Ege Üniversitesi (EÜ) bünyesinde toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla yürütülen bilgilendirme çalışmaları kapsamında, EÜ Tıp Fakültesi Parazitoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adnan Yüksel Gürüz, yüksek ölüm oranıyla bilinen Ebola hastalığı ve modern çağın viral enfeksiyon riskleri hakkında önemli açıklamalarda bulundu.
Daralan yaşam alanları, gıda sektöründeki kontrolsüzlük ve artan insan hareketliliğinin yeni enfeksiyöz ajanların ortaya çıkmasına neden olduğunu belirten Prof. Dr. Gürüz, tanınmayan yeni etkenlere karşı koruma ve tedavi protokollerinin akut evrede yetersiz kalabildiğine dikkat çekti.
Dünyanın ciddi bir viral kuşatma altında olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Adnan Yüksel Gürüz, “ Daralan yaşam alanları, besin zincirinde vahşi hayvan etlerinin kabul görmesi, artan nüfus, egzotik gıdalara karşı uyanan ilgi ve gıda sektöründeki kalifiye olmayan iş gücü, ne yazık ki yeni enfeksiyöz ajanların, özellikle viral kaynaklı olanların artmasına neden olmaktadır. Son yıllarda SARS-CoV-2, HANTA virüs ve EBOLA insan ırkında ölümcül salgınlara yol açmıştır. Ebola hastalığı (EBOD), nadir ama insanlarda ciddi ölüm riski yaratan bir enfeksiyondur. Orthoebolavirus genusunun filoviridae ailesine ait olan bu virüsün altı türü tanımlanmış olup, bunlardan EBOV, SUDV ve BDBV büyük salgınlara yol açmıştır” diye konuştu.
EBOLA YÜKSEK ÖLÜM ORANIYLA DİKKAT ÇEKİYOR
Hastalığın ilk kez976 yılında Sudan ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde eş zamanlı salgınlarla ortaya çıktığını hatırlatan Prof. Dr. Gürüz, “Ebola, normal şartlarda nadir görülen ancak çok yüksek ölüm oranına sahip, viral ve zoonotik bir enfeksiyondur. Virüs, en büyük yıkımı 2014-2016 yılları arasında gerçekleştirmiştir. Bu dönemde yaklaşık 28 bin kişi enfekte olmuş ve1 binden fazla insan hayatını kaybetmiştir Ebola virüsü, konak hücreden alınan bir lipid zarla çevrili, iç kısmında sarmal bir nükleokapsid çekirdek ve yüzeyinde çıkıntılar barındıran, uzun ve ipliksi bir yapıya sahiptir. Hücre bölünmesi geçirmez; bunun yerine konakçı hücrenin mekanizmasını ele geçirerek 'virüs fabrikaları' kurar. Kuluçka süresi 2 ile 21 gün arasında değişse de semptomlar genellikle 8-10 gün sonra ortaya çıkar. Önemli bir nokta şudur ki; enfekte bir kişi kuluçka dönemi boyunca, yani belirti göstermeden virüsü başkalarına bulaştıramaz” dedi.
EBOLA’YI GRİPTEN AYIRAN KRİTİK BELİRTİLER
Ebola’nın başlangıç semptomlarının mevsimsel grip ile benzerlik gösterdiğini ancak ilerleyen safhalarda keskin farklar oluştuğunu belirten Prof. Dr. Gürüz, “İlk birkaç gün her iki hastalıkta da yüksek ateş, baş ağrısı ve halsizlik görülür. Ancak grip esas olarak solunum sistemini etkileyip öksürük ve burun akıntısına yol açarken; Ebola'da solunum şikayetleri nadirdir. Hastalığın 4. veya 5. gününden itibaren şiddetli kusma, yoğun sulu ishal ve karın ağrısı gibi ağır gastrointestinal, yani 'ıslak' belirtiler baskın hale gelir. Belirtiler zamanla hafiflemek yerine kademeli olarak çok daha yıkıcı ve ağır bir seyir izler” diye konuştu.
EBOLA’DA KORUYUCU EKİPMAN HAYATİ ÖNEMDE
Ebola virüsünün hava yoluyla bulaşmadığının altını çizen Prof. Dr. Adnan Yüksel Gürüz, korunma yollarına ilişkin uyarılarda bulundu. Prof. Dr. Gürüz “Virüs; kan, kusmuk, dışkı, tükürük ve ter gibi vücut sıvılarıyla doğrudan temas yoluyla geçer. Ayrıca enfekte kişilerin eşyalarına dokunmak veya cenaze törenlerinde koruyucu ekipman olmadan bulunmak büyük risk taşır. Korunmak için vücut sıvılarından kaçınılmalı, sıkı hijyen uygulanmalı ve yabani hayvan etinden uzak durulmalıdır. Sağlık kuruluşlarında ise tam vücut tulumu ve çift kat eldiven gibi kişisel koruyucu ekipman kullanımı hayati önemdedir. Şu an için EBOV türüne karşı geliştirilen Ervebo aşısı oldukça etkilidir; ancak diğer türler için onaylı bir aşı henüz bulunmamaktadır. Tedavide en önemli yaklaşım, hastanın sıvı kaybının yerine konması ve semptomlara yönelik destek tedavisidir. Özetle ebola; hava yoluyla bulaşmadığı için bariyer önlemleri ve sıkı enfeksiyon kontrol yöntemleriyle korunulabilen bir hastalıktır” dedi.