SAĞLIK

Çocuklarda gizli tehlike: Yanlış beslenme 5 yaşında ergenliği tetikliyor

SBÜ İzmir Tıp Fakültesi Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi uzmanları, çocuk ve ergenlerde hızla artan yeme bozuklukları ve obezite tehlikesine karşı çok ciddi uyarılarda bulundu. Sağlıksız beslenmenin çocuk gelişimini ve hormonal dengeyi doğrudan vurduğunu belirten uzmanlar, bozulan sistem nedeniyle 5-6 yaşındaki çocukların bile erken ergenlik travmasıyla karşı karşıya kaldığına dikkat çekti.

Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) İzmir Tıp Fakültesi Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde görevli Uzman Psikolog Sibel Özgür Vatansever, yeme bozukluklarının arkasındaki psikolojik ve biyolojik süreçlerin hayati önem taşıdığını vurguladı. Sağlıksız beslenme ve aşırı kilonun gelişim döngülerini altüst ettiğini belirten Vatansever, şu çarpıcı ifadeleri kullandı: "Hormonal bozulmayla birlikte çocuk çok küçük yaşta ergenliğe giriyor. 5 ya da 6 yaşındaki bir çocuğun vücudunda ergenlik belirtilerinin olması, onun için çok korkutucu ve travmatik bir durum haline gelebiliyor. Psikolojik destek sürecinde bu kaygılarla da çalışıyoruz."

"KOŞULLU KABUL GÖRMÜŞ ÇOCUKLARDA YEME BOZUKLUĞU BAŞ GÖSTERİYOR"

Klinikte çocukların en çok akran zorbalığından yakındığını dile getiren Uzman Psikolog Sibel Özgür Vatansever, asıl problemin kilo değil, çocukların uğradığı sosyal baskı ve kaybettikleri öz şefkat olduğunu söyledi. Aile içi ilişkilere dikkat çeken Vatansever, şöyle devam etti: "Çocuğa kilosundan neden rahatsız olduğunu sorduğumda, “Merdiven çıkarken zorlanıyorum” diyor ya da okulda arkadaşları tarafından zorbalığa uğradığını, kilosuyla dalga geçildiğini anlatıyor. Aslında burada asıl konu kilo değil, dalga geçiliyor olması ve çocuğun öz şefkatini kaybetmesi. Biz duygusal sorun yaşayan çocuklara kilonun bir amaç değil, sadece bir sonuç olduğunu fark ettirmeye çalışıyoruz. Koşulsuz sevgi ve kabul gören bir çocuğun beden imajıyla sorunu olmaz. Ancak koşullu kabul görmüş çocuklarda yeme bozuklukları ve kendini sevmeme eğilimi baş gösteriyor"

PAKETLİ GIDA UYKU SORUNU VE EKRAN SÜRESİ KİLOYU ETKİLİYOR

Kilo probleminin tek başına oluşmadığını; uyku bozukluğu, kontrolsüz ekran süresi ve paketli gıdaların bu döngüyü beslediğini aktaran Uzman Psikolog Sibel Özgür Vatansever, tedavi yaklaşımlarını şu sözlerle özetledi: "Bir çocukta kilo sorunu varsa, orada mutlaka uyku sorunu, denetlenemeyen ekran süresi ve aşırı paketli gıda tüketimi de vardır. Çocuklar ellerinde paketli ürünlerle ekran karşısında saatlerce vakit geçiriyor, ev hayatına dahil olmuyor ve aileler bir süre sonra çocuklara söz geçiremez hale geliyor. Biz tedavide doğrudan kiloyu hedef almayız. Uyku düzenini sağlar, melatonin hormonunun önemini anlatır, ekran süresini kısıtlarız. 0-7 yaş grubunda tamamen aileyle, 7-14 yaş arasında çocuk ve aileyle ortak,4 yaş sonrasında ise ergenlerin kendi iradeleri ön planda olduğu için bireysel çalışırız. Çocuk hayatına bu disiplini uyarlayıp kendi bedeni üzerinde söz sahibi olduğunda, yaşadığı başarı tatminiyle birlikte öz güveni de yerine geliyor"

“KLİNİKTE EN SIK KARŞILAŞTIĞIMIZ TABLO OBEZİTE"

Toplumda yeme bozukluğu denince akla ilk olarak aşırı zayıflık arzusunun geldiğini ancak sahadaki gerçeğin çok farklı olduğunu belirten SBÜ İzmir Tıp Fakültesi Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Diyetisyeni Aliye Güç ise tehlikenin boyutunu şu sözlerle aktardı: "Yaklaşık 2 yıldır bu kurumda çalışıyorum. Nadiren de olsa aşırı zayıf görünme isteğiyle (anoreksiya vb.) karşılaşsak da, çocuk ve ergenlerde en sık gördüğümüz yeme bozukluğu tablosu, fazla enerji alımına bağlı olarak gelişen obezitedir. Bu durumun altında tek bir neden yok ancak pandemi ve sonrasında evde geçirilen sürenin artması, fiziksel aktivitenin azalması ve online yemek uygulamalarının yaygınlaşması fast food ile paketli gıdaya erişimi çok kolaylaştırdı"

"ÇOCUKLAR SÖYLENENİ DEĞİL GÖRDÜKLERİNİ UYGULAR"

Diyet listelerinin geçici birer görev gibi görülmesinin en büyük açmazlardan biri olduğunu ifade eden Diyetisyen Aliye Güç, ailelerin rol model olması gerektiğinin altını çizerek şunları söyledi: "Sağlıklı beslenme geçici bir liste değil, sürdürülebilir bir yaşam tarzıdır. İnternetteki bilimsel temeli olmayan hızlı kilo verme vaatleri motivasyon kaybı yaratıyor. Stres, yoğun okul temposu, yetersiz su tüketimi ve uykusuzluk da kilo vermeyi zorlaştırıyor. Çözümün temeli yasaklar koymak değil, doğru alışkanlıklar edindirmektir. Çocuklar ebeveynlerinin söylediklerinden ziyade gördüklerini uygularlar. Bu yüzden anne ve babaların iyi birer rol model olması gerekir. Özellikle akran zorbalığının yoğun yaşandığı2-17 yaş arası ergenlik döneminde beden algısı kırılganlaşıyor. Daha küçük yaşlarda ise okuldaki abur cubur, kızartma ve hamur işi tüketimi obeziteyi tetikliyor."

DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ STANDARTLARINDA HEDEF: HAFTADA KİLO

Çocukların beslenme planlarını hazırlarken onların sevdikleri besinleri tamamen dışlamak yerine kademeli bir sistem uyguladıklarını belirten Diyetisyen Aliye Güç, sağlıklı kilo kaybı sınırlarını şu sözlerle paylaştı: "Dünya Sağlık Örgütü'nün önerisi doğrultusunda haftalık yarım ila kilo arasında kayıp hedefliyoruz. Aylık kontrollerde hastalarımızın sağlıklı bir şekilde 2 ile 4 kilo arasında vermelerini bekliyoruz"