İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AK Parti’ye katılmasının ardından İzmir Barosu, sosyal medya hesaplarından dikkat çeken bir paylaşım yaptı. Baro, Tugay’ın fotoğrafını ters çevirerek üzerine “Geldikleri Gibi Giderler” ifadesini yerleştirdi. Paylaşımın yanında yayımlanan açıklamada ise 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde İzmir halkının ortaya koyduğu iradenin yalnızca bir siyasi yapının göreve getirilmesinden ibaret olmadığı ifade edildi. Tugay’ın kendisini göreve getiren seçmen kitlesinin ve temsil ettiğini iddia ettiği siyasal değerlerin aksine merkezi iktidar yapısına dahil olma kararının bireysel bir tercih olarak değerlendirilemeyeceğini belirten İzmir Barosu, seçmenin belirli ilkeler ve kamusal yarar doğrultusunda verdiği yetkinin bu ilkelerin terk edilmesi halinde meşruiyetini kaybedeceğini kaydetti. Baro ayrıca, kendisini seçen kitlenin açık iradesine ve temsil ettiği temel değerlere karşıt bir konuma gelen yöneticinin görevden çekilmesi gerektiğini ifade etti.
BU KARAR BİREYSEL BİR TERCİH OLARAK DEĞERLENDİRİLEMEZ
Tugay’ın AK Parti’ye katılımını 31 Mart seçimlerinde ortaya konulan seçmen iradesi üzerinden değerlendiren İzmir Barosu, “İzmir halkının ortaya koyduğu irade, yalnızca tek bir figürün veya siyasi yapının göreve getirilmesinden ibaret değildi, aksine, güç birikimine, otoriterleşmeye ve toplumsal kaynakların dar bir kesime aktarılmasına karşı açık bir tutumun beyanıydı. Cemil Tugay’ın, kendisini göreve getiren seçmen kitlesinin ve temsil ettiğini iddia ettiği siyasal değerlerin tam aksine, merkezi iktidar yapısına dahil olma kararı; bireysel bir tercih olarak değerlendirilemez. Siyasal iktidarın kurumsal baskı, ekonomik bağımlılık ve sistemik araçlarla yerel yönetimleri kendi etki alanına çekme stratejisi, halkın rızasını şekillendirme ve muhalefeti işlevsizleştirme mekanizmasının bir parçasıdır. Kişisel ve taktiksel gerekçelerle bu iktidar aygıtına eklemlenmek, sandığa yansıyan toplumsal iradeyi işlevsiz kılmak demektir. Seçmen, yetkiyi belirli ilkeler ve kamusal yarar ekseninde vermiştir; bu ilkelerin terk edilmesi, elde edilen yetkinin meşruiyet tabanını tamamen ortadan kaldırır” ifadelerini kullandı.
GÖREVDEN ÇEKİLMEK HALKIN İRADESİNE SAYGIDIR
Demokratik ilkelerin ve hukuk normlarının korunması gerektiğini belirten İzmir Barosu, “Demokratik ilkelerin ve hukuk normlarının savunulması, kurumların içi boşaltılırken sessiz kalmamayı gerektirir. Eğer bir yönetici, kendisini seçen kitlenin açık iradesine ve temsil ettiği temel değerlere karşıt bir konuma yerleşiyorsa, elinde tuttuğu idari yetkinin meşruiyeti sona ermiştir. Bu noktada yapılması gereken, halkın iradesine saygının bir gereği olarak o görevden çekilmektir” dedi.
İzmir Barosu açıklamasını, “İzmir Barosu olarak, toplumsal iradenin güç odakları lehine araçsallaştırılmasına karşı hukukun ve halkın karar alma hakkının yanında durmaya; kurumsallaşan antidemokratik pratiklere karşı kamusal yararı savunmaya devam edeceğimizi kamuoyuna duyururuz” ifadeleriyle tamamladı.