Toplumları ayakta tutan en önemli değerlerden biri güvendir. İnsanlar, birbirlerine ve kurumlara duydukları güven sayesinde dayanışma gösterir, zor zamanlarda el ele verir ve ihtiyaç sahiplerine destek olmak için harekete geçer. Ancak yardım duygusuyla yapılan her katkının arkasında bir inanç vardır: “Yaptığım destek doğru yere ulaşacak.” İşte bu inancın sarsılması, sadece bir kişiyi ya da kurumu değil, toplumsal dayanışma kültürünü de etkileyebilir.
Son günlerde kamuoyunda gündeme gelen Haluk Levent ve AHBAP ile ilgili iddialar, yardım kuruluşlarının güvenilirliği konusunu yeniden tartışmaya açtı. Yıllardır özellikle afet dönemlerinde yaptığı çalışmalarla tanınan AHBAP ve Haluk Levent hakkında ortaya atılan iddialar, toplumda farklı tepkilere neden oldu. Hukuki süreç devam ederken kesin bir yargıya varmadan değerlendirme yapmak doğru olmasa da, yaşanan tartışmaların önemli bir noktaya işaret ettiği açık: Yardım faaliyetlerinde şeffaflık ve denetim vazgeçilmezdir.
Çünkü vatandaşlar, çoğu zaman kendi imkanlarından fedakârlık ederek yardımda bulunuyor. Kimi zaman bir öğrencinin biriktirdiği harçlık, kimi zaman bir emeklinin ayırdığı küçük bir miktar, kimi zaman da bir ailenin bütçesinden yaptığı katkı bir ihtiyaç sahibine ulaşması umuduyla veriliyor. Bu nedenle yardım kuruluşlarına duyulan güven, yalnızca maddi bir mesele değil; vicdani bir sorumluluk alanıdır.
Toplumda oluşabilecek güven kaybı, gelecekte yapılacak yardımları da doğrudan etkileyebilir. İnsanlar, daha önce büyük bir gönüllülükle destek verdikleri yardım kampanyalarına karşı artık daha temkinli davranabilir, “Yaptığım yardım gerçekten yerine ulaşıyor mu?” sorusunu daha fazla sormaya başlayabilir. Bu durum ise gerçek anlamda yardıma ihtiyaç duyan insanların zarar görmesine yol açabilir.
Unutulmamalıdır ki yardım kültürü, toplumun en güçlü dayanışma damarlarından biridir. Bir olay nedeniyle tüm yardım kuruluşlarını aynı kefeye koymak doğru olmadığı gibi, güvenin korunması için gerekli denetim mekanizmalarının işletilmesi de büyük önem taşır. Şeffaflık, hesap verebilirlik ve açık iletişim, yardım kuruluşlarının en temel ilkeleri arasında yer almalıdır.