İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında5 Temmuz darbe girişiminin0'uncu yılı dolayısıyla değerlendirmelerde bulundu. Hem5 Temmuz'a ilişkin siyasi sorumluluk tartışmalarına değinen Dervişoğlu hem de yargı ve hukuk sistemine yönelik eleştirilerde bulunarak Türkiye'de güven duygusunun zayıfladığını öne sürdü.
15 TEMMUZ ŞEHİTLERİNİ ANDI
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, konuşmasına5 Temmuz darbe girişiminde hayatını kaybedenleri anarak başladı. Dervişoğlu, şu ifadeleri kullandı: "O gece devletimizin silahları milletimize çevrildi. Türkiye Büyük Millet Meclisi bombalandı. Türk askerinin üniformasını taşıyan hainler; askerimize, polisimize ve vatandaşlarımıza kurşun sıktı. 253 şehit verdik. Binlerce vatandaşımız yaralandı. Vatanımızı, Cumhuriyetimizi ve millet iradesini savunurken şehit olan vatandaşlarımızı saygı ve rahmetle anıyor, gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Siyasi görüşü ve parti tercihi ne olursa olsun, o gece devletine ve millet iradesine sahip çıkan bütün vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum."
"15 TEMMUZ'UN ASIL FAİLİ FETÖ'DÜR"
15 Temmuz'a giden sürece ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, FETÖ'nün yıllar içinde devlet kurumlarında örgütlendiğini belirterek şunları söyledi: "Bu ülkenin Genelkurmay Başkanı, terör örgütü yöneticisi olmakla suçlandı. Bütün bunlar yaşanırken siyasi iktidar ne yaptı; 'Beraber yürüdük biz bu yollarda' şarkısını söyledi. Kumpas davalarının savcılığını üstlendi. Ordunun tasfiyesine 'sivilleşme', devletin bir cemaate teslim edilmesine 'demokratikleşme' dedi. Bugün 'Terörsüz Türkiye' masalı anlatanlar, o gün Türkiye'nin terörle mücadele eden en köklü kurumlarına karşı yürütülen hain operasyonları alkışlıyorlardı." Dervişoğlu açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı: "15 Temmuz'un asıl faili FETÖ'dür. Bunda hiçbir tereddüt yoktur. Fakat5 Temmuz'a giden yolun müteselsil siyasi sorumluluğu da AK Parti iktidarınındır. İktidar bugün kendisini yalnızca5 Temmuz'un mağduru gibi göstermeye çalışmaktadır. Oysa gerçek mağdur; devletine kurşun sıkılan, Meclis'i bombalanan ve evlatlarını kaybeden Türk milletidir."
"GÜVENSİZ BİR ÜLKEDE GÜVENLİK OLMAZ"
Türkiye'deki hukuk sistemi ve yargı süreçlerine ilişkin eleştirilerde bulunan Dervişoğlu, güvenlik ile güven kavramlarının birbirinden ayrılması gerektiğini söyledi. Dervişoğlu, şu değerlendirmede bulundu: "Güvensiz bir ülkede güvenlik olmaz. Bir vatandaş sabah kapısının neden çalınacağını bilmiyorsa, bir gazeteci hangi cümlesinin soruşturma konusu yapılacağını kestiremiyorsa, bir iş insanı mal varlığına hangi gerekçeyle tedbir konulacağından emin değilse, bir seçmen verdiği oyun bir savcılık yazısıyla yok sayılabileceğini düşünüyorsa, orada büyük bir güvenlik aygıtı olabilir, fakat güven yoktur."
"İNSANLAR SUÇLANMAKTAN KORKMAKTADIR"
Dervişoğlu, açıklamasında yargı süreçlerine ilişkin eleştirilerini şu sözlerle sürdürdü: "Güvensizlik ve şüphe siyaseti, Türkiye’yi tekinsiz bir ülke haline getirmiştir. İnsanlar artık yalnızca suçtan değil, suçlanmaktan korkmaktadır; mahkum olmaktan önce gözaltına alınmaktan, hükümden önce itibarlarının yok edilmesinden endişe etmektedir."
"HÜKÜM BAĞIMSIZ TÜRK MAHKEMENİNDİR"
Yargı süreçlerinin kamuoyu önünde yürütülmesini eleştiren Dervişoğlu, açıklamasını şu ifadelerle tamamladı: "Bir soruşturma başlıyor. Henüz iddianame hazırlanmadan kişinin adı ve ilişkileri iktidar medyasına servis ediliyor. Televizyonlarda hüküm veriliyor. Sosyal medya orduları harekete geçiriliyor; kişi, ailesi ve ilişkileri daha en baştan linç ettiriliyor. Mahkeme yıllar sonra karar verse de iktidar istediği siyasi sonucu ilk gün almış oluyor. "Elbette suç işleyen herkes yargılanmalıdır. Milletin veya devletin bir kör kuruşuna el uzatan kim varsa hesabını vermelidir. Ancak hükmü iktidar, televizyonlar, troller ve saray veremez. Hüküm bağımsız Türk mahkemenindir."