesi, Kadın Yazarlar Derneği (KYD) kurucu üyelerinden.Çeşitli öykü atölyelerinde çalıştı.

2006 yılında ilk öykü kitabı “Hiçbir Şeyin Beklentisi” Yom Yayınlarından çıktı.

2009 yılında “Yedi Yeşil Fil” adlı öykü kitabı İlya Yayınevince yayımlandı.

2011 yılında Pupa Yayınevi’nden, “Güvercin Beyazı” adlı öykü kitabı çıktı.

2014 yılında Tekin Yayınevi tarafından yayınlanan kitabı isimsiZ, yazarın ilk romanıdır.

2016 yılında ÖMER FM adlı çocuk kitabı Yakın Kitabevi yayınlarından çıktı.

2016 yılında Tutunmak adlı öykü kitabı Tekin Yayınevi tarafından yayınlandı.

Haber Merkezi