Iğdır’da küçük yaşta geçirdiği talihsiz bir kaza sonucu iki kolunu kaybeden Yusuf Akgün, azmiyle film senaryolarını aratmayan bir başarı hikayesine imza attı. 1992 yılında terör örgütü PKK'nın köy okulunu yakmasıyla eğitimine ara verip çobanlık yapmaya başlayan Akgün, tırmandığı yüksek gerilim hattında elektrik akımına kapılarak iki kolunu kaybetti. Tedavi ve devlet koruması altında geçen zorlu yılların ardından hayata küsmeyen, günlük ihtiyaçlarını tek başına karşılamayı öğrenip ağzıyla kalem tutarak resim yapmaya başlayan Akgün, bu yeteneğini mühendislik eğitimiyle taçlandırdı. Azmiyle imkansızı başaran Akgün, bugün milli muharip uçak KAAN ile ROKETSAN üretimi Atmaca ve Cirit füzelerinin görsel modelleyicisi olarak savunma sanayisine damga vuruyor.
AKGÜN DÜNYA 5’İNCİSİ OLDU
Okul yıllarında ağzıyla kalem tutarak yazı yazmayı ve resim yapmayı öğrenen Akgün’ün çizimleriyle yarışmalarda dereceler aldı. 1998 yıllarında Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nın düzenlediği bir resim yarışmasında birincilik elde eden Akgün, daha sonra sporla da ilgilenerek yüzme ve atletizm branşlarında bölge ve Türkiye dereceleri elde etti. 2005 yılında dünya beşinciliği elde eden Akgün, lisans eğitimini de Ankara'da bir vakıf üniversitesinin mühendislik ve tasarım fakültesinde moda, tekstil ve tasarım alanında tamamladı.

YERLİ VE MİLLİ PROJELERDE İMZASI VAR
Arkadaşlarıyla birlikte engelliliğe yönelik toplumsal farkındalık çalışmaları yürütmeye başlayan Akgün, bu süreçte konferans ve söyleşilerle yaşadığı deneyimleri aktardı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 2018 yılında kabul edilen Akgün, daha sonra yüksek lisans eğitimine başladı. Kamu görevlisi olarak çalışan Akgün, aynı zamanda yerli ve milli savunma sanayi projelerinde tasarım çalışmaları yürütüyor. Akgün, yerli ve milli muharip uçak KAAN ile ROKETSAN tarafından geliştirilen iki farklı yüksek hassasiyetli füze olan Atmaca ve Cirit’in görsel modelleyicisi oldu.
“AĞZIMLA KALEM TUTMAK BENİM HAYATIMI DEĞİŞTİRDİ”
Zorlu bir yaşamda pes etmeyerek büyük başarılar elde eden Yusuf Akgün, baba ocağı Iğdır’a tatile geldi. Babası Yahya Akgün’e yardımcı olan Akgün, yaşadıklarını şu sözlerle dile getirdi. Akgün, “Çobanlık yaparken tırmandığı yüksek gerilim direğinde akıma kapılınca iki kolunu kaybettiğini anlatan Akgün, “Tedavim aylarca sürdü. Doktorlar bacağımın da kesilmesi gerektiğini söyleyince babam beni hastaneden çıkardı. Daha sonra Ankara'da tedavim devam etti ve bacağım kurtarıldı. Çocuk yuvasında hiçbir işimi tek başıma yapamıyordum. Bu durum beni rahatsız ediyordu. Önce yemek yemeyi, sonra giyinmeyi, diş fırçalamayı öğrendim. Ağzımla kalem tutarak yazı yazmaya ve resim çizmeye başladım. O süreç benim hayatımı değiştirdi. Mücadele etmezsem sonumun iyi olmayacağını biliyordum. Spor yaptım, sanatla ilgilendim, eğitimimi tamamladım. Bugün kamu görevlisi olarak ülkeme hizmet ediyor, aynı zamanda yerli ve milli savunma sanayi projelerinde tasarım çalışmaları yürütüyorum" ifadelerini kullandı.
“BUGÜN GELDİĞİ NOKTAYI GÖRMEK BİZE BÜYÜK GURUR VERİYOR”
Oğlunun yaşadığı kazanın ardından zor günler geçirdiklerini aktaran baba Yahya Akgün, şu ifadeleri kullandı: "Doktorlar bacağının da kesilmesi gerektiğini söyledi. 'Zaten iki kolunu kaybetti, bari bacağı kalsın' diyerek oğlumu hastaneden çıkardım. İmkanlarımız ölçüsünde tedavi etmeye çalıştık. Daha sonra Ankara'da tedavisi sürdü ve bacağı kurtuldu. Bugün geldiği noktayı görmek bize büyük gurur veriyor.”
0 Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın