BERKAY ERDEN / Özgür Özel, Cumhuriyet Halk Partisi’ndeki 'mutlak butlan' kararı sonrası İzmir'de Cumhuriyet Meydanı'nda yapmayı planladığı mitinge Valilik tarafından izin verilmemesi üzerine kalabalık ile birlikte Gündoğdu Meydanı'na yürüdü.
Özel'in beraberinde binlerce İzmirli de meydanı doldurmaya başladı. CHP lideri, meydana getirilen bir parti otobüsünün üzerinden alanda toplanan vatandaşlara seslendi. Özel'e İzmirli milletvekilleri ve il başkanı ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ve ilçe belediye başkanları eşlik etti.
İşte Özgür Özel'in konuşmasından satır başlıkları:
"Siz, 31 belediyenin 29’unu seçimden dört ay sonra bize emanet ederek destan yazdınız. Siz her seferinde bana inandınız, bize inandınız, partideki değişimin Türkiye’ye değişim getireceğine inandınız.9 Mart’ta darbe oldu, sokaklara aktınız Kordon taştı. Darbeye direndiniz. Biz arkadaşlarımızı satmadık, siz de beni hiç yalnız bırakmadınız. Ben bu sokaklarda gün oldu umudu gördüm, heyecanı gördüm, coşkuyu gördüm ama ilk kez büyük bir öfke görüyorum. Şimdi zaman öfkeyi, umuda çevirme zaman bu öfkeden yeniden umut çıkarma, bu enerji ile birlikte hem partimizi hem ülkeyi yeniden kurtarma zamanıdır. 30 bin kişiyle İzmir Özgür Özel'i bağrına bastı demesin, o fotoğraf çekilmesin, aman ha İzmir'deki enerji hiç bir yerden görülmesin istemişler. Her sokak dolu, Kordon dolu, zaten orası(kapatılan Cumhuriyet Meydanı) bizi almayacaktı."
"Gerçek Cumhuriyet halk partililer inanca ve kararlılığa sahiptiler. Bu ülkenin kaderi, partinin kaderi içiçedir. 9 Eylül923'te verilen dilekçe tarihi bir gündür ancak koca tarihte bir virgüldür. Bu parti dilekçeyle değil, Kurtuluş Savaşı'nda, savaş meydanlarında, karargah çadırlarında kuruldu. Bunun için öfkenizi anlıyorum, o konuda çok önemli bir çağrı yapacağım. Ben de kızıyorum, kırılıyorum, üzülüyorum. İzmir'den o konuda birazdan çok tarihi bir çağrı yapacağım. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi bir kez daha kapatılmış durumda. Eğer bir partiyi seçilmiş yöneticileri yönetmiyorsa, o siyasi parti fiilen kapanmıştır. Tek parça olması gereken CHP, Saray'ın talimatıyla şu anda 2 parça. Bunlardan birisi atanmış CHP'dir, ele geçirilen Genel Merkez'imizdedir. Diğeri ise seçilmiş CHP'dir ve işte bu meydandadır. Bu CHP'nin bir iç meselesi değildir. Bu mesele Millet ile Tayyip Erdoğan arasındadır.
ÖZEL: MUTLAK SULTANA İZİN VERMEYECEĞİZ
"Mesele Tayyip Erdoğan'ın bu yenilenen, güçlenen, iktidara yürüyen partiyi Cumhurbaşkanı adayımızı Ekrem Başkan'ımızı hapse atarak, partiyi kendisi için en avantajlı şekilde seçimi kaybedecek bir hale sokmaya çalışmasından ibarettir. CHP'nin başında Mutlak Butlan, Türkiye'nin üzerinde Mutlak Sultan. Buna izin vermeyeceğiz.
Bir yanda seçilmiş ve söz verdiği gibi 4 ay sonra partiyi yerel seçimlerden başarıyla çıkarmış, 24 yıl sonra AK Parti'yi yenmiş bir yönetim var. Seçimden 3 yıl sonra mahkeme kararıyla uzaklaştırıp, o kongrede yarıştığımız ve Türkiye siyasi tarihinde ilk kez seçimle değişen genel başkanı yok sayarak önceki genel başkanı getirdiler. Biz diyoruz ki: Bayramdan sonra 40 gün içinde kongre yapalım. O kongrede, hangi delegeyi istiyorsanız onla gelin yarışalım diyorum ama kongre yapmamaya bu işi seçimlere kadar sulandırmaya niyet edenler var. Çeşitli şeyler söylüyorlar. Buradan Kemal Bey'e sesleniyorum. Bu kalabalıktan, bu insanların öfkesinden, günlerdir duyduklarımdan, yazılanlardan en yakınlarının öfkesinden, kimse mutluluk duydugumu düşünmesin. Bu işin bir çıkısı var; madem ki hani hep diyoruz ya delege delege delege. Benim Kemal Bey'e önerim şudur; gelsın bayramdan sonraki-2 hafta içindeki pazar günü nasıl ben Ekrem Başkan'ın seçimi için sandığı koyduysam, Kemal Bey'i de 2 milyon insana Genel Başkan seçtirmeyi teklif ediyorum. Kemal Bey, madem o delegeyi bu delegeyi beğenmediniz, esas sahibine soralım 2 milyon CHP'li Genel Başkanı'nı seçsin.
Eğer 2 milyon CHP’linin önüne sandık koyarsanız, seçilmiş son genel başkan olarak yarışacağım. Eğer seçimi benden başkası kazanırsa elini kaldırmayı bırakın, elini öpüp ömrüm boyunca yanında gezeceğim. Bu partinin ayağa kalkmaya ihtiyacı var. 2 milyon üye, sandıklar ilçelerde ve illerde bir Pazar günü elinde üye kartı ile oy kullanacak ve orada seçilen genel başkanı bütün Türkiye kabul edecek. Sonrasında el ele davul zurna kurultay yapıp 2 milyon üyenin seçtiğini resmi genel başkan yapacağız."
"BU KÖTÜLÜĞÜ YAPMAYIN, PARTİYİ BÖLMEYİN"
"Kemal Bey, partinin başarısı için ter döktük, bir gün saygıda kusur etmedik, gün oldu kürsü devrildi altında kaldık ama teslim olmadık. Özeleştiri dedik dinletemedik, aday olduk, takdir aldık, karar aldık, sözümüzü tuttuk. Partimizi birinci parti yaptık. Bu kötülüğü yapmayın, partiyi bölmeyin.
Üyelerimize soralım kimi seçerlerse anında el birliği ile üyenin dediğini hayata geçirelim, 2 milyon CHP'linin başa getirdiği Genel Başkan'la iktidara yürüyelim, bu ülkeye kötülük yapmayın, bu partiye kötülük yapmayın. Bu partinin iktidara yürüyüşünü durduracak hiç bir uzlaşmanın içine girmem, kimseyle pazarlık etmem, arkadaşımı satmam. Açıkça söylüyorum.
İçinde bulunduğumuz durum kişisel hesap, kapris, heves günü değildir. Bu milletin, bu partinin istemediği kimse gelip partide yönetici olamaz. miletin söz vermediği kimse partinin sözcüsü ve bu milletin istemediği kimse Cumhuriyet Halk Partisi'nin Genel Başkanı olamaz.
Kemal Bey bu örgütlenebilecek bir öfke değil, bu öfke artık kaybetmekten bıkmış olanların, ihanete uğradığını düşünenlerin öfkesi. Onun için çok rica ediyorum doğrusunu yapın, sokağı dinleyin, artık bu sorunu hızla ortadan kaldıralım. Bu öfke bitsin, yerini coşku alsın hep birlikte iktidara yürüyelim."
"Bugün kendilerince bu küçük meydanı bize kapatan, bu koca meydanı bize doldurtanları söylüyorum: İstiyorsan Hakk'a varmayı; Meslek edin gönül almayı, Bırak saraylarda mermer olmayı, Toprak ol, bağrında güller yetişsin.
Binamızı aldılar, tabelamızı söktüler, sizin verdiğiniz Genel Başkanlık ünvanını AK Parti'nin yargı kollarıyla aldılar, kendileri kullanmaya başladılar ama bir tek şeyi hesaba katmadılar, sizi katmadılar, bu partinin gönül verenlerini, Türkiye'nin demokratlarını hesaba katmadılar. Soruyorum Atatürk'ün emaneti partinize sahip çıkacak mısınız, sandığa sahip çıkacak mısınız, partiyi geri alacak mısınız? Eninde sonunda o sandığı getirip Erdoğan’ı yenecek misiniz? Sana meydan okuyorum, Erdoğan! Biz kazanacağız. Millet kazanacak!
Bu millet devletini sever, verdiği görevi yapar, askere gider, evladını yollar, evladı şehit düşer de 'Vatan Sağolsun' der ama sandığa uzanan eli koparır, atar. O yüzden bu milletin karşısına devleti dikmeyin, bir daha sakın ha görmeyelim, Ankara'da yaptığınızı gördük, burada yaptınızı gördük, kardeşimiz polisi karşımıza dikmeyin millete barikat sökmez.
Hep birlikte yürümeye kararlı mıyız? Hep beraber miyiz? Yolumuz açık olsun, yol uzun ama yoldaşlar var. Yol uzun ama azim var. Birlikte yürüyeceğiz."