Korona Günlerinde Yazarların Penceresinden köşemizin bugünkü konuğu Yazar Meltem Terzioğlu
oldu. Alışık olunmayan bir zaman diliminden geçildiğini ifade ederek sözlerine başlayan Yazar
Terzioğlu, “Bir yandan şikâyet ediyor, öte yandan sosyalliğimize ket vurmaya çalışıyoruz.
Çalışmalıyız da. Sahalarda kendini tehlikeye atan on binlerce sağlık çalışanımızın emekleri için evde
kalmak pek de zor olmasa gerek. Biz insanlar biraz tuhaf yaratıklarız, çalışırken çalışmaktan şikâyet
eder, evde kalmak için canımızı veririz. Evde kaldığımız zaman da çalışma hayatına özlem duyarız
işte. İnsanoğlunun denklemi kolay kolay çözülmez anlayacağınız” dedi.
ZİHNİMİ ARINDIRDIM
Sağlık açısından yaşanan stresi herkes gibi içinde barındırdığını ve bir an önce eski yaşantısına geri
dönmeyi temenni ettiğini belirten Yazar Terzioğlu, “Demek istediğim madem ki bu kriz yaşanacak;
bunun için ağıtlar yakmak, gereksiz enerji kaybından başka bir şey değil. İşte bu yüzden krizi fırsata
çevirecek başka yollar aranmalı. Kendimizi tüketmek yerine güzel şeyler üretebiliriz. Salgın öncesi
yaşadığım yoğun iş hayatımda edebiyata yer ayırmak için her zaman gayret ettim. Yazabilmek için
fırsatlar yarattım, okumak için en ufak zaman dilimini bile değerlendirdim. Salgın geldi çattı, önceki
yaşadığım yoğun hayatı geride bıraktım. Dinginliğin içinde zihnimi arındırdım, alışık olmadığımız
ancak özlem duyduğumuz bir histi bu. İnanın bir yazar için bulunamayacak bir veli nimetin içine
düştüm. Şunu belirtmeliyim ki yazmaktan önce okuyorum, okudukça bilgiye olan açlığımı
hissediyorum. Aç olduğumu hissettikçe daha çok okuyorum ve içinden çıkmak istemediğim bir
döngüyle yaşıyorum. Yazmak isteyen bir kişinin de okumadan bu eylemi gerçekleştirebileceğine
inanmıyorum. Yazmak, okumanın çocuğudur benim gözümde. Okuduklarımızdan temiz bir kâğıda
bilgi aktarımında bulunur, yeni cümleler doğururuz. İşte ben de devam eden bu karantina günlerinde
okuyor, bilgiye olan açlığımda kendimi tamamlıyorum” diye konuştu.

ÇOK SAYIDA ÖYKÜ YAZDIM
Şiirin, içindeki anlık duygularla var olduğu için asla susmadığını ve bunun yanı sıra bu sürede çok
sayıda öykü yazdığına da değinen Yazar Terzioğlu, “Bir kısmı dergilerde yayımlanıyor. Bir süre sonra
derleyeceğim öykülerimi tek bir kitap altında buluşturacağım. Öyküler dışında kitap çevirileriyle
ilgileniyorum. Hali hazırda çevirdiğim, basılmayı bekleyen bir kitabım var. Karantina sürecinde de
Rus edebiyatının kısa öykülerini İngilizce dilinden çevirmeye devam ediyorum. Umarım çeviri
kitaplarım yakın zamanda raflarda yerini alacak. Edebiyat uçsuz bucaksız bir okyanus benim için.
Kendimi yenilemek adına güzel bir fırsat yakalamışken bu okyanusun derinliklerinden
yararlanıyorum. Kurgusu üzerine çalıştığım ve araştırma halinde olduğum bir romanım var. Tabi
roman diğer türler gibi değil, önce demlenmeli. Oturduktan sonra servis edilmeli. Yeni satırlarımı
okuyucularla buluşturmak için sabırsızlanıyorum” şeklinde konuştu.
BİR DAHA BULAMAYABİLİRİZ
Karantina günlerinin içimizden geçenleri dinlemek için yakaladığımız güzel bir fırsat olarak
gördüğünü belirten Yazar Terzioğlu, “Biriktirdiğimiz, gözlemlediğimiz kareleri elekten geçirmek için
böyle geniş bir vakti bir daha bulamayacağımızı düşünüyorum. Ürettikleriyle hayatımıza damga vuran
kişiler en önemli buluşlarını karantina günlerinde ortaya çıkardı. William Shakespeare, Isaac Newton,
Edvard Munch, Thomas Nashe, Giovanni Boccaccio söyleyebileceğim belli başlı isimler arasında.
Bunlar belki de bize ilham olabilir” dedi.
KİTAPLARLA BARIŞMAMIZ GEREKİR
Bir yazar olarak sahip olunan sorumluluğun bugünlerde çok daha farklı boyutlarda olduğunu
düşündüğünün altını çizen Yazar Terzioğlu, “Neden mi? İnsanlar şaşkın, insanlar korkuyor, insanlar
panik halinde ve bilinmeyen sorulara yanıt arıyor. Biz yazarlar kaleme aldığımız yazılarımızla,
düşüncelerimizin sesi olan kelimelerimizle insanlara ulaşabiliriz. Aslında benim gözümde edebiyat
oldum olası insanlara ulaşmak için vazgeçilmez bir araç. Fakat üzerimizde taşıdığımız
sorumluluğumuz, yaşanılan zorlu günlerde çok daha büyük. Yazdıklarımızla korkuları umuda
döndürüp, çaresizliği yok edeceğiz. İnsanlara ulaşabilmenin ise tek bir yolu var, okuma eylemini
arttırmak. Maalesef ülkemizde bu oran oldukça düşük ve bunun getirdiği büyük felaketler var. Cehalet
var, düşünce azlığı var. Bir toplumun hiç olması için cehaletten başka bir şeye ihtiyaç yoktur. Hiç
olmak istemiyorsak kitaplarla barışmamız gerekir. Lütfen bir şans verin, kitapların içindeki o koca
dünyada kaybolduğunuzda bu yolculuktan bir daha vazgeçmek istemeyeceksiniz. Kitap demek yeni
dostlar demek, başka dünyalar demek, bambaşka şehirlerde yolculuk demek. Hazır vaktiniz varken bu
güzel yolculuk için bir bilet ayarlayabilirsiniz” dedi.
YENİ KALEMLERLE TANIŞIYORUM
Yazar Terzioğlu son olarak okumazsa kendisini yok hissedeceği günlerde olduğuna dikkat çekerek
sözlerini şöyle sonlandırdı: “Şu an Alper Canıgüz’ün ‘Kan ve Gül Bir Kara Dejavu’ kitabını
okuyorum. Aslında bakarsanız şu sıralar öykü kitaplarıyla fazlasıyla içli dışlıyım. Ve edebiyatımızın
çağdaş yazarlarına muhakkak fırsat tanıyıp, yeni kalemlerle tanışıyorum. Arzu Uçar, Polat Özlüoğlu,
İsmail Isparta, Özge Lena, Yiğit Bener vereceğim isimler arasında. Stewan Zweig hayranı bir kişiyim.
Freud etkisiyle yazdığı kitaplarında yaptığı başarılı psikolojik analizler beni fazlasıyla etkiliyor. O
yüzden kendisinin tüm kitaplarını öneririm. Ancak kitap ismi istenecekse ‘Korku’ ve ‘Mecburiyet’
diyebilirim. Amerikan edebiyatının yazarlarından John Cheever’ın ‘Bullet Park’ adlı kitabı, Carys
Davies’in ‘Kuytu’ adlı öykü kitabı, uzun kitaplardan dinlenmek isteyenler için Ferit Edgü’nün ‘Doğu
öyküleri’ ve ‘İşte Deniz, Maria’ adlı minimalist öykü kitapları önereceğim kitaplar arasında. Rus
edebiyatından Dostoyevski’nin henüz 23 yaşındayken yazdığı ilk kitabı ‘İnsancıklar’ muhakkak
okunmalı. Bir diğer Rus edebiyatı yazarlarından Anton Çehov’un ‘Altıncı Koğuş’ kitabına yer
verilmeli. İngiliz edebiyatından Charles Dickens’ın ‘Büyük Umutlar’ kitabını da listeye eklemek
isterim. Aslında sayacak o kadar çok kitap var ki buraya sığacağını pek sanmam. Yalnız şunu da
belirtmeden edemeyeceğim; şiir, edebiyatımızda maalesef değer görmüyor. Oysaki edebiyatın çıkış
noktasında en büyük etkiye sahip tür şiirdir. İşte bu yüzden bu satırlara yer verin. Mesela Orhan
Veli’den, Özdemir Asaf’tan uzak kalmayın. Emin olun yazdıkları satırlar öyle yalın, sade ve öyle derin
ki… Son olarak kalemimden çıkan ‘Derin’ adlı şiir kitabını listeme ekliyor ve cümlelerimi
noktalıyorum. Satırlarda buluşmak ümidiyle. Kitapla kalın, sağlıkla kalın, hoşça kalın.”
0 Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın