Borcunu ödemek için borçlu kişinin Piyango bileti alması ya da şans oyunu oynaması caiz mi?
- Oluşturulma Tarihi : 31.01.2026 09:53
- Güncelleme Tarihi : 31.01.2026 09:53
Şans oyunları kumar olduğundan kumar da dinen yasaklandığından şans oyunlarını oynamak haramdır. İster zevkine olsun isterse zorunluluktan olsun, kişi borçlu da olsa zengin de olsa kumar oynayamaz. Çünkü kumar dinen haramdır. Dolayısıyla borçları ödemek için harama yönelmemek lazım. Yani bu kumar çeşitlerine bulaşmamak lazım.
Unutmayalım ki fakirlikte, zenginlikte, varlıkta, yoklukta, bir imtihandır. Bu imtihanı iyi bir netice ile bitirebilmek için helale ve harama dikkat etmemiz gerekir. Nitekim Allah’u Teala Kur’an-ı Kerim’de mealen şöyle buyurmaktadır: “Her güçlüğün yanında bir kolaylık vardır. Ama unutma ki, o güçlüğün yanında bir kolaylık daha vardır. Öyleyse boş kalınca kalk, yorul. Yalnız Rabbine giden yola sarıl.” (İnşirah 94/5-8)
Bu ayetlere göre her daim çalışmamız, bir işi bitirdiğimizde başka bir işe yönelmemiz ve sadece Allah’a güvenmemiz gerekir. Biz bu emirlere uyarsak Allah da bize kolaylıklar ihsan edeceğini müjdelemektedir.
Dolayısıyla kesinlikle harama tevessül etmemek gerekir. Kişi borç ve sıkıntılar karşısında sabretmeli var olan bu sıkıntıları da bitirip feraha ve mutluluğa çevirmesi için de Allah’a dua etmelidir.
Piyangodan çıkan parayla hayır yapılabilir mi?
Piyangodan kazanılan para diğer iştirakçilerin kaybettiği bir para olduğundan bir çeşit kumardır. Zira piyango kumarın unsurlarını bünyesinde taşımakta ve dinen haram kılınmış bir yasaktır.
Piyango veya benzeri kumar gelirleri ile bir fakire yardım yapmak ya da tesis yapılması veya hayır kurumlarının faydalanması, İslami açıdan bu kumarı meşru kılmaz. Çünkü her kumarda olduğu gibi taraflardan biri veya birkaçı karlı çıkmakta, diğerleri ise zarara uğramaktadır. Bu da İslami açıdan caiz değildir.
Buna göre piyango, iddia veya bir başka haram parayla hayır yapılmaz, yapılsa da sevabı olmaz.
Yatak odasında Kur’an-ı Kerim bulunmasında bir sakınca var mı?
Kur’an-ı Kerimi yatak odamızda bulundurulabileceğimiz gibi evin diğer yerlerinde de bulundurabiliriz. Yeter ki Kur’an-ı Kerim, hürmetsizlik manasına gelen bir seviyede bırakılmış olmasın.
Nitekim göğüs hizasından yukarı yerde bulunan Kur’an hürmet makamında bulundurulmuş olacağından o yerde yatmak günah olmaz. Uygun olmayan göğüs hizasından aşağı yerde bırakılması halidir. Ayrıca evin üst katında insan bulunması, alt katında Kur’an bulundurulmasına da engel olmaz.
Şüphesiz Kur’an-ı Kerim bizim yüce kitabımız, mukaddes değerimizdir. Ona karşı ne kadar hürmette bulunup, saygılı olsak azdır. Öyle ki ecdadımız Kur’an’ın bir çanta içinde asılı bulunduğu odada ayakta beklemiş, hürmet ve tazimde örnek olmuştur. Bizler öyle ecdadın devamı olduğumuzu benzeri bir hürmet ve saygıyla ispat etmemiz gerekir.
Günün Ayeti
Her kim imanı küfürle değiştirirse artık düz yolun ortasında sapıtmış olur. Bakara, 2/108
Günün Hadisi
Her kimin üç kız çocuğu veya üç kız kardeşi yahut iki kızı veya kız kardeşi bulunur; onlara iyi muamele eder ve onların haklarını yerine getirme hususunda Allah’tan korkarsa o Cennetliktir. Tirmizi, “Birr”, 13.
Günün Sözü
Günah ve dünya sevgisiyle hastalanan kalplerinizi, dünyadan soğuyarak ve günahları terk ederek tedavi ediniz. Ahmed bin Ebü’l-Havari
Günün Duası
Allah’ım, yeni yılı bize, alimize ve alemi İslam’a hayırlara vesile kıl. İnsanlığa barış ve huzur nasip eyle.
Bunları biliyor muyuz?
Zahid kime denir?
Dünyaya rağbet etmeyen, dünyadan etek çekerek kendini bütünüyle ahirete ve Hakk’a veren, mala, mülke, makama ve şöhrete değer vermeyen, dünyayı ahirete tercih eden kimse demektir.
Günün Nüktesi
Hz. Ömer’in uyarıcısı…
Hz. Ömer, kendisine adaletten ayrılmamayı bunun ahrette hesabının sorulacağını hatırlatması için bir adam tutmuş.
Bu şahıs, her gün belli bir vakitte gelir,
“Ya emir-el Müminin! Adaletten ayrılmayın, ahreti unutmayın” dermiş.
Bu görevli şahıs yine bir gün geldiği zaman Hz. Ömer,
“Artık senin hatırlatmana gerek kalmadı, sakalımdaki beyaz kıllar bana her aynaya bakışımda ahreti hatırlatıyor” demiş.
Osmanlı padişahlarının da kendilerine hatırlatmalar yapan görevlileri varmış. Bu görevliler belli yer ve zamanlarda “Gururlanma padişahım! Senden büyük Allah var” derlermiş.