30 Ekim 2020 İzmir depreminin üzerinden tam 6 yıl geçmesine rağmen Türkiye’de güvenli yapı ve barınma koşullarına ilişkin sorunlar gündemdeki yerini koruyor.
Depremlerin yarattığı yıkım ve can kayıplarının ardından yapı güvenliğinin önemi bir kez daha tartışılırken, Mersin’in Silifke ilçesinde bulunan Taşucu Erkek ve Kız KYK yurtlarında yaşanan olaylar öğrencilerin can güvenliğine ilişkin endişeleri artırdı. Barınamıyoruz Hareketi, aynı gün içerisinde iki yurtta yaşanan olayları kamuoyuyla paylaşarak Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı yurtlardaki fiziki koşullara ve yönetimin tutumuna tepki gösterdi. Hareketin açıklamasına göre erkek yurdunda toprakla doldurulmuş dört balkon çökerken kız yurdunda ise öğrencilerin kaldığı odaları su bastı.
ERKEK YURDUNDA DÖRT BALKON ÇÖKTÜ
Barınamıyoruz Hareketi'nin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamaya göre, Taşucu Erkek KYK Yurdunda toprakla doldurulmuş dört balkon, herhangi bir tetikleyici olay yaşanmadan çöktü. Olayın ardından yurtta kalan öğrencilerin can güvenliğine ilişkin kaygılar gündeme gelirken, hareket binanın geçmişine ilişkin bazı iddiaları da kamuoyuyla paylaştı. Açıklamada, söz konusu yurdun 2021 yılında güçlendirme çalışmaları yapılacağı gerekçesiyle boşaltıldığı belirtildi. Binanın daha önce iki katlı bir otel olarak kullanıldığı, yurt olarak hizmet vermesi amacıyla üzerine yeni katlar çıkıldığı yönünde iddialar bulunduğu aktarıldı. Hareket, yaşanan balkon çökmelerinin binanın mevcut fiziki koşullarının ve güvenliğinin yeniden değerlendirilmesini gerekli kıldığını savundu. Mersin'in deprem riski bulunan bölgeler arasında yer aldığına dikkat çeken Barınamıyoruz Hareketi, deniz kenarında bulunan eski bir binanın yurt olarak kullanılmasına ve yapıya ilişkin iddialara tepki gösterdi. Öğrencilerin barınma hakkının yalnızca bir odada kalabilmekten ibaret olmadığını vurgulayan hareket, barınma alanlarının güvenli ve sağlıklı koşullara sahip olması gerektiğini ifade etti.
KIZ YURDUNDA ODALAR SU ALTINDA KALDI
Aynı gün Taşucu yerleşkesinde bulunan Kız KYK Yurdunda da öğrencilerin mağduriyet yaşadığı belirtildi. Barınamıyoruz Hareketi'nin aktardığına göre, öğrencilerin kaldığı odaları hem zeminden hem de tavandan sızan sular bastı. Su baskını nedeniyle bazı odaların kullanımı zorlaşırken, öğrenciler odalarına dolan suyu kendi imkânlarıyla tahliye etmeye çalıştı. Hareket, öğrencilerin yaşadıkları mağduriyetin giderilmesi için yurt yönetiminden yeterli müdahale gelmediğini öne sürdü. Açıklamada, yurt yönetiminin öğrencilere yardım etmek yerine yalnızca ‘Kolay gelsin’ demekle yetindiği iddia edilerek bu tutum eleştirildi. Öğrencilerin barınma koşullarının iyileştirilmesi ve yaşanan sorunlara kalıcı çözümler üretilmesi gerektiğini belirten hareket, aynı yerleşkede bulunan iki yurtta bir gün içerisinde yaşanan olayların münferit sorunlar olarak değerlendirilemeyeceğini savundu.
ÖĞRENCİLERİN CAN GÜVENLİĞİ SAĞLANMALI
30 Ekim İzmir depreminin altıncı yılında yaşanan bu olaylar, yapı güvenliği ve öğrenci yurtlarının denetimi konusunu yeniden gündeme getirdi. Deprem gerçeğiyle yaşayan Türkiye'de özellikle öğrencilerin barındığı kamu binalarının fiziki koşullarının düzenli olarak denetlenmesi, risklerin tespit edilmesi ve gerekli önlemlerin alınması önem taşıyor. Balkonların çökmesi ve öğrenci odalarının su altında kalması, barınma alanlarının güvenliği konusunda kamuoyunda soru işaretleri oluşturdu.
Barınamıyoruz Hareketi, açıklamasının sonunda Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı Mersin Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğünü de etiketleyerek yetkililere çağrıda bulundu. Yurtların öğrencilere ‘güvenli, konforlu ve teşvik edici bir yaşam alanı’ olarak tanıtıldığını hatırlatan hareket, yaşanan olaylara ilişkin kamuoyuna açıklama yapılmasını istedi. Hareket, öğrencilerin can güvenliğini tehdit eden koşulların giderilmesini ve yurt yönetimlerinin sorumluluklarını yerine getirmesini talep etti. Taşucu Erkek ve Kız KYK yurtlarında yaşanan olaylara ilişkin yetkililerden açıklama yapılıp yapılmayacağı ise merak konusu oldu.