13 Nisan 2026, Pazartesi 20:16
20°C İzmir

Özgür Özel ile Yavuz Ağıralioğlu’ndan kritik görüşme

CHP lideri Özgür Özel ile Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu İstanbul’da bir araya geldi. Görüşmenin ardından Özel, ara seçim çağrısını yineleyerek ekonomik gelişmeler ve dış politika üzerinden iktidarı eleştirdi

  • Oluşturulma:
  • Kaynak: DHA
Özgür Özel ile Yavuz Ağıralioğlu’ndan kritik görüşme haberinin görseli
13 dk okuma süresi

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu ile İstanbul Beşiktaş’taki Anahtar Parti İl Başkanlığı’nda bir araya geldi. Yaklaşık bir saat süren görüşmenin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Özel’e, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ve CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek de eşlik etti.

Açıklamasında uluslararası gelişmelere değinen Özel, İran’daki çatışmalara dikkat çekerek, "Genel Başkanımızın, il başkanımızın ev sahipliğinde hoş bir sohbet gerçekleştirdik. Tabii konuların kendisi hoş değil; çünkü İran'da hem çocuklar öldürülüyor hem kadınlar öldürülüyor. Amerikan ve İsrail, İran'a haksızca, hukuksuzca, uluslararası hukuku hiçe sayarak bir operasyon düzenlediler. Ateşkes ümitleri vardı, o da boşa çıktı. Şu anda hem yeniden İran'da Müslümanların kanının döküleceği bir çatışma ortamı gündemde hem de bütün dünyada olan ama en çok da Türkiye'yi etkileyen savaşın yarattığı sorunlar var. Petrol fiyatları yükseldiğinde bu bütün dünya ekonomileri için bir risk. Ama kırılganlığın boyutu, sizin bu meseleye ne kadar hazır olduğunuzla ilgili. Görüyorsunuz dünyanın pek çok iyi yönetilen ülkesi, hemen bu savaştaki petrol fiyatlarının yükselmesinin enerji fiyatlarına yansımaması, yansısa bile bunun devlet tarafından tolere edilmesi ve bir enflasyon dalgası yaratmaması için tedbirler aldılar, tıkır tıkır uyguluyorlar" ifadelerini kullandı.

ÖZEL: İNANILMAZ BİR ENFLASYON BAŞLADI

Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özel, mevcut tabloyu eleştirerek, "Türkiye, hem de Mehmet Şimşek'in 1 Nisan'da Londra'da yaptığı sunumda, geçen sene 19 Mart tarihinin içinde bulunduğu 10 günlük bir kısmı yuvarlak içine almış, 'çoklu şoklar dönemi' diyor. Çoklu şok, 18'i akşamı kalkıp devletin verdiği 30 yıllık, 31 yıllık diplomayı iptal edince millet diyor ki 'Bu devletin verdiği diploma inkar ediliyorsa elimdeki hisse senedinin yarın iptal edilmeyeceği ne malum, satayım onu' diyor, borsa düşüyor. Veya bu ülkede ana muhalefet partisinin üst üste üç kez kazandığı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı'na operasyon yapılıyorsa, önce mazbatası iptal ediliyor sonra operasyon yapılıyorsa 'Benim ne işim var burada, dolar alıp gideyim' diyor. Ve bu çoklu şoklar dönemi diyor ki bize 60 milyar dolara mal oldu geçen sene. Bu doğru; zaten verileri okumayı bilen herkes, rakamları okumayı bilen herkes bunu görüyor. Diyor ki: İran savaşında da bazı tedbirler aldık ve 50 milyar dolar harcadık buna da diyor. Ve İran savaşında aldığı tedbir, işte petrol fiyatlarının doğrudan pompaya yansımaması için bizim de önerdiğimiz eşel mobil sistemini 4'te 3 oranında uyguladı, bir iki şey aldı. Şimdi diyor para bitti. Bu yüzden her kuruş pompaya, pompadaki mazottaki her artış özellikle gıda için, ki gıda fiyatları üzerinde en önemli maliyetlerden bir tanesi taşıma giderleri, gıda fiyatlarında inanılmaz bir enflasyon başladı. Yetmezmiş gibi kendi belirledikleri elektrik ve doğal gaza da yüzde 25'er zam yaptılar. Ve Türkiye şimdi yeni bir enflasyon şokuyla karşı karşıya. Mehmet Şimşek itiraf ediyor ki: Biz burada lazım olan parayı geçen sene Ekrem İmamoğlu Cumhurbaşkanı adayı olamasın ya da İstanbul'daki, Türkiye'deki CHP'li belediyelerin başarı hikayesi yarım kalsın ümidiyle bir darbe yaptık, orada harcadık. Şimdi bu durumda Cumhuriyet Halk Partisi'nin Ekonomi Eşgüdüm Konseyi'nin hazırlamış olduğu bir raporu Genel Başkanımıza arz ettik. Hem kısa vadede yapılacaklar, orta ve uzun vadede alınması gereken tedbirleri paylaştık ve bu konuda kendilerinin de değerlendirmelerinden istifade ettik" dedi.

- REKLAM -

“HEPİMİZİN MAL VARLIKLARI AÇIKLANSIN”

Yolsuzluk tartışmalarına da değinen Özel, mal varlıklarının açıklanması çağrısını yineleyerek, "Ankara'daki ziyaretlerde bolca dile getirmiştik. Kendi seçmeni nezdinde dahi, hatta kendisinin kurucuları nezdinde dahi herhalde yolsuzluklar ya da belediyede yapılan iş ve işlemlerde kamunun zarara uğratılması noktasında eğer birileri bu konuda ün sahibiyse, bunun AK Parti belediyeciliği olduğu konusunda bir mutabakat var kendi seçmeninde. Tekerleme olmuş; 'Melih Gökçek yargılanmadan hiçbir belediye başkanı yargılanamaz' diyorlar. Partinin üç kurucu liderinden bir tanesi 'parsel parsel Ankara'yı sattın' diyor. 'Ağzımı açma, bir konuşursam insan içine çıkamazsın' diyor. Ve herkes biliyor ki AK Parti belediyeciliği rant üzerine kurulmuş ve yüzdelerin konuşulduğu belediyecilikken, Cumhuriyet Halk Partili bir tek belediye başkanının ne evinde ne maalesef o son derece acımasız babalarının evlerinin bahçelerinin kazılmasına kadar, ne yurt içinde ne yurt dışında bir hesapta, bir yerde kör bir kuruş bulunmamışken, ayakkabı kutularının partisi, elbise torbalarının içinde dolar taşıyanların partisi. Önce bunları 'Fetö koydu' deyip sonra faizi geri alanların partisi. Başbakanı 'hırsızlık yapan kardeşim olsa kolunu koparırım' deyip dört bakanı yüce divana yollayacakken Erdoğan'ın durdurduğu, başbakanın kafasının koparıldığı siyaseten parti Bugün gelmiş bize siyasi ahlak konusunda ahkam kesmeye çalışıyor. Biz de karşılarına diyoruz ki ne belediye meclis üyesi dışarıda kalsın ne belediye başkanı. Ne milletvekili ne genel başkan ne bakan ne cumhurbaşkanı. Hepimizin mal varlıkları yakınlarımızla beraber açıklansın ki biz zaten verdik. Ve bu mallar nasıl edinilmiş bakılsın. Ve 'Ben siyasete fakir girdim, yarın zenginleşirsem demek ki çalmışım' diyenler çalmadıklarını izah etsinler. Ve bir görelim bakalım bunları. Burada da özgüvenimiz yüksek diyoruz ve Siyasi Etik Yasası, Siyasi Ahlak Yasası'nı bir an önce çıkarmayı teklif ediyoruz. Zaten bu konuda geçmişte Meclis'te birlikte görev yaptığımızda da tutumlarımız çok net, özgüvenimiz çok yüksekti. Her iki genel başkan olarak partilerimizin bu konudaki tutumlarını bir kez daha karşılıklı teyit etmiş olduk" şeklinde konuştu.

