SIYASET

Tutuklu eski Başkan Erdem: Dairelerin satışlarıyla ilgili bilgim yok

Bursa'da yürütülen usulsüzlük ve rüşvet soruşturması kapsamında tutuklu yargılanan eski Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem, mahkemedeki savunmasında hakkındaki suçlamaları reddetti. Erdem, iddianamede yer alan daire satışlarıyla ilgisinin bulunmadığını belirterek, yalnızca bürokratik süreçlerle ilgilendiğini savundu

Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü "suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme", "örgüte üye olma", "rüşvet", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" ve "imar kirliliğine neden olma" suçlarına ilişkin soruşturma kapsamında açılan davanın görülmesine devam edildi. İçişleri Bakanlığı tarafından görevinden uzaklaştırılan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ile eski Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem'in de aralarında bulunduğu 63 sanığın yargılandığı davanın ikinci gününde Erdem savunma yaptı.

Bursa Bölge Adliye Mahkemesi'nde görülen duruşmanın ilk gününde yaklaşık 3,5 saat savunma yapan Mustafa Bozbey hakkındaki suçlamaları reddederken, ikinci gün oturumu Turgay Erdem'in savunmasıyla başladı.

"BÜROKRATİK ZAMAN KAYBINI AZALTMAK İÇİN YETKİLENDİRİLDİM"

Hakkındaki iddiaları kabul etmeyen Erdem, dönemin Belediye Başkanı Mustafa Bozbey tarafından kendisine verilen "Koordinatör Başkan Yardımcılığı" yetkisinin, yapı kullanım izinlerindeki bürokratik süreci hızlandırmak amacıyla verildiğini belirtti.

Erdem, "Hem kullanma izni almadaki bürokratik zaman kaybını azaltmak hem de konut kullanıcılarının ihtiyaçlarını daha iyi şartlarda sağlamalarını kolaylaştırmak için o dönemde başkan ve yöneticiler olarak bir karar almıştık. Kullanma izinlerindeki süreci kısaltmak için ekipler inşaat mahalline giderek gerekli tespitleri yaparak, varsa eksikleri tamamlanıp, müteahhitten de taahhütleri aldıktan sonra süreci kısaltmaya çalıştık ya da hızlandırdık. Yapı kullanım izinlerine yardımcı olmak için mimar olmam nedeniyle '02.04.2009' tarihli yazıya dayanarak 'Koordinatör Başkan Yardımcılığı' sıfatıyla başkan tarafından o dönemde yetkilendirildim" dedi.

"TEK İMZA SAYESİNDE CİDDİ SORUNLARI GİDERİYORDUK"

Tek imza yetkisiyle yürütülen işlemlerin vatandaşlar ve müteahhitler açısından önemli kolaylık sağladığını savunan Erdem, "Bu sayede kira yardımından faydalanan ve yardım süresi dolan vatandaşlarımız, hızlı ve artan inşaat maliyetlerinden etkilenme riskiyle karşı karşıya gelen müteahhitler ki plan iptalleri olduğu zaman yapıları mecburen gidip durduruyorsunuz, inşaatlar duruyor. Tekrar başlamak için yeni bir plan değişikliği süreci geçiyor, bu da ciddi sorunları da beraberinde getiriyordu. Hem tek imzalı ruhsat verilmesi hem de ruhsatlarda imar hakkının üstüne çıkılması iddianamede sık sık belirtiliyor. Burada mal sahiplerine artan oranda yarar sağlandığı iddiası da yer alıyor ancak tam tersine burada mal sahiplerine eski kazandıkları hakları geri verilerek, onların hak mahrumiyetinin önüne geçilmiştir. Bu uygulamadan dolayı da hiç kimseden bir bedel talep edilmemiştir. Ayrıca her iki konudaki uygulamalardan dolayı da hiçbir kamu zararı oluşmamıştır." diye konuştu.

"İLİŞKİLER BÜROKRATİK ANLAYIŞ İÇİNDE DEVAM ETTİ"

İddianamede örgüt bağlantısı kurulan kişilerle maddi ilişkisinin bulunmadığını savunan Erdem, "MASAK raporlarına da bakıldığında örgüt şemasında adı geçen kimselerle de birbirleriyle ilgili maddi bir ilişkisi görülmemektedir. Gerçekten yoktur. Benim mal varlığıma bakıldığı zaman bunun böyle olduğu rahatlıkla görülecektir. Bu başarılı çalışmaların örgütsel bir yapı olarak ilişkilendirilmesi aslında doğru değil. İlişkiler bürokratik anlayış içerisinde devam etmiş ve yasal olmayan hiçbir eylem bu işlemler içerisinde söz konusu olmamıştır" ifadelerini kullandı.

"DAİRELERİN SATIŞLARIYLA İLGİLİ BİLGİM YOK"

Üzerine atılı tüm suçlamaları reddeden Erdem, kamu zararına yol açılmadığını, aksine kamu yararının gözetildiğini öne sürdü. Yapı kullanım izinleri verilirken herhangi bir kişi ya da firmadan talepte bulunmadıklarını belirten Erdem, "Kullanma izinleri verilirken tüm mal sahiplerine, müteahhitler imzalattıktan sonra bize geliyorlardı. Tabii şantiye şefleri, 'İnşaat projeye uygun' diyorlardı. Sonra yapı denetim firmaları da imzaladıktan sonra biz imzalayıp, onaylıyorduk. Tabii iddianamede bu dairelerin satışları ile ilgili bir bilgim yoktur. Ben sadece işin bürokratik yanıyla ilgileniyordum. İddiaların hiçbirini kabul etmiyorum, şahsıma yönelik karalama olarak görüyorum" dedi.