Sayfa Yükleniyor...
Çocuk edebiyatı denilince akla Günışığı Kitaplığı ve Hacer Kılcıoğlu geliyor. Her yıl İzmir kitap fuarında minik okurların ilgi odağı olan Kılcıoğlu, bu yıl okurlarının karşısına yepyeni ve dopdolu öykü kitabı Havaya Bak ile çıktı
ÖZEL RÖPORTAJ-TANER UYANIKER
İlk çocuk romanı Perşembeleri Çok Severimle edebiyat dünyasına atılan ve ondan sonraki yazdığı romanlarıyla adından sıkça söz ettiren Hacer Kılcıoğlu ile İzmir Kitap Fuarında bir araya geldik. Kılcıoğlu yeni kitabı, Havaya Bak bak başta olmak üzerine edebiyat üzerine hoş bir söyleşi gerçekleştirdik.
HİKAYELERİMİ KENDİM ARAR BULURUM
Günışığı Kitaplığından yayımlanan son öykü kitabınız Havaya Bak üzerine konuşarak başlayalım söyleşimize. Öykülerde hava koşullarıyla duygu durumlarını buluşturuyorsunuz, farklı kültürlerden ayrıntılar var, farklı yaşamlardan çocukların başından geçenleri yine muzip bir dille anlatıyorsunuz. Gezgin ruhlu biri olmanızın ve gözlem gücünüzün, kitaplarınıza katkı sağladığını söyleyebilir miyiz?
Kesinlikle. Yolda olmayı seven biri olarak ülkemde ya da dünyada pek çok farklı hikayeyle karşılaşıyorum. Bunlardan bazıları şans eseri bana toslar, ama çoğunu kendim arar bulurum (gözlem gücü belki de). Bazen bu hikâye avı yüzünden gezmenin tadını kaçırdığım bile olur, ama başka türlüsünü yapamıyorum. Belleğimde biriken bu hikâyeler, gezi dönüşü zaman kaybetmeksizin yazıya dökülür, duygum eksilmeden. Sonra... Bir gün bu hikâyeler canlanır ve kitaplaşır. Muzip dil? Bu dili kullanmaya özen gösteririm, çünkü çocuklar seviyor. Başarabiliyorsam ne mutlu bana.
ÖĞRENMENİN SONU YOKTUR
Öğretmenlik deneyiminizin olduğunu biliyoruz. Şimdi de çok sevilen bir yazarsınız. Kitaplarınızda hiç hissetmediğimiz bir yaklaşım olarak didaktik olmak meselesini konuşalım isterim. Her iki disiplin için de merak ediyoruz, sizce bir öğretmen ya da yazar çocuğa seslenirken didaktik olmalı mı?
Didaktik olmak! Parmak sallayarak çocuğa bir şey öğretmeye çalışmak... Kitaplarda ve eğitimde asla olmamalı. Yeryüzünde herkes birbirinden bir şeyler öğreniyor. Ben de çocuklardan tonla şey öğrenirim. Öğretmek değil, öğrenmektir asıl olan. Eğitimle ilgili, bir devlet dairesinin duvarında kocaman harflerle yazılmış bir yazı okumuştum: öğretmenin sonu yoktur. Bence çok yanlış. Öğrenmenin sonu yoktur.
İZMİRLİ OLMAK BANA İYİ GELİYOR
İzmirde yaşamak, İzmirde üretmek sizi nasıl besliyor?
İzmir! Güzel şehrim. Özgür, güler yüzlü, kıpır kıpır şehrim. Yıllardır yaşıyorum bu şehirde. Her yerde anılarım, hikâyelerim var. Kitaplarımda, yaşadığım mekânları gerçek isimleriyle yazarım. Uydurmaca isimler kullanmam. Sanki borcum varmış gibi hissederim o mekânlara. Severim bu hissi. Behçet Uz Parkında dolaştırır dururum çocuk kahramanlarımı. Ya da Kemeraltına giderler. Vapura binip Karşıyakaya yol alırlar. Ya da fuar gezmesine çıkarlar. İzmirli olmak bana hep çok iyi gelmiştir. Yazdıklarıma da.
ÇOCUK OKURUN İLGİSİNDEN MEMNUNUM
Yine İzmir Kitap Fuarındayız ve yine Kültürparktayız. Fuara dair gözlemleriniz nelerdir? Geçen yıldan bu yıla fuarda, çocuk ve gençlik edebiyatı için neler değişti?
Fuar sözünün kendisi bile, benim ve yaşıtım pek çok İzmirlinin kalbinin daha hızlı atmasına neden olur. Kelimelerle falan anlatılamaz bu duygu. Fuarın her noktasında çocukluğumuz, gençliğimiz saklıdır. Kitap Fuarının Kültürparkta yapılması beni çok mutlu eder. Hem geçmişe kazılar yapar, anılarımla buluşurum, hem de geleceğin yetişkinleri çocuk okurlarımla tanışırım. 23 Nisanda fuardaydım, bayram nedeniyle epey kalabalıktı. Ben çocuk okurun ilgisinden her zaman mutluyum. O yüzden geçen yılla bir kıyaslama yapamam.
Son olarak gençlere, çocuklara önereceğiniz kitaplar nelerdir?
Çocuklar için: Küçük Prens okusunlar mutlaka. Ve Balık. Ve Büyükbaba Taşınıyor. Gençlere: Yalnızca gençler için kitap yayımlayan yayınevleri var, ON8 gibi, onları takip etsinler.
Haber Merkezi