Herkes Konuşuyor, Kimse Dinlemiyor

Cemal Durmaz

Birbirimizi ne zaman duymayı bıraktık? Çağın en büyük gürültüsü belki de seslerden değil, birbirimizi anlamaya yönelik isteğimizi kaybetmiş olmamızdan çıkıyor. Herkes konuşuyor. Televizyonlarda herkesin bir fikri var. Sosyal medyada herkes uzman. Kahvede herkes memleketi kurtarıyor. İş yerinde herkes birbirinin neyi yanlış yaptığını biliyor.

Ama garip olan şu: Sesimiz çoğaldıkça birbirimizi daha az duyar olduk. Birisi derdini anlatmaya başladığında çoğu zaman onu dinlemiyoruz. Cevap hazırlıyoruz. Daha cümlesi bitmeden “Ben sana söyleyeyim…” diye söze giriyoruz. Karşımızdaki kendi acısını anlatırken, biz kendi hikâyemizi anlatmaya hazırlanıyoruz. Oysa insan her zaman çözüm aramaz. Bazen sadece anlaşılmak ister. Bugün elimizde hiç olmadığı kadar fazla iletişim aracı var. Bir tuşla dünyanın öbür ucundaki insana ulaşabiliyoruz. Ama bütün bu teknolojinin ortasında tuhaf bir yalnızlık büyüyor. Çünkü ulaşmak başka, temas etmek başka. Birinin çevrim içi olması, hayatımızda olduğu anlamına gelmiyor. Yanımızda oturan insanın gözlerinin içine bakarken bile ondan kilometrelerce uzakta olabiliyoruz. Masalarda telefonlar, ellerimizde ekranlar, hayatımızda binlerce insan var.

Ama gerçekten dinlediğimiz insan sayısı giderek azalıyor. Bir de farklı düşünmeye tahammülümüz kalmadı. Bir insan başka düşünüyor diye onu dinlemek yerine hemen etiketliyoruz. Oysa bir insanı dinlemek, onunla aynı fikirde olmak değildir. Anlamak, onaylamak değildir. Sadece karşımızdaki insanın dünyasına birkaç dakikalığına girip ne gördüğünü anlamaya çalışmaktır. Belki de ihtiyacımız olan tam olarak bu. Biraz daha az konuşmak, biraz daha çok dinlemek. Çocuklarımız konuşurken telefonumuzu bırakmak… Eşimizin anlattıklarını gerçekten duymak… Yaşlılarımız aynı hikâyeyi yeniden anlatırken sabretmek… Çünkü bazı insanları kaybettikten sonra, onları aslında hiç yeterince dinlemediğimizi fark ediyoruz. Herkesin bağırdığı bir dünyada alçak sesle konuşmak cesarettir. Herkesin cevap yetiştirdiği bir dünyada susup dinlemek erdemdir. Ve belki de birbirimize verebileceğimiz en kıymetli şey iyi bir cevap değil; “Buradayım, seni duyuyorum” diyebilmektir.

Çünkü belki de birbirimizi yeniden bulmanın yolu, önce birbirimizi yeniden dinlemekten geçiyor.