Boşanma durumunda çocukların nafakalarından sadece baba mı sorumludur?

Doç. Dr. Zeki Uyanık

Kız olsun erkek olsun, çocukların nafakalarını temin babanın görevidir. Annenin bu konuda bir sorumluluğu yoktur. Babanın yokluğunda çocukları geçindirme görevi babanın babasına, o da yoksa diğer akrabaya düşer. Baba küçük çocuklarına, çalışıp kazanacakları çağa gelinceye kadar bakmağa mecburdur. Çocuklar için belirlenecek nafakalar, onların yaşlarına ve babalarının servetine uygun ve yeterli miktarda olmalıdır. Babalarının geliri yeterli ise çocuklar için birer hizmetçi, yetmezse ikişer hizmetçi de tutulabilir. Kız evladın, kendine yetecek malı yok ve evli de değilse nafakası babasına aittir. İster bakire olsun isterse iddetini tamamlamış dul olsun, fark etmez. Evladın öğrenim masrafları babaya aittir. Çocuk için takdir edilen nafaka anneye verilir. Annenin nafakayı çocuğa harcamadığı tespit edilirse ya nafaka güvenilir bir kişiye verilerek annenin ondan sabah akşam azar azar alması temin edilir veya nafakayı harcama vazifesi annenin dışında birine verilir.

Borçları ödemek için şans oyunlarını oynamak caiz mi?

Şans oyunları kumar olduğundan kumar da dinen yasaklandığından şans oyunlarını oynamak haramdır. İster zevkine olsun isterse zorunluluktan olsun, kişi borçlu da olsa zengin de olsa kumar oynayamaz. Çünkü kumar dinen haramdır. Dolayısıyla borçları ödemek için harama yönelmemek lazım. Unutmayalım ki fakirlik de zenginlik de bir imtihandır. Bu imtihanı iyi bir netice ile bitirebilmek için helale ve harama dikkat etmemiz gerekir. Nitekim Allah Kur’an-ı Kerim’de mealen şöyle buyurmaktadır: “Her güçlüğün yanında bir kolaylık vardır. Ama unutma ki, o güçlüğün yanında bir kolaylık daha vardır. Öyleyse boş kalınca kalk, yorul. Yalnız Rabbine giden yola sarıl.” (İnşirah 94/5-8) Bu ayetlere göre her daim çalışmamız, bir işi bitirdiğimizde başka bir işe yönelmemiz ve sadece Allah’a güvenmemiz gerekir. Biz bu emirlere uyarsak Allah da bize kolaylıklar ihsan edeceğini müjdelemektedir. Dolayısıyla sıkıntılar, hastalıklar, dertler, borçlar karşısında sabretmeli var olan bu sıkıntıları da bitirip feraha ve mutluluğa çevirmesi için de Allah’a dua edilmelidir.

Deriye veya tırnaklara yapışan boya abdest ya da gusle engel midir?

Gusül veya abdest alırken, yıkanması gereken organların kuru yer kalmayacak şekilde yıkanması gerekir. Aksi halde gusül veya abdest geçerli olmaz. Dolayısıyla, gusledecek veya abdest alacak kimsenin bedeninde veya abdest organlarında suyun ulaşmasına engel olacak bir madde bulunmamalıdır. Ancak mesleğini icra ederken tırnaklarının arasına boya giren boyacı veya tırnaklarının arasına çamur girip de çıkartamayan çiftçi ve benzeri meslek sahipleri bundan müstesnadır. Buna göre bir meslek gereği olmayan bir nedenden dolayı bedene ya da tırnağa bir cisim yapışmış ise bu cisim temizlenmeden abdest ve gusül eksik kalır. Fakat meslek icabı bu cisimden kaçınma imkanı olmayan meslek erbabının cildine yapışan ve tırnak aralarında kalan hamur, mum, zamk, boya vb. şeyler abdest ve gusle engel olmaz.

Doğum kontrol hapı kullanmak caiz mi?

Hamileliği engelleyecek tedbirleri almak dinen sakıncalı değildir. Bu nedenle de hamile kalmamak için doğum kontrol hapı kullanma da bir sakınca yoktur.

Günün Ayeti

Yine O’nun ayetlerindendir ki, size hem korku ve hem de umut vermek için şimşeği gösteriyor. Ve gökten bir su indiriyor da onunla yeryüzüne ölümünden sonra hayat veriyor.

Rûm, 30/24.

Günün Hadisi

“Evinizde namaz kılınız.”

Buhârî, “Ezân”, 81.

Günün Sözü

“Akıldan büyük hazine, cehaletten daha ileri fakirlik, danışmaktan daha kuvvetli destek yoktur.”

Halife Mansur

Günün Duası

Allah’ım bizi helalından yiyen ve helalından yedirenlerden eyle.

Bunları biliyor muyuz?

Sütre nedir?

Önünden insan veya hayvanların geçmesi muhtemel olan açık bir yerde namaz kılan kişinin, önüne değnek veya başka bir şey dikmesi demektir.

Günün Nüktesi

Ecel ve Emel Çizgisi…

Abdullah b. Mesud’tan rivayet edilmiştir.

Resûlullah yere bir çizgi çizdi ve:

“Bu insanı temsil eder” buyurdu.

Sonra bunun yanına ikinci bir çizgi daha çizerek:

“Bu da ecelini temsil eder” buyurdu.

Ondan daha uzağa bir çizgi daha çizdikten sonra:

“Bu da emeldir” dedi ve ilâve etti:

“İşte insan daha böyle iken (yani emeline kavuşmadan) ona daha yakın olan (eceli) ansızın geliverir.”

(Tirmizi, “Zühd”, 25.)