SIYASET

Çağtay Güç'ten Cemil Tugay'a: O sözleri edip istifa etmemek ya psikolojik ya da...

Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçiş sürecinin yaklaşık üç ay önce başladığını söyleyen Çağatay Güç, Tugay’ın daha önce kullandığı sözleri hatırlatarak, “Bu lafları edip de istifa etmemek ya psikolojik bir sorundur ya da bir yakalanma sorunudur" dedi
Yazı Boyutu

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AK Parti’ye katılmasının ardından YENİ Parti İzmir Kurucu İl Başkanı Çağatay Güç, partisinin İzmir İl Başkanlığı’nda düzenlediği basın toplantısında yaşanan süreci değerlendirdi. Tugay’ın parti değişikliğinin ardından gerçekleştirilen protestolar ve eylemlerde yaşanan gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulunan Güç, bundan sonraki süreçte izleyecekleri yol haritasını da kamuoyuyla paylaştı. Tugay’ın AK Parti’ye geçiş sürecinin yaklaşık üç ay önce başladığını öne süren Güç, bu süreçte kendisinin de Tugay’la görüşmeye çalıştığını ancak yaklaşık iki aydır kendisine ulaşamadığını söyledi. Sürecin son dönemde yaşanan fon krizi gündemini değiştirmek için bu tarihte yapıldığını belirten Güç, “Bu fon krizi patlak verdi, sonra gündem değiştirme pozisyonuna girdiler” dedi. Tugay’ın söylediği sözlerin ardından belediye başkanlığı görevinden istifa etmesi gerektiğini savunan Güç, "Çok ağır sözler var. Ben bu sözleri söylemek istemiyorum ama ‘annem evlattan reddeder’, ‘arkadaşların yüzüne tükürür’ gibi ağır laflar var. Bu lafları edip bunu yapmak büyük bir sorun demektir. Yani ya psikolojik bir sorundur ya da bir yakalanma sorunudur, bir yerden tutulma, bir yerden yakalanma sorunudur" diye konuştu. YENİ Parti’nin bundan sonraki süreçte de eylemlerini sürdüreceğini belirten Güç, “Biz planlarımızı yine yaptık. Bu eylemsellik planı farklı eylemselliklerle devam edecek. Büyükşehir Meclisi’nde farklı bir yaklaşımla devam edecek” ifadelerini kullandı.

GEÇİŞ SÜRECİ 3 AY ÖNCE BAŞLADI

Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçiş sürecinin yaklaşık üç ay önce başladığını söyleyen Güç, "Yaklaşık üç ay öncesinden beri bu sözler gündemden düşmüyor. İlk görüşüldüğü, görüşülerek sürecin yürütüldüğüne dair çeşitli söylentiler çıkmaya başlamıştı. Son iki hafta öncesine kadar hep bu söylemler bazı arkadaşlarım tarafından yalanlandı. Cemil Tugay’a yakın bütün arkadaşları, çevresindeki insanlar hep bu süreçleri yalanladı. Ama biz hem AK Parti iktidarının içinden gelen bilgilerden hem de iktidarın çevresindeki bazı insanlardan gelen bilgilerden görüştüğünü biliyorduk. Ancak şahsının yalanlamasından dolayı da süreci istişare içerisinde yürüttük. Çünkü orada bir görüşme sağlanıyor ama bizden de uzaklaşmasın, bizden de kendini koparmış gibi hissetmesin diye süreci istişareyle yürütmeye çalıştık. Yaklaşık iki aya yakındır muhtemelen hiç görüşme sağlayamadım. Randevu talep ettik. Telefonla aradım, ulaşamadım. Mesaj da attım, görüşmek istedim. Bu sadece benim kurumsal olarak başkanlığımla ilgili değil, neredeyse bütün yakın arkadaşlarına da sirayet eden bir durum. Çünkü çevresindeki insanların hemen hemen tamamı sosyal demokrat insanlar, daha Atatürkçü, İzmir’de dünya görüşü olarak mevcut Cumhur İttifakı’ndan uzak insanlar. Dolayısıyla o insanlarla da yavaş yavaş bağlarını kesti” dedi.

İZMİR HALKINI YARALAMIŞTIR

Tugay’ın AK Parti’ye katılım töreninde yaptığı konuşmanın İzmir’de büyük bir infial yarattığını söyleyen Güç, "Önüne bir metin konulmuş, İletişim Başkanlığı tarafından hazırlanmış ve bugüne kadar, tam o güne kadar olan bütün açıklamalarının tam tersi bir konuşma yaptı. Bu konuşma İzmir halkını inanılmaz derecede yaralamıştır. Böyle devasa, böyle incitici cümleler, hiç mahcubiyet olmaması, üzgünlüğünü yaşamaması, sonuç itibarıyla bu kente, bu kentin seçmenine yapılanı anlatıyor. Çünkü bu kentin sol kesimi dediğimiz, sosyal demokrat dediğimiz, Atatürkçü dediğimiz, Cumhur İttifakı’na oy vermeyen kesimlerin oylarıyla Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmiş olabilir. Bu sadece belli bir zümrenin oyu değildi. Uzlaşıyla sonuçta bu Büyükşehir Belediye Başkanı oldu ve o uzlaşıyla sağlanan belediye başkanlığı makamının bütün yetkisini hiç oy vermemiş bir partiye bırakması büyük bir hayal kırıklığı olmuştu. Özellikle İzmir açısından olması büyük bir hatadır" diye konuştu.

GÜNDEM DEĞİŞSİN DİYE BU TARİHİ SEÇTİLER

Tugay’ın AK Parti’ye geçiş tarihinin ekonomik gündemde yaşanan fon krizi tartışmalarının hemen sonrasına denk gelmesinin tesadüf olmadığını savunan Güç, "Şu anda bu sürecin bugün yapılmasının bir nedeni var. Daha önceden de geçebilirdi. O zamanlarda bilgiler geliyordu. Bu fon krizi patlak verdi, sonra gündem değiştirme pozisyonuna girdiler. Çünkü fon krizi, 455 milyar liranın doğrudan etkilendiği, 1 trilyon liraya yakın paranın hiç edildiği, insanların kredi çekip girdiği veya kendi bütün yatırımlarını koyduğu büyük bir krizin tam ortasındaydı. Bunun bir amacı vardı. O yüzden bunu seçtiler. Açıklamasının infial yaratacak şekilde hazırlanmasını da bence, bizce, dinleyenler var. Bilerek mi yapıldı? Bilerek gündem değişsin, ‘Neden bu açıklamalar yapıldı, nasıl yapılabilir?’ gibi konuşmalar yapılsın diye yapıldı. AK Parti iktidarı gidiyor. Bu kesin. Bu arkadaşlar vatan gemisine binen insanlar. Bütün anketlerde Yeni Parti’nin birinci parti olduğunu herkes biliyor. Burada amaç şu: Burada bir kırılma yaratmak. Parti içerisinde duygusal anlamda, ‘Bu işi birlikte götürelim’ duygusunu, birlikteliği çökertelim anlamında bir planlama yapıyorlar ama bir türlü işlemiyor. Çünkü biz birlikteliğimizi ve mücadelemizi sürdürmeye devam ediyoruz” dedi.

İZMİR’İ ABLUKA ALTINA ALDILAR

Tugay’ın AK Parti’ye geçişinin ardından Yeni Parti olarak yürüyüş düzenlemek istediklerini ancak valilik tarafından yürüyüşe izin verilmediğini ve eylem günü İzmir’de geniş güvenlik önlemleri alındığını söyleyen Güç “İzmir’e yakışan, İzmir değerlerini yansıtan bir yürüyüş yapmak istedik. İzmir’deki binamızda toplanacak, buradan Gündoğdu’ya, ardından 9 Eylül Kapısı’na geçerek siyah çelengimizi ve siyasi mefta olarak gördüğümüz Cemil Tugay’ın tabutunu bırakacaktık. Yürüyüşte Türk bayrakları ve meşaleler olacaktı. Ancak öyle bir hal aldı ki İzmir abluka altına alındı. Fuarın, Kültürpark’ın etrafı komple çevriliydi. Yaklaşık 6 TOMA, her kapıda ikişer TOMA bekliyordu. Yaklaşık 20 TOMA, binlerce polis ve sokaklarda polis barikatları vardı. Bir gün önce Vali Bey’le görüştük, ‘İzmir’de yürüyüş yapamazsınız’ dedi. Biz bunun en demokratik hakkımız olduğunu söyledik ancak izin vermedi. Biz de il başkanlığından fuar kapısına yürüyeceğimizi ve demokratik eylemimizi gerçekleştireceğimizi söyledik. İl başkanlığında toplandık. Üç plan yaptık. Birinci güzergâhı zorlayamadık, ikinci güzergâhımız Starbucks’ın oradan Basmane 9 Eylül Kapısı’na çıkmaktı. Grubu ikiye, sonra üçe bölerek dağıtma planı yaptıklarını düşündük. Çünkü yaklaşık 5 bin polis vardı. Yaşlılarımız ve basından arkadaşlarımız da ezildi. Biz Starbucks’ın oradan çıktık, yukarıya doğru gittik. Tabutumuz ve siyah çelengimiz vardı. Bu şehir bizim olduğu için yürüyüp tepkimizi ortaya koymamız gerekiyordu. Tam 9 Eylül Kapısı’nın önüne geldiğimizde büyük bir polis grubu bizi karşıladı. Bir grup arkadaşımız o tarafa geçmişti, biz de geçtik ve orada basın açıklamalarımızı yaptık. Tabutumuzu, siyah çelengimizi ve siyah karanfillerimizi bıraktık. Siyah çelengin de bir anlamı vardı. Bir insan öldüğü zaman çelenk bırakılır ama siyaha döndüğü zaman bu yas ve anma anlamına gelir. Burada siyah çelenk bırakılması ve tabutun siyasi bir mefta olarak görülmesi gerektiğini anlatıyorduk. Siyah çelengi taşırken bile polisler çok zorluk çıkardı. O objeleri görmek istemediler. Bu, İzmir açısından zorlu bir sürece girdiğimizin göstergesiydi. Biz en demokratik hakkımız olan eylemi yapmak istedik ve buna izin vermediler ama planımızı yaptığımız için süreci planladığımız şekilde yürüttük” dedi.

