2

Gayrı Müslim bir memlekette ölen kimseyi orada defnetmek caiz midir?


  • Oluşturulma Tarihi : 22.11.2014 07:42
  • Güncelleme Tarihi :
Gayrı Müslim bir memlekette ölen kimseyi orada defnetmek caiz midir?

Dinimize göre cenazeyi öldüğü yere defnetmek menduptur. Cenazeyi defnetmeden önce başka yere nakletmek mekruh olmakla beraber caizdir. Definden sonra kabrinden çıkararak nakil ise kesin zaruret olmadıkça mutlak suretle caiz değildir.

Buna göre yurtdışında ölenlerin, bulundukları yerde bir Müslüman kabristanı varsa, orada defnedilmeleri uygun olur. Şayet Müslüman kabristanı yoksa Hıristiyan mezarlığında Müslümanlar için ayrılmış olan bölüme defnedilmeleri mümkün olduğu gibi, Türkiye'ye nakledilmeleri de caizdir.

Ama orada gömülmelerinin dini bir sakıncası yoktur. Tabi gömerken Müslümanların kabristanına gömmek gerekir. Ya da gayrı Müslimlerin mezarlarının olmadığı köşede bir yerde gömmelidir

Kadınlar ayrı mekandan erkeklerin imamına uyarak namaz kılabilirler mi?

İmama uymakta ölçü şudur: İmama her bakımdan uyulmalıdır. İmam bütün cemaatin önünde olmalı, kadın ile erkek yan yana bitişik namaz kılmamalı, imamın intikal tekbirlerini, yani bir rükünden diğerine geçerken aldığı tekbirleri bütün cemaat duymalı, görerek veya görenleri görerek anlayabilmelidir.

Yani imam kendisine tabi olunmak için vardır. İmama uymak demek onunla aynı mekanda ya da mekanın devamı ve dahili olan yerde namaz kılmak demektir. Bu sebeple ayrı bir binada namaz kıldıran imama uyulmuş olmaz.

Buna göre aynı camiinin içinde erkeklerin tabi olduğu imama kadınlarda uyabilir hiçbir sakıncası yoktur. Ancak camii içinde ya da caminin avlusunda değil de camiden ayrı olarak başka bir binadan ya da mekandan imama uymak caiz değildir. Uyulsa da bu namaz geçersizdir. İmama uyan kişi ister erkek olsun isterse kadın olsun fark etmeksizin bu namaz geçersizdir.

Kabir ziyareti için belirlenmiş hususi bir gün var mıdır?

     Hanefi mezhