Sayfa Yükleniyor...
Şair Hikmet Dönmez ile kitapları ve edebiyat üzerine konuştuk. Dönmez’in son kitabı ‘SUSKUN sana şiirler’ kısa bir süre önce raflarda yerini alırken üç kitabı daha bulunuyor
ONURHAN ALPAGUT/RÖPORTAJ
Kırıkkale doğumlu şair Hikmet Dönmez’in son kitabı ‘SUSKUN sana şiirler’ okurlarıyla buluştu. Röportajımızda kitabı hakkında konuşan Dönmez, “Serbest vezinle yazılı şiirlerim ve ‘Acılar Unutulmasın’ diye kitabıma bir bölüm koydum, daha çok toplumsal şiirler var” diye konuştu. Şairin bundan önce yayınladığı ‘Adın Aşk’ ve ‘Kızıl&Mavi’ adlı kitapları bulunuyor.
Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?
Öncelikle, sanat adına çalışmalarınız ve emeğiniz için teşekkür ederim, ben, Hikmet Dönmez, Kırıkkale/Koçubaba 1961 doğumluyum. Ankara’da yaşıyorum, Hüseyin Taylan adında bir oğlum ve Bulut adında bir torunum var.
Hayatınızda en çok iz bırakan olay nedir?
Öylesine çok ki ama bir tanesini anlatayım, ilkokulu köyümde bitirdim, o günlerde bir öğretmenimizin evine Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının geldiğini ve onun evinde bir süre gizlendiğini söylüyorlardı. Bunun üzerine baskın için köye Jandarmanın gelebileceğini, öğretmenin evinde yasak kitaplar olduğunu ve o kitapları köyümüzde sağcı (Demokrat Partili) bir amcanın sakladığını söylüyorlardı. Hep merak etmişimdir o kitapların neler olduğunu ve çok okumak istemişimdir. Okumayı yazmayı öğrendim, ilkokulu bitirdim, belki de o gün saklanan kitapların içeriğinde yüzlerce kitap okudum ama hala merak ederim hangi yazarın kitaplarıydı diye. Köyümüzde sadece ilkokul vardı, kentte yanında kalıp okuyabileceğim kimsemiz olmadığından daha ilerisini okuyamadım. Onun açlığıyla binlerce kitap okuyarak doymaya çalıştım ve hala da aç olduğumu biliyorum.
BİR DÖNEM ŞİİR YAZMAYA ARA VERDİ
Şair olma yolundaki hikayeniz nedir?
Özür dilerim, ben kendimi şair olarak adlandırmıyorum. Hikayeniz nedir? Sorusuna cevap vermek isterim. 1975 yıllarıydı, Matbaada kalfa olarak çalışıyordum, matbaanın olduğu sokakta, Çatalca sokak/Ulus’ta bir kız vardı. Onunla daha sonra arkadaş olduk ama herkesin tahmin edeceği mezhepsel bir nedenden sonra bir araya gelemedik, şimdi şehrinizde Güzel İzmir’de oturuyor. Arkadaşlar sevgililerine şairlerden şiirler yazarken, ben bunu kendime yediremedim, çünkü benim duygularım olmayacaktı ve şimdi neler olduğunu bile hatırlamadığım duygularımı içeren bir şeyler yazıp, kibrit kutusuyla o geçerken yoluna atıyordum ve alıyordu, bazen de zarfla eline veriyordum. Öyle başladı şiir yazma serüvenim. 1977 ve sonrası 12 Eylül’e kadar çok az yazdıklarım vardı, ara verdim de diyebilirim. Askerde yazdım ve sonrası devam etti.
Yazarken olmazsa olmazlarınız var mı?
Tanrısal ögeler, kadercilik vb. duyguları hiçbir şiirimde kullanmadım kullanmamda. Olmazsa olmazım aşk, sevgi, barış, özgürlük bir de onulmaz göz ağrım, sevgilim…
YAZDIKLARIYLA BAŞARILAR ELDE ETTİ
Bugüne kadar hangi gazete ve dergilerde eserleriniz yayınlandı. Elde ettiğiniz başarılardan kısaca söz eder misiniz?
Hatırlayabildiklerim; Bahadın Dergisi’nde, 2 Temmuz 1993 katliamını anlatan Sivas’a Ağıt şiirim ve ‘Desem ki’ adlı şiirlerim, Evrensel İnternette, Adın Aşk Kitabımın üzerine değerlendirme yazısı, yerel birkaç gazetede haber olarak yer aldı. Koçubabalı Dergisi’nde Gitme şiirim, bir şiirim, uluslararası seçki de yer aldı. Cumba şiir yarışmada Dediler şiirim ilk ona girdi, Umut adlı şiirim bir yarışmada ilk üçe girdi, çok sayıda, söyleşi, dinleti, radyo programına katıldım. Çok sayıda imza ve Fuar etkinliklerim oldu.
TOPLUMSAL ŞİİRLER
Okurlarımıza kısaca yazdığınızdan kitaplardan söz eder misiniz?
İlk kitabım Adın Aşk, daha çok hece vezni ile yazılı şiirler, serbest vezinle yazılı şiirler ve aforizmalar var. İkinci kitabım Kızıl & Mavi, serbest vezinle yazılı şiirlerim, birkaç tane hece vezni ile yazılı şiirlerim var. Üçüncü kitabım, SUSKUN “sana şiirler” serbest vezinle yazılı şiirlerim ve kitabıma ‘Acılar Unutulmasın’ diye bir bölüm koydum, daha çok toplumsal şiirler. Şiirlerim hakkında yorum yapmayı uygun bulmam, okuyucunun bakışıdır belirleyici olan ve kabulümdür.
Son olarak yayınladığınız 'SUSKUN sana şiirler' adlı kitabınızdan söz edecek olursanız bu kitapta nasıl şiirler görüyoruz. Şiirlerinizde ne kadar kendinizi yansıtıyorsunuz?
Her bir sonraki kitabımda daha istediğime yakın şiirler yazdığımı düşünüyorum. Tabii ki bütün şiirler yaşadıklarımın, duygu ve düşüncelerimin ürünüdür. Beni yakından tanıyan dostlarım çok duygusal olduğumu söylerler ama sevmek ve toplumsal mücadele adına aslında çok katı bir insanım. Başka türlü olamıyorum elimde değil. Şiirlerimde de bu yanım öne çıkıyor.
OKUYUCULARIN ORANI YÜZDE 5’İ GEÇMEZ
Kitap fuarları okur-yazar buluşmaları hakkında düşünceleriniz nedir?
Bu konu o kadar derin ki “anlatsam roman olur” ama bir iki cümle söyleyeyim. Toplumlar özellikle, sömürge/yarı sömürge ülkelerde burjuva medyasının pohpohladığı yazarlar ve kitapları ön plana çıkıyor. Görsel medyada da olduğu gibi şiddet, milliyetçi, dine dayalı ve pornografik diyebileceğimiz kitaplar “iş yapıyor” Fuarlar da okuyucular da aynı kategoride diyebiliriz. Ancak öyle bir kesim var ki bu her kuşaktan, stant stant dolaşıp tek tek kitapları inceleyen fuar boyunca bakmadığı stant kitap bırakmayan okuyucu işte bu “okuyucu” dediğimiz grup ama bunların sayısı da genelin yüzde 5’ini geçmez düşüncesindeyim.
Ufukta yeni bir kitap gözüküyor mu, edebiyatta kendinize nasıl bir yol haritası çizeceksiniz?
Evet var, taslağı bitti. Salgının bitmesini bekliyoruz diyebilirim. İzninizle belki gereksiz ama özel bir şey paylaşmak istiyorum. Amcam, Bursa tutsak evinde Nazım Hikmet Ran ile kalır bir süre ve Nazım’dan çok etkilenir. Köye babama ve amcama mektupla haber gönderir, hanginizin oğlu olursa adını Hikmet koyun diye, bir süre sonra ben doğarım ve adımı Hikmet koyarlar. Yol haritası deyince aklıma geldi. Yol haritamda, toplumsal şiirler yazmak, gelecek kuşaklara şiir ve edebiyat adına deryada bir damda kadar da olsa bir şeyler bırakabilmek var.
Haber Merkezi