- Yaşam
- 02.04.2025 08:57
EKPSS’den yüksek puan almasına rağmen atanamayan otizmli Sertaç Özenç’in annesi Şeyda Yanık, “Türkiye’de engelliler ekonomik ve sosyal hayattan devlet eliyle soyutlanıyor” diyerek isyan etti
AYSELİN UZUN-ÖZEL HABER - Türkiye’de her 2 yılda bir ortalama 115 bin özel gereksinimli bireyin katıldığı Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı (EKPSS) son dönemlerde eleştirilerin odağı haline geldi. Birçok engelli vatandaş, sınavdan 80 üstü puan aldıkları halde atamadıklarını dile getirerek mağdur olduklarını belirtti. Bu kişilerden biri olan 23 yaşındaki yüzde 85 otizmli Sertaç Özenç ise büyük bir umutla girdiği EKPSS'den 78 puan almasına rağmen atanamadığını vurgulayarak, “Ailem ve ben bu süreçte psikolojik olarak çok yıprandık. Biz de çalışarak hayata katılmak istiyoruz” ifadelerini kullandı. Öte yandan yetkililerin her sınav sonrasında engelli kadrosu açma sözü verdiğini ancak bu sözü tam anlamıyla yerine getirmediğini kaydeden Özenç’in annesi Şeyda Yanık, “Kanuna göre kamunun yüzde 4, özel şirketlerin ise yüzde 3 oranda engelli çalıştırma yükümlülüğü var. Ancak bu kadro engelli olarak geçen şeker ve kalp hastaları ile dolduruluyor. Yani kanundaki bu açık nedeniyle minareyi çalan kılıfını uyduruyor” dedi.
Otizmli Sertaç Özenç, atanamadığı için çok üzgün olduğunu ancak vazgeçmeyip sınava tekrar gireceğini dile getirdiği konuşmasında “Bir yıl önce EKPSS’ye girerek 78 puan aldım. Geçtiğimiz ocak ayında ise tercihlerimi yaptım. Ancak maalesef atanamadım. Bu süreçte ailem ve ben psikolojik olarak çok yıprandık. Fakat pes etmedim ve birkaç özel şirkete de iş başvurusunda bulundum ama ne yazık ki oralardan da olumsuz yanıt aldım. Bu beni gerçekten çok üzdü. Çünkü bizler de çalışma hayatının içinde yer almak istiyoruz. Biz de tıpkı diğer akranlarımız gibi çalışarak hayatın içine katılmak istiyoruz. Bu sınava daha önce defalarca girip atanamayan insanlar var ama ben yine de yılmayarak denemeye devam edeceğim. Çünkü başka seçeneğimi yok” açıklamasında bulundu.
Anne Şeyda Yanık ise otizmlilerin birçok sorunu olduğunu ancak bunların içinde en belirgin sorunun istihdam olduğunu belirterek, yetkililerin bu konuda daha kapsamlı çalışmalar yapması gerektiğine dikkat çekti. Yanık, “Otizm denilince toplumun bir kesiminde otistiklerin çocuk olduğu, büyüyünce yaşananların geçecekmiş gibi bir algı mevcut. Ya da otizmli çocukların bir gün büyüyeceği hiç akla getirilmiyor. Bunu ülkemizde gerçekleştirilen politikalardan da anlayabiliriz. Çünkü otizmli çocuklar için sadece okul hayatına özgü projeler yapılıyor. Okuldan sonrası için bir planlama yok. Böyle olunca da okul bittikten sonra bu çocuklar eve kapanıyor ve hayattan soyutlanıyor. Bu durum ise özellikle istihdam konusunda çıkıyor. Ülkemizde 2 milyonun üzerinde otizmli birey var ve bunların 574 bin 963’ü çalışabilir durumdayken sadece 100 tanesi bir iş yerinde çalışıyor. Buna karşın ülkemizde kanuna göre kamunun yüzde 4, özel şirketlerin ise yüzde 3 oranda engelli çalıştırma yükümlülüğü var. Ancak bu kadro engelli olarak geçen şeker, kalp ve kanser hastaları ile dolduruluyor. Baktığımızda ‘Bizim engelli kadromuz dolu’ diyen şirketlerde bir tane bile otizmli ya da tekerlekli sandalyeli çalışan bulunmuyor. Yani kanundaki bu açık nedeniyle minareyi çalan kılıfını uyduruyor. Halbuki kanunda bu açıdan bir düzenleme olsa ve yüzde 3’lük dilimin belirli bir kısmı otizmli ya da bedensel engelli kişiler olacak şeklinde şart koşulsa böylece hem gerçek anlamda engelli kadroları doldurulur hem de işverenin bunu çarpıtması engellenir. Yani bu soruna yönelik olarak zorunlu tutulan oranların da engellilik çeşitliliği bazında ayrıştırılması gerektiğini düşünüyorum” dedi.
“Konuyu kendi oğlum özelinde ele alacak olursam; benim çocuğum liseden sonra birçok özel şirkete iş başvurusunda bulundu. Ancak maalesef kabul görmedi. 2024 yılında ise EKPSS’ye girerek 78 puan aldı. Bu nedenle çok umutlanmıştık ama yaptığımız tercihlere ne yazık ki yerleştirilemedi” diyerek sözlerine devam eden Anne Yanık, “Zaten birçok bakanlıkta ya çok az kadro açıldı ya da hiç kadro açılmadı. Biz çocuğumuzun hayata devam etmesini istiyoruz. Engelli çocuğa sahip birçok annenin ortak kaygısı ‘Benden sonra çocuğum ne olacak?’ düşüncesidir. O yüzden bizim çocuklarımız çalışıp, kendi kendilerine yetebilir düzeye gelirse ancak o zaman içimiz rahat olur. Ayrıca çalışırlarsa devlete de fayda sağlamış olacaklar. çalışmayan bir engelli bireyin devlete de yükü var. Çalışırlarsa devlet de bu yükten kurtulacaktır. Sonuç olarak; günümüzde engelli bireylerin iş bulmak ve ailelerinden bağımsız olarak yaşaması konusunda birçok engelle karşılaşıyoruz ve bu sıkıntı engellileri etkilediği gibi onların ailelerini de etkiliyor. Ancak doğru miktarda destekle ve izlenen doğru politikalarla aslında bu kişiler yaşamın tüm faaliyetlerinde yer alma yeteneğine sahipler. O nedenle bu konuda yetkililer tarafından daha geçerli ve kolaylaştırıcı adımlar atılmalıdır” şeklinde konuştu.
Türkiye’deki engelli istihdamının toplam çalışan sayısına oranla yüzde 0,4 olduğuna vurgu yapan KEDİ -Kabul, Eşitlik, Dahil Olma, İstihdam- Otizm Derneği Başkanı Serap Dikmen Ahmetoğlu,
“T.C. Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2024 yılı aralık ayında istihdam edilen kişi sayısını 32.7 milyon olarak açıkladı. İŞKUR ise Engellilere İlişkin Sayısal Veriler tablosunda; 2023 yılı çalışan engelli birey sayısının 144 bin 178 olduğu görüldü. Bu engelli istihdamının toplam çalışan sayısına oranla yüzde 0,4 oranda olduğunu ortaya koyuyor. Ayrıca verilere bakıldığında; Türkiye’de işe yerleştirilen otistik birey sayısının sadece 24 kişi olduğunu görüyoruz. Otistikler engelli çalışanlar içinde oranı: yüzde 0,02. Engelli kotası uygulaması kendi içinde sorun taşırken, bu sorunlu alanda dahi otistikler kendine yer bulamıyor. Türkiye genelinde çalışan otizmli sayısının 12 tanesi zaten özel bir şirketin Otizmli Bireyler İşgücünde projesi kapsamında istihdam ediliyor. Ülkemizdeki engelli sayısı, otizmli bireylerin bu sayıya oranı ve istihdama erişmedikleri göz önüne alındığında, istihdam edilebilmeleri için bir düzenleme ve destek sistemleri geliştirilmesine ihtiyaç bulunmaktadır. Biz, korumalı işyerleri modelindense iş koçu destekli istihdam modelini benimsiyoruz. Otizm ile ilgili yapılan farkındalık çalışmalarının ilk tanı sürecinde bırakılmış olması, istihdam dahil, yetişkin otistiklerin yaşamlarına dair hak ettikleri desteklemelerin yerine getirilmemesine, hayatın dışında kalmalarına neden oluyor. Üstelik bu dışarıda kalma, sadece bireyi değil aileyi de derinden etkiliyor” ifadelerini kullandı.