Diz ağrısı, günümüzde ortopedi polikliniklerine başvuruların önemli nedenleri arasında yer alıyor. Yaş, cinsiyet, yaşam tarzı, hareketsizlik ve çalışma koşulları gibi birçok faktör diz ağrısı ve kireçlenme gelişiminde etkili olurken, uzmanlar tedavide cerrahinin son seçenek olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Diz ağrısı ve kireçlenme şikayetlerinin günümüzde daha genç yaşlarda görülmeye başladığını belirten Ortopedi ve Travmatoloji ve El Cerrahisi Yan Dal Uzmanı Op. Dr. Ahmet Savran, tedavide diz protezinin herkese uygulanmadığını söyledi. Savran, kilo kontrolü, fizik tedavi, uygun ayakkabı, egzersiz, destek ürünleri ve diz içi enjeksiyonlar gibi yöntemlerle ameliyata giden sürecin yavaşlatılabileceğine dikkat çekti. Ortopedi ve Travmatoloji ve El Cerrahisi Yan Dal Uzmanı Op. Dr. Ahmet Savran, özellikle genç yaşlarda görülen diz ağrılarının nedenlerinin çeşitlilik gösterdiğini ifade etti. Savran, 50 yaş üzerindeki kadınlarda menopozla birlikte östrojen seviyesinin azalmasının kıkırdak yenilenmesini olumsuz etkileyebileceğini belirterek, erkeklerde ise diz ağrılarının genellikle 55-60 yaş civarında belirginleşebildiğini söyledi.
“KİREÇLENME DOĞAL BİR SÜREÇ”
Diz kireçlenmesinin yaşlanmayla birlikte ortaya çıkabilen doğal bir süreç olduğunu belirten Savran, özellikle ilerleyen yaşlarda merdiven çıkarken yaşanan ağrı ve huzursuzluğun eklem kıkırdaklarındaki yıpranmayla ilişkili olabileceğini dile getirdi. Diz protezi ameliyatının her kireçlenme hastasına uygulanmadığının altını çizen Savran, tedavide öncelikle cerrahi dışı yöntemlerin değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Savran, “Kireçlenme tedavisinde son aşamada diz protezi ameliyatı tercih edilebilir. Herkese ameliyat önermiyoruz. Diğer yöntemler işe yaramadığında diz protezi ameliyatını tercih ediyoruz. Yolun sonu protez ama herkese protez yapılır demiyoruz” ifadelerini kullandı. Protezlerin de kullanım ömrü bulunduğunu belirten Savran, genç yaşta yapılan ameliyatların ilerleyen yıllarda revizyon ihtiyacını artırabileceğine dikkat çekti. Savran, diz protezinin mümkün olduğunca gerekli durumlarda ve uygun yaşlarda uygulanması gerektiğini ifade etti.
“RÖNTGEN DAHA KIYMETLİ OLABİLİYOR”
Diz kireçlenmesinin değerlendirilmesinde röntgenin önemine de değinen Savran, çekimin hastanın ayağı üzerine basarak yapılmasının eklemin yük altındaki durumunu göstermesi açısından değerli olduğunu söyledi. MRG'nin ise hasta yatar pozisyonda çekildiği için bazı durumlarda röntgen kadar yol gösterici olmayabileceğini belirtti. Kireçlenme nedeniyle ameliyata giden sürecin yavaşlatılabileceğini belirten Savran, yaşam tarzı değişikliklerinin tedavide önemli bir yere sahip olduğunu vurguladı. Hastaların öncelikle kilo kontrolüne dikkat etmesi gerektiğini ifade eden Savran, fizik tedavi, uygun ayakkabı seçimi ve düzenli yürüyüşün yanı sıra kuvvet antrenmanlarının da fayda sağlayabileceğini söyledi.
TEDAVİ KİŞİYE ÖZEL PLANLANMALI
Tedavinin kişiye özel planlanması gerektiğini belirten Savran, kıkırdak destekleyici takviyelerin yanı sıra diz içi enjeksiyonların da bazı hastalarda tercih edilebildiğini kaydetti. Hastanın muayene edilmesinin ardından uygun tedavi yöntemine karar verildiğini belirten Savran, bazı durumlarda dizlik ve destek ürünlerinin kullanılabildiğini, gerekli hastalarda ise diz içindeki eklem aralığını artırmaya yönelik cerrahi yöntemlerin uygulanabildiğini ifade etti. Savran, “Bunların hiçbiri sonuç vermiyorsa son olarak diz protezi ameliyatı gerçekleştirilir” diyerek, diz kireçlenmesinde protez ameliyatının tedavinin başlangıcı değil, diğer seçeneklerin yeterli olmadığı durumlarda başvurulan son aşama olduğunu vurguladı.