“GELİN SEÇİMİ YENİLEYELİM”

Ara seçim tartışmalarına da değinen Özel, Anayasa vurgusu yaparak şu ifadeleri kullandı: "Kamuoyunca da malum; iktidar medyasının ilk başta okumadan üstüne atlayıp 'Efendim 8 milletvekilliği boş, Anayasa'ya göre yüzde 5 boşalınca ara seçim oluyor. Özgür Özel ara seçim deyince 22 milletvekili istifa ettirecek. Aman ne güzel, 20'sini kabul eder ikisini etmeyiz, hem seçim yapmayız hem 20 milletvekili kaybettiririz, kazdıkları kuyuya düşürtürüz' diye magazinleştirdikleri; Anayasa'yı net okuyunca bunun ilk 30 ay için gerekli olduğu, 30 aydan sonra ise boşalan sandalyeler için bir an önce ara seçim yapılması gerektiğinin bir anayasal zorunluluk olduğu ortaya çıktı. O günden bugüne hepsi birden tıp oynuyorlar. 1-2-3 tıp dediler sustular. Neden? Çünkü durum çok net ve açık ortada. Şunu söylüyoruz AK Parti'ye; Anayasa 78 diyor ki: 'Boşalan seçim bölgeleri için seçim yapılır' Biz de diyoruz ki bakın ne teklif ediyoruz; Hatay'ın durumu tartışmalı, orada Can Atalay'ın durumu Aziz Nesin'in Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz'ı gibi olabilir. 'Ara seçim deyince boşalmadı' diyorlar, Anayasa diyor ki bu insanlar hiç değilse ara seçimde sözlerini söyleyecekler. Elbette ara seçim anayasal zorunluluk, Meclis Başkanı'nın yükümlülükleri var bu noktada; gideceğiz konuşacağız ve bir şekilde bir şekilde bu milletin önüne sandık gelmesini zorlayacağız doluysa getir Silivri'de tutuyorlar. Ama eğer boş kabul ediyorsanız orası için Can Atalay'ın durumu münasiptir. Ama sorduğumuz şey şu: Hatay'da 1, Afyon'da 1, Kastamonu'da 1, Kırıkkale'de 1, Adıyaman'da 1, Kocaeli'nde 1 ve İstanbul 1. Bölge'de 2 milletvekilliği boş. Bu seçim bölgelerinin tamamında bu milletten son yetki aldığınızda, 2023'te; yani ağız dolusu enflasyonu tekrar tek haneye indireceğinizi ya da bizim vaat ettiğimiz gibi bundan sonra memur alımlarında mülakatı kaldıracağınızı, asgari ücrete yılda enflasyon tek hanenin üstündeyse en az 3 kez daha ayarlama yapacağınızı söylediğiniz ve bunları söyleyerek oy aldığınız o seçimde bu 7 seçim çevresinde de birinci partisiniz. Ve biz diyoruz ki: Gelin buralarda Anayasa'ya uygun seçimi yenileyelim. 'Gündemimizde yok' diyor" dedi.

Gazetecilerin ittifak sorusuna da yanıt veren Özel, "Bizim kimseye kapı kapatmak da haddimize değildir. Siyaset öyle konuşmayarak değil konuşarak, el sıkışarak ve memleket için sorumluluk alınarak yapılacak bir süreçtir. Günü geldiğinde bunların hepsi değerlendirilir" ifadelerini kullandı.

KILIÇDAROĞLU, ÖZEL'E SELAM VERMEDİ Mİ?

Eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile ilgili bir soruya ise Özel, "Kemal Bey'in öyle selamsızlık gibi bir durumu normalde yok. Bir cenaze ortamı, çok kalabalık. Bir de her girene haklı olarak ki Genel Başkan'ın müdahalesiyle o iş düzeldi, arkada bir bariyer koymuşlar Meclis Başkanı katılacak diye. Hüsamettin Cindoruk gibi devlet töreni istemeyip millet töreni isteyen birinin cenazesinde vatandaşı protokolün olduğu yere sokmuyorlar. Bağırış, çağırış vardı. Kemal Bey hiçbirimizi öyle görmezden gelmez, geçmez. Her fırsatta görüşüyoruz, konuşuyoruz. Onun o anda dini tören ve ortamın aşırı kalabalıklığı yüzünden olacak bir dalgınlıktır. Onun dışında aslında asla Kemal Bey'den böyle bir şey beklemeyiz" dedi.

- REKLAM -

MACARİSTAN SEÇİMLERİ HAKKINDA DEĞERLENDİRME

Macaristan’daki seçimlere de değinen Özel, değerlendirmesinde, "Dün akşam Macar halkı demokrasiyi seçti. Macaristan'daki seçim herhangi bir siyasi seçim değildi. Adeta bir referandumdu. Bir yanda her geçen gün demokrasiyi aşındırarak ve git gide ülkeyi tek başına yöneterek, denetleyen, düzenleyen, kendi gücünü kısıtlayan tüm kurumları ortadan kaldırıp, denetimsiz bir şekilde tek başına ülkeyi yöneten birisine Macaristan elbette genel seçimdi ama bir referandum refleksiyle demokrasiyi seçti. Bir otokrat gitti. Dün akşam Orban kaybederken, Trump da kaybetti. Orban kaybederken, onu destekleyen bütün tek adamlar da kaybetti. Türkiye'de de önümüzdeki seçimin demokrasi ile otokrasi arasında yapılacağı son derece aşikar. Maalesef Macaristan'ın yaşadığı süreçlerle, Türkiye'nin yaşadığı süreçler birbirine çok benziyor. Özellikle hem orada ilan edilen bir OHAL ve OHAL kararnamelerinin yarattığı sorun, burada ilan edilen bir OHAL, OHAL'de değiştirilen bir anayasa, OHAL yetkilerinin kalıcılaştırdığı yasalar, yine kararnamelerle yönetilen bir ülke ve işlevsizleştirilen bir Meclis ile karşı karşıyayız" şeklinde konuştu.

Görüşmenin ardından açıklama yapan Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu ise görüşmede ülke gündeminin ele alındığını belirterek, "Memleket gündemini konuştuk. Sınırlarımızı konuştuk. Ekonomiyi konuştuk, seçimi konuştuk, belediyeleri konuştuk. Bu süreçle alakalı bir hassasiyet var. Ana muhalefetin süreçle ilgili teklifleri var, bu tekliflerle alakalı istişarelerde bulunduk. Genel Başkan önümüzdeki dönem hem demokrasinin hem sandığın hem millet iradesinin hem memleketin karşı karşıya olduğu sorunların çözümü için; memleketin yönetiminde olan boşlukların, yönetiminde olan bozulmanın, yönetiminde olan savrulmanın yaşam kalitemizi bozduğuna, Türk milletinin behemehal daha yüksek standartlı bir yaşamı yine kendi iradesiyle oluşturabilmesinin seçime bağlı olduğuna dair bir hassasiyet işaret ediyorlar, açıklıyorlar. Biz de öyle düşünüyoruz. Memleketin kötü yönetildiğini düşünüyoruz. Memleketin bundan çok daha güçlü olabileceği büyük potansiyeline yürüyen, plan yapabilen, hedef koyabilen, hedefe ulaşabilecek bir yeni yönetim maharetiyle buluşmasının seçmenin iradesine bağlı olarak, milletin iradesiyle yönetilmesi gerektiğini biz de düşünüyoruz. Ve erken seçim, ara seçim diye konuşulan her şeyin aslında merkezinde memleketin büyük potansiyelini, bu yaşadıklarımızdan çok daha fazlasını memlekete yaşatabilme imkanının doğru kullanılamadığına dair bir düşüncemiz var" dedi.

Kaynak: DHA

0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Bir Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.