FARKLI EYLEMLERLE DEVAM EDECEĞİZ

Farklı eylem planları hazırladıklarını belirterek süreci halkla birlikte sürdüreceklerini söyleyen Güç, “Nasıl planlayacağımızla alakalı hep bir şeyleri öğrenmek istiyorlar ama bu işleri öğrenebilecek durumda değiller. Biz planlarımızı yine yaptık. Bu eylemsellik planı farklı eylemselliklerle devam edecek. Büyükşehir Meclisi’nde farklı bir yaklaşımla devam edecek. Şehirde yapacakları ve yaptıkları işlerle devam edecek. Ama şunu herkes biliyor, İzmir’deki bütün halk biliyor. Dünkü yaptığımız açıklama buradaki değerler açısından, İzmir’in değeri açısından büyük bir yıkım olmuştur. Kendisinin ‘Ben istifa ederim’ diye Cemil Tugay’ın istifa etmesi gerekir. Çok ağır sözler var. Bakın arkadaşlar, ben bu sözleri söylemek istemiyorum ama ‘annem evlattan reddeder’, ‘arkadaşların yüzüne tükürür’ gibi ağır laflar var. Bu lafları edip bunu yapmak büyük bir sorun demektir. Yani ya psikolojik bir sorundur ya da bir yakalanma sorunudur, bir yerden tutulma, bir yerden yakalanma sorunudur. O yüzden bu her iki sorun için de aslında sağlıklı bir durum değildir İzmir açısından. Şimdi gelinen noktada AK Parti iktidarının yaptığı bir video var. Gördünüz. Resmen bizim damarlarımıza basıyorlar, İzmir halkının damarına basıyorlar. İzmir çöktü, çökmüş gibi gösteriyorlar. İzmir’de yaşamayan insanlar İzmir’i bilemez. Merkezi hükümetin yarattığı, kendisinin çözmesi gereken sorunu buranın sorunuymuş gibi göstererek İzmir’in dağlarında çöp varmış gibi gösteriyorlar. İzmir’in dağlarında bizim şehitlerimizin kanı var. Bu İzmir çok önemli bir şehirdir. AKP’liler daha bunun farkında değil. Dolayısıyla İzmir’in nasıl tepki vereceğini seçimlerde göreceksiniz. Bundan sonraki süreçte biz milletimizle birlikte olmaya, süreci halkımızla birlikte yürütmeye devam edeceğiz” dedi.

YEREL YÖNETİM DEĞİL, İKTİDAR KRİZİ VAR

İzmir’de yaşanan temel sorunların yerel yönetimlerden değil, merkezi hükümetin politikalarından kaynaklandığını savunan Güç, “Geçen bir programda da söyledim. İzmir’de yerel yönetim sorunu yok arkadaşlar. İzmir Büyükşehir Belediyesi 500 bin, ilçe belediyeleri de 500 bin insana sosyal yardım yapıyor. Toplam 1 milyon kişiye İzmir’de sosyal yardım yapılıyor. Kent lokantaları, aşevleri, evde bakım ve sağlık hizmetleri var. Devletin yapması gereken görevlerin neredeyse yarısı yerel yönetimler tarafından yapılıyor. İzmir’de sorun yoksulluk, barınma, işsizlik, gençlerin ve çalışanların aldığı maaşla geçinememesi, gelecek kaygısı ve okuyan insanların iş bulamaması. Bunlar merkezi hükümetin yapması gereken işler. Dolayısıyla biz burayı yerel yönetim krizi olarak görmüyoruz. Burada bir iktidar krizi var. İzmir 1 trilyona yakın vergi veriyor ancak buraya yapılan yatırımlar yetersiz. Körfez temizliği için yerel yönetim tarafından geçen yıl 10 milyardan fazla para harcandı. Normalde bakanlığın yapması gereken işler bunlar. İkinci çevre yolunu yapmadılar. İZBAN’ın 12 milyar lira borcu var ve bununla ilgili hiçbir yapılandırma yapılmıyor. İzmir’in sorunlarıyla ilgilenmeyen bir iktidar, İzmir’deki yerel sorunları da çözemez. Bundan sonraki süreçte hem yerel yönetim hem de merkezi hükümet anlamında doğru yönetim için siyasi eylemlerimizi ve çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Biz halkımızla, milletimizle bir olmaya devam edeceğiz. Yeni Parti açısından İzmir’de tarihin en büyük oyunu alacağımıza eminiz. Şu anda 70 bine yaklaşmış üye sayımız var ve bunun yarısından fazlası online. Bu, birbirimize olan inançla ve duygusal bağla alakalı bir şeydir” diye konuştu.

MÜCADELEMİZ FARKLI ALANLARDA DEVAM EDECEK

İzleyecekleri yol haritasına ilişkin de değerlendirmelerde bulunarak, mücadelelerinin yalnızca sokak eylemlerinden ibaret olmayacağını, farklı alanlarda ve planlı şekilde devam edeceğini söyleyen Güç “Eylemlilik sadece sokağa çıkmak değil. Bizim farklı alanlarda mücadelemiz devam edecek. Bunun akılcı ve istikrarlı olması gerekiyor. Eğer akılcı ve istikrarlı yapmazsanız dağılırsınız. Biz dağılmayacağız. Biz her şeyi planlı yapıyoruz. Meclis çoğunluğu bizde şu anda. Bağımsız arkadaşlarımız var, CHP'li arkadaşlarımız var. Onlarla diyaloğumuz devam ediyor. Grup başkan vekilleri görüşüyor. Bizim burada yapmak istediğimiz sadece eylem yapmak değil, şehrin doğru kararlar almasını sağlamak. ‘Şehri yeniden oluşturacağız, şehri yeniden yapacağız’ deniliyor. Eğer bunun arkasında bir rant planı, bir kapalı kapılar ardında yapılan planlama varsa biz mecliste bunun karşısında gerekli duruşu göstereceğiz” dedi. Konak Belediyesi’nin AK Parti’ye geçeceği yönündeki iddialara da değinen Güç, “Sabah o paylaşımı biz de gördük. Sonra kaldırıldı. Bir süredir belediye başkanlarıyla ilgili böyle söylentiler çıkıyor. ‘Şuradaki başkan geçecek, buradaki başkan geçecek’ deniliyor. Biz de arkadaşlarımıza soruyoruz, ‘Böyle bir şey var mı?’ diye. Onlar da ‘Hayır, yok’ diyorlar. Dolayısıyla bu söylentilerin sürekli gündemde tutulmasını doğru bulmuyorum” dedi. Yeni Parti’nin Büyükşehir Meclisi’ndeki tutumunun tüm kararlara karşı çıkmak şeklinde olmayacağını belirten Güç, “Biz her şeye karşı çıkmayacağız. İlçe belediyelerinin de kendi kararları var. Eğer ilçe belediyeleri açısından olumsuz bir durum ortaya çıkarsa orada tavrımız çok sert olur. Ama her karara ‘hayır’ demek gibi bir yaklaşımımız yok. Biz doğru olanın yapılmasını istiyoruz” diye konuştu. AK Parti’nin İzmir’e yönelik yaklaşımının değiştiğini savunan Güç, “Şimdi İzmir’i ele aldık, burayı yoğuracağız gibi bir anlayış var. Buraya izin vermeyecekler. Bizim meclisteki sert duruşumuz değişmeyecek. Ben AK Parti’nin bu şekilde 2,5 yıl devam edebileceğini de düşünmüyorum” ifadelerini kullandı. CHP ile ortak eylem yapılıp yapılmayacağına ilişkin de konuşan Güç, “Kurumsal olarak ortak bir eylem henüz yapmadık. Ama arkadaşlarımız görüşüyor, özellikle Büyükşehir Meclisi konusunda değerlendirmeler yapılıyor. Bundan sonraki süreçte ortak bir tavır gerekip gerekmediğine bakacağız” dedi. Güç, iktidarın Yeni Parti’ye yönelik baskısının siyasi bir stratejinin parçası olduğunu savunarak, “Yeni Parti birinci parti olunca paniklediler. Cumhurbaşkanı adayımızla başladılar, onu tutukladılar, sonra belediye başkanlarına, siyasi temsilcilere yöneldiler. Sonra Afyon, Aydın, İzmir ve ilçe belediyeleri üzerinden bir devşirme süreci başladı. Ama kamuoyundaki düşünce değişmedi. İnsanlar umut arıyor ve o umudu Yeni Parti’de buluyor” ifadelerini kullandı.