“Şiirim benim imdat fenerim”

Yazar Şair Gülşen Ersan, kısa bir süre önce ilk kitabı ‘Sürgün Adım Hayat’ı yayınladı. Bunun heyecanını yaşayan Ersan, gazetemize kitabın yazım süreci ve detaylarını anlattı.


  • Oluşturulma Tarihi : 08.05.2020 07:31
  • Güncelleme Tarihi : 08.05.2020 07:31
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
“Şiirim benim imdat fenerim”

ONURHAN ALPAGUT-RÖPORTAJ
Kırıkkale doğumlu yazar-şair ilk kitabını 2020 Mart’ta yayınladı. Şiir okumalarıyla bilinen şair kendi kaleminden damlayan şiirlerini okurları için kitaplaştırdı. Şairin ifadesiyle tam 46 yıllık bir birikimin ürünü olan şiir kitabı koronavirüs sebebiyle geçte olsa çıktı. Ersan, kitabının detaylarını gazetemiz için anlatırken bir yandan yeni bir kitap için okurlarına ümit verdi.
Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?
1964 Kırıkkale doğumluyum. Kırıkkale Lisesi Fen Bölümü mezunu olduğum halde edebiyata, özellikle de şiire sevdalıyım. Eşimle lise son sınıfta okurken tanışıp evlendik. İki oğlumuz oldu. 2010’da, Ankara’da birlikte çalıştığımız işimizden dönerken geçirdiğimiz feci trafik kazası sonucu onu kaybettik. 2011’de İzmir’de yaşayan annemin yanında uzunca bir süre tedavi gördüm. 2014’te ancak toparlanıp kendime gelebildim. Aynı yıl, Karşıyaka Belediyesi Şiir Atölyesi Eğitmeni Veysel Çolak ile tanıştıktan bir süre sonra, her cumartesi Şiir Atölyesi’ne devam ettim. Ayda bir yapılan atölye etkinliklerimizde şiir okurken bir yandan da kendi şiirlerimi yazmaya çalışıyordum. Şiirlerim Silgi, Nif Sanat, Dikili Ekin Kültür Sanat, Tmolos, Ekin Sanat Dergilerinde, Karakedi, Şiir Sarnıcı,  Ege Sanat gibi e-dergilerde yayınlandı. Bu arada İzmir’de bir süre, Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde Tarık Övünç ve Cevdet Yüceer ile RetinaGrubundaki şiir çalışmalarına, sonrasında Erkan Karakiraz ile Yerüstü ŞiirGrubuna, Metin Soydeveli’ nin kurup yönettiği Şiir Sokağın Kalbinde, Şiir Kalbimizde toplantılarına ve Dumansızlar’a katıldım. Kültür ve sanat etkinliklerini izleme olanağı buldum. Bu arada 7.sayısından beri Nif Sanat Dergisi’ nde kitap tanıtım köşesi yazıyor, Görsel Kitap için şiir seslendiriyorum. 2019’da, torunum Masal’ın dünyaya gelmesiyle, onun büyüdüğünü görmek ve çocuklarımın yanında olmak için, zamanımın çoğunu Ankara’ da geçirmeye başladım. Annemin, çocuklarımın, güzel şiirleriyle beni yeniden şiirle buluşturan canım kardeşim Ayşen Sarıbaş’ın, şiir seslendirmelerimi büyük bir sabırla dinleyen yeğenim Ada Çimen’ in katkıları, sevgili ailemin desteğiyle; Şiir Atölyesi kurucusu ve eğitmenim, eleştirmen, araştırmacı  yazar, usta şair değerli Veysel Çolak, yazın dostu gazeteci şair, değerli ustam Oğuz Tümbaş, düzeltileriyle bana her zaman destek olan eğitmen, eleştirmen, araştırmacı yazar, değerli dost şair arkadaşım Rıza Aslan, değerli incelemeleriyle eğitimimizde önemli bir payı olan şairimiz Dizdar Karaduman gibi kıymetli hocalarımın, sevgili atölye arkadaşlarımın da yüreklendirmesiyle, ilk şiir kitabım Sürgün Adım Hayat’ı yayınlamaya karar verdim. Amacım; bunca yılın birikimiyle, yarınlara benden bir iz bırakabilmek. Karantina günlerine rastlamış olsa da, değerli yayıncım Turgut Koçak ve Ekin Sanat emekçisi, sevgili arkadaşım Ayşe Kaygusuz Şimşek’ in çabaları sonucunda kitabım 15 Nisan 2020’de Ekin Sanat’tan çıktı.



Yazıyla alakanız nasıl gelişti? Bu ilginin kaynağı nedir?
Yazmayı oldum olası hep sevmişimdir. Daha çocuk yaşlarda, ilkokul sıralarında, MKEK’da memur olarak çalışan babamın, akşamları yabancı dilini geliştirmek için kursa gitmesiyle başladı, diyebilirim. Babamın yazısı çok güzeldi. İngilizce derslerini not aldığı defteri o kadar özenliydi ki; ben de onun gibi güzel şeyler yazmak istedim. Babam hattattı aynı zamanda ve resim sanatıyla da yakından ilgiliydi. Okul müdürümüzün ricasıyla hafta sonları, bazen de iş çıkışında okulumuza gelip bir duvarına boydan boya Atatürk ve çocuklar konulu yağlıboya tablo da yapmıştı. Genellikle armağan ederdi ama tablolarından para kazandığı da olmuştu. Annemin, okul yıllarında törenlerde şiir okuduğunu, aynı zamanda şiir yazdığını, hatta bestelemek için istediklerini biliyorum. Eee… böyle sanatın hemen her dalıyla ilgili bir ailede yazmak; yaşamak ve yaşatmak demekti. Ben de daha o yıllarda, anı ve şiir defterleriyle günlük tutup yazmaya başladım. İçlerinde benim yazdıklarım olduğu gibi bana yazılmış şiirler de var. Özellikle de lisedeki matematik öğretmenim Ahmet Yıldız’ın benim adıma yazmış olduğu “Analiz” adlı şiiri hiç unutmam. O defterlerimi ara sıra çıkarıp okuyor, kırk yıldır özenle koruyorum.
Birçok yazın türü varken neden şiir?
Şiirim benim imdat fenerim. Ne zaman dara düşsem elimden tutan, kalbimin dili, kalemimin kilidi şiir. Derdi olanın derdine koşan, sessiz çığlıkları duyup duyuran, beni yeni baştan doğuran şiir, benim nefesim... Düz yazılarım da var tabii ama ancak şiir şifa oluyor. Şiirlerimde “Tepeden tırnağa!” beni görüyorsunuz desem abartmış olmam sanırım. Bütün şiirlerin öznesinde ben vardır. Bende de öyle...
Yeni bir kitap çıkardınız. Bu size ne ifade etti, nasıl duygular hissettirdi? İnsanlar bu kitabı alıp neden okumalı? Ufukta yeni bir kitap gözüküyor mu?
Öncelikle çok korkuttu. Beni daha çok şiir okuyucusu olarak tanıyanlar, şiirlerimi okuduğunda kim bilir neler düşünür dedim. Yüksek sesle düşündüğüm de oldu hani. Koronavirüs yüzünden baskısının gecikmesi beni daha da gerdi ve sesim küsüp gitti. Doğum sancısı gibi derlerdi de inanmazdım. O kadar değilse de sonunda kitaplar eve gelince rahatladım. Ama daha iyisini yazana değin beklemek için zamanım olmayabilir düşüncesiyle, ani bir kararla çıkardım kitabımı. İnsanlar okusun tabiî. Onlara da dokunsun. Belki bana olduğu gibi onlara da şiir şifa olur. Sadece ben, ailem ve yakın çevrem okuyacaksa kitap çıkarmamın ne anlamı olur? Kitabım eve geldi ama karantina dolayısıyla o da henüz evden çıkamadı. Şu korona belasını atlatalım da... Neden olmasın?
Sürgün Adım Hayat adlı kitabınızın tamamlanması ne kadar sürdü? Arka planda nasıl bir çalışma var?
‘Kırk yıl artı altı’ desem abartmış olmam sanırım. Ünlü ressam Picasso’nun dediği gibi; benimkisi de, ‘yazı yazmayı geliştirdikten sonra, 8-10 yaşlarından başlayarak 2020 yılı Mart’ına kadar sürdü’ desem yeridir. Gerçek şu ki; Karşıyaka Belediyesi Şiir Atölyesi’ndeki şiir öğrenciliğim sırasında. O zamana değin yazdıklarımın şiir olduğunu sanıyordum.
Kitap fuarlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kitap fuarlarını önemsiyorum. Ülkemiz koşullarında her ne kadar alım gücü düşük ve katılım zor olsa da, kitap fuarları; her bütçeden insanın, gereksinimine uygun kitaplardan edinebilmesi, yazarlarıyla tanışıp daha çok okuma isteğini kamçılaması, fiyat indirimlerinden de yararlanabilecekleri, özellikle de

KANADI KIRIK DÜŞ
İçinden nehirler geçen bir kum tanesiydi, oysa
yüreğinin yarısıydı yaşamdan kopan.
Yerini sağlam bilen bir kaya
nereden bilebilirdi ki
bir akşam üzeri dağılıp
savrulacağını darmaduman!..

Aralanır anıların perdesi
pınarlardan sessiz akardı
kirpiklerinde asılı duran
kanadı kırık düştü.

Sevilip sevişince güller
gülüşürdü teninin Gülşen’inde.
aklında olduramadıkları
düşüncelere dalgın mavi
geceler yarısı can karası.

Bir ölüm boyu uzak*
özgürlük kokan
denizlere varmak!..
kaybolmak orada
sonsuz kavuşmak...

Özlemle kanatlandı
göğsünün güvercinleri
yenilenerek yeniden
tutundu sevdalı hayata
gülümseyen şiirin dalından.
*Nâzım Hikmet –Üç Leylek Lokantası’ndan
 

Haber Merkezi