İslam dininde anne ve babanın evlât üzerinde hakkı çoktur. Bir evlâdın ilk işi onların rızalarını kazanmak, gönüllerini almaktır. Öyle ki İslam dini, cennete girmenin bir yolu da anne ve babanın rızasından geçtiğini kabul etmektedir. Onun için İslam dini, evladın anne ve babasına karşı saygılı ve hürmetkâr olmasını, onların söz ve telkinlerini dinlemesini tavsiye etmektedir. Çocuk anne ve babanın telkinlerini dinlemek zorunda ama bu telkin ve istekler dini çerçeveyi ihlal ediyorsa çocuk anne ve babasına itaat etmek zorunda değildir. Zira inancımızda günah işleme konusunda yaratılmışa itaat etmek yasaklanmış ve haram kılınmıştır. Aynı şekilde çalışmak, okumak, yaşamak veya Hacca gitmek gibi makul ve meşrû işlere ana-babanın izin vermemesi halinde duruma bakılır: Ana babaya bakılacak kadar imkân hazırlanmış, evlâda muhtaç olmayacak bir ortam temin edilmişse, ana babanın böyle bir seyahate engel olma hakkı olmaz. Şayet, evlat ana babayı bakıma muhtaç halde bırakıyor, kendine muhtaç durumdan kurtarmadan gidiyorsa, kendisine izin verilmeyebilir. Bu takdirde evlâdın gitmeye de hakkı olmaz. Çocukların başka şehre taşınma durumu da bu şekilde değerlendirilmelidir.
Ezan ve kamet arasında yapılan duanın kabul olduğu doğru mudur?
Dua her zaman kabul olma durumu vardır. Ancak bazı özel vakitlerde yapılan duaların kabul görüp reddedilmeyeceğine ilişkin hadis-i şerifler vardır. Ezan okunurken, ezanla kamet arasında ve kamet getirildiğinde yapılacak dualar da bu kabildendir. Bu konuda Hz. Peygamber şöyle buyurmaktadır: “Ezan ile kamet arasında yapılan dua reddedilmez.” (Ebû Dâvûd, “Salât”, 35.) Dolayısıyla her vakitte duanın kabul olması söz konusu olduğu gibi aynı şekilde ezan ve kamet arasında yapılan dua kabul edilir.
Hayvanları dövüştürmek dinen caiz mi?
Hayvan dövüştürmek İslam öncesine kadar dayanmakta, günümüzde de hala varlığını korumaktadır. Hem de tüm hızı ile varlığını sürdürmektedir. Horoz, manda, köpek, deve, kaz… gibi hayvanların dövüştürülmesi şeklinde icra edilen bu dövüş hayvanlara eziyet verdiğinden İslam dini tarafından yasaklamıştır. İslam dini, zevk uğruna hayvanlara eziyet vereni kınamış ve günahkâr olarak telakki etmiştir.
Her zaman mezhebimizin dışında başka bir mezhebi taklit etmek caiz mi?
Hanefi, Şafii, Maliki... farkı olmaksızın bütün ehli sünnet mezhepleri haktır ve kendilerine uyulabilir. Mezheplerin varlığı biz Müslümanlar için bir rahmet ve çıkış yoludur. Hangisine uyarsak uyalım doğru yolu bulmuş oluruz. Bu mezheplerin oluşmasında ve mezhebe bağlanmada daha çok mezhep kurucularının yaşadığı bölgenin etkisi söz konusudur. Ebu Hanife’nin Orta Asya ve Anadolu topraklarında yaşaması imam Şafii’nin Mısır’da, Irak’ta- Suriye’de yaşaması... Neticesinde mezhepleri bu bölgelerde yayılmış insanlar da bu mezheplere rağbet göstermiştir. Fakat bu mezheplerden birine tabi olurken diğerlerini kabul etmemek doğru değildir. Çünkü bütün ehl-i sünnet mezheplerinin çıkış noktası Kur’an ve sünnettir. Dolayısıyla Şafii’ye tabi olmakla beraber bazen şartlara, mazerete binaen faraza Hanefi mezhebini taklit edebiliriz. Nitekim dinimiz kolaylık dinidir. Sevgili Peygamberimiz “Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız” (Buhârî, “İlm”, 12.) buyurmaktadır.
Günün Ayeti
İyilik ve kötülük bir değildir. Sen kötülüğü en güzel bir tarzda önlemeye çalış. O zaman (göreceksin ki), seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki candan, sıcak bir dost oluvermiştir.
Fussilet, 41/34.
Günün Hadisi
“Malı uğrunda öldürülen şehittir, dini uğrunda öldürülen şehittir, canı uğrunda öldürülen şehittir, ailesi uğrunda öldürülen şehittir.”
(Tirmizi, Diyât, 22.)
Günün Sözü
Kalbin, dilin ve bedenin temiz olması, helal lokma yemeğe bağlıdır.
Seyyid Emir Külâl
Günün Duası
Ya rabbi sırlarımızı ve ayıplarımızı ifşa eyleme
Bunları biliyor muyuz?
Ülfet sahibi olmak nedir?
Samimi olmak, insanlarla iyi geçinmek, herkesle anlaşmak demektir.
Günün Nüktesi
Kötü huyludan bir şey isteme…
Bir derviş zorda kalmıştı.
Birisi ona:
“Çok zengin birisi var. Eğer senin zorda kaldığını bilirse sana yardımcı olacağını zannediyorum.” dedi.
Derviş: Ben onu tanımıyorum, dedi.
Adam: Ben seni ona götüreyim, dedi.
Dervişi alıp zenginin evine götürdü.
Derviş, karşısında dudağı sarkık, öfkeli ve asık suratlı bir adamı görünce hiçbir şey söylemeden oradan çıktı.
Dervişi zengine götüren adam:
“Niye bir şey söylemedin?” diye sorunca derviş:
“Onun yapacağı yardımını asık suratına bağışladım” dedi.
Ekşi suratlıdan bir şey istememeli; ona ihtiyacını bildirmemelidir. Çünkü çirkin huyu ve kötü meşrebi yüzünden huzursuzluk olur.
Yani isteğin yerine gelmediği gibi bir de huzursuz olursun.
Gönlündeki gamı öyle birine söyle ki, güler yüzünden huzur ve rahat bulasın.
(Gülistan’dan seçmeler)