25 Mart 2026, Çarşamba 16:04
16°C İzmir

Ege Üniversitesi’nde Affetme Eğitimi

Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi’nin “Affetme Eğitimi” programında, çocukluktan taşınan duygusal yüklerin ilişkiler üzerindeki etkisi ve affetme kavramı kapsamlı şekilde ele alındı.

  • Oluşturulma Tarihi :
  • Kaynak: EGE AJANS
Ege Üniversitesi’nde Affetme Eğitimi haberinin görseli

Ege Üniversitesi (EÜ) Hemşirelik Fakültesi, “Affetme Eğitimi” programıyla öğrenciler ve katılımcılara duygusal farkındalık kazandırmayı hedefledi. Ruh Sağlığı Beceri Laboratuvarı’nda düzenlenen programda, Hemşirelik Fakültesi Dekanı ve Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği öğretim üyesi Prof. Dr. Ayşegül Dönmez ile Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Şeyda Dülgerler eğitici olarak yer aldı. “Bilim Kafe Etkinlikleri” kapsamında gerçekleştirilen eğitimde, affetme kavramı ve çocukluktan taşınan duygusal yüklerin kişiler arası ilişkilere etkisi ele alındı.

“AFFETME KAVRAMI HAYATIN ÖNEMLİ ANAHTARIDIR”

 “Ben Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği öğretim üyesi olarak, affetme kavramını hayatın önemli anahtarı olarak görüyorum” diyen Prof. Dr. Ayşegül Dönmez, “Her uzman aslında çalıştığı konuyu kendi yaşamında olgunlaştırmak ister; benim affetmeye odaklanmamın nedeni de hem akademik hem kişisel deneyimlerimdir. Ailemizle ya da sosyal çevremizle yaşadığımız pek çok çatışmanın temeli, 3-6 yaş dönemindeki çocukluk deneyimlerimize dayanır; bu süreç sağlıklı yönetilmezse yetişkinlikte de ilişkilerimizi etkiler. Bazen hiç tanımadığımız bir kişiyle yaşadığımız ani bir çatışma bile, geçmişte çözümlenmemiş duyguların yansıması olabilir. Bu nedenle kendimize ‘Bu durum bana ne anlatıyor?’ sorusunu sormak ve affetme üzerinden içsel farkındalığı geliştirmek gerekir bu da ruhsal büyümenin en önemli adımlarından biridir” ifadelerine yer verdi.

“AFFETMEK ÖZGÜR BİR RUH HALİNE ULAŞTIRIR”

Affetmenin temel olarak öfke duygusuyla ilişkili olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ayşegül Dönmez, bu sürecin insanın ruhsal, sosyal ve spiritüel yapısının ayrılmaz bir parçası olduğunu belirtti. Prof. Dr. Dönmez, “Kendimi affetmekte zorlananlar mutlaka vardır; çünkü çoğumuz en çok kendimizi affetmekte güçlük çekeriz. Değerlendirmelerde bazı kişilerin kendisini, çoğunluğun başkasını, bazılarının ise yaşadığı durumu affedemediğini görüyoruz. Bugün kendimizi, başkalarını ve hayatın içindeki olayları affetme üzerine çalışacağız. Ancak her şeyi affetmek zorunda değiliz; affetmek bilinçli bir tercihtir. Affettiklerimiz bizi özgürleştirir. Affetme; öfke, kin ve yıkıcı duyguları bırakıp yerlerine merhamet ve empatiyi koyabilme becerisidir. Çocukluk döneminden bugüne taşıdığımız yüklerle yüzleşmeden bu dönüşüm mümkün olmaz. Amacımız, bu duygusal yükleri fark ederek daha sağduyulu ve özgür bir ruh haline ulaşmak; böylece toplumda yaşanan istenmeyen olayların ve suçların önüne geçebiliriz” diye konuştu.

“İNSAN RUHUNU ANLAMADAN AFFI KONUŞAMAYIZ”

Prof. Dr. Ayşegül Dönmez, affediciliğin yalnızca etik veya dini bir kavram olmadığını, psikolojik bir ihtiyaç ve ruhsal iyileşme süreci olduğunu vurguladı. Dönmez, “1950’lerden itibaren bilim dünyasında güç kazanırken, 1980’lerle birlikte ruh sağlığı alanında köklü bir dönüşüm yaşandı. İnsan artık hastane duvarları arasında değil, yaşamın içinde anlaşılmaya çalışılıyor. Bu süreçte affedicilik, psikolojinin bilimsel inceleme alanına girdi. İnsan ruhunu anlamadan affı konuşamayız; çünkü Freud’un tanımladığı İd, Ego ve Süperego çatışmaları hepimizin içinde mevcut ve özellikle İd, bastırılmış öfke ve kırgınlıkların biriktiği alanı temsil eder. Bu duygusal birikimi sağlıklı biçimde boşaltamazsak hem bireysel hem toplumsal sorunlar kaçınılmaz olur. Yıllar önce bağımlılıkla mücadele kapsamında yürüttüğümüz ‘Maddeden Manaya Bağımsızlaşma’ çalışmalarında da gördük ki, insanın yöneldiği zararlı alışkanlıkların temelinde doldurulamayan bir anlam boşluğu vardır. İşte affedicilik, ruhsal iyilik halini inşa eden, insanı yüklerinden arındıran güçlü bir psikolojik süreç olarak karşımıza çıkar” dedi.

- REKLAM -

“AFFETMEK DUYGUSAL YÜKÜ HAFİFLETMEKTİR”

Doç. Dr. Şeyda Dülgerler ise affetme terapilerinin bireylerin geçmişte yaşadığı incinme ve haksızlıklarla başa çıkmasını sağlayan psikoterapötik yaklaşımlar olduğunu ifade etti. Dülgerler, “Affetme çoğu zaman unutmak veya yapılanı onaylamak şeklinde yanlış anlaşılır. Oysa terapötik anlamda affetmek, yaşanan olayı inkâr etmek değil; üzerindeki duygusal yükü hafifletmek ve içsel özgürlüğü yeniden kazanmaktır. Burada bireyin acısını yok saymıyoruz; tam tersine, onu sağlıklı bir şekilde işlemeyi hedefliyoruz. Affetme yalnızca kişilerarası ilişkileri iyileştirmekle kalmaz, bireyin kendilik algısını, duygusal düzenleme becerisini ve yaşam doyumunu da etkileyen bütüncül bir dönüşüm sürecidir. Affetmenin psikolojik boyutlarını bilişsel, duygusal ve davranışsal olarak ele alıyoruz. Bilişsel boyutta olayın yeniden anlamlandırılması ve katı düşünce kalıplarının esnetilmesi; duygusal boyutta öfke, kin ve utanç gibi yoğun duyguların düzenlenmesi; davranışsal boyutta ise kaçınma ve geri çekilme örüntülerinin azaltılması ve daha sağlıklı ilişki kurma becerilerinin desteklenmesi amaçlanır. Araştırmalar, affetmenin psikolojik iyi oluş ve öz-şefkat ile pozitif, depresyon ve ruminasyon ile negatif yönde ilişkili olduğunu gösteriyor. Bu nedenle affetme, yalnızca bir erdem değil, travma sonrası anlam kurma ve öz-onarım mekanizması olarak da değerlendirilmektedir” diye konuştu.

“AFFETMEMEK SIRTIMIZDA TAŞ TAŞIMAYA BENZER”

Doç. Dr. Şeyda Dülgerler, affetmenin önündeki yaygın engel inançlarına dikkat çekti. Dülgerler, “‘Affedersem yapılanı kabul etmiş olurum’, ‘Affetmek zayıflıktır’ veya ‘Unutmak zorundayım’ gibi düşünceler, bireyin öfke ve kırgınlığını kimliksel bir savunmaya dönüştürebiliyor. Terapide amacımız bu inançları ortadan kaldırmak değil; onları esnetmek ve daha işlevsel anlamlar geliştirmektir. Affetme sürecini farkındalık, duygusal ifade, anlamlandırma, bırakma ve entegrasyon aşamalarıyla ele alıyoruz. Burada bırakmak, unutmak değil; duygusal yükü taşınabilir hâle getirmektir. Bilişsel Davranışçı Terapi, Şema Terapi, Duygu Odaklı Terapi, Varoluşçu Terapi, Psikodinamik Yaklaşım ve Kabul ve Kararlılık Terapisi affetmeye farklı açılardan katkı sağlar. Ortak hedef, bireyin içsel yükünü azaltmak ve psikolojik esnekliğini artırmaktır. Terapist, yönlendirici değil, eşlik edici konumda olmalı; affetme bir zorunluluk değil, seçenek olarak sunulmalıdır. Affetmemek sırtımızda taş taşımaya benzer; affetmek ise o taşı bırakmayı seçmektir” dedi.

KATILIMCILARA KATILIM BELGELERİ VERİLDİ

Programın sonunda Prof. Dr. Ayşegül Dönmez ve Doç. Dr. Şeyda Dülgerler, katılımcılara “Katılım Belgeleri” takdim etti. Eğitim, psikiyatri hemşireliği, psikoloji, psikolojik danışmanlık, sosyal hizmet ve eğitim alanlarında görev yapan uzmanların mesleki gelişimine katkı sağlarken; kişisel gelişimine yatırım yapmak isteyen bireyler için de önemli bir öğrenme ve farkındalık fırsatı sundu.

Kaynak: EGE AJANS

0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Bir Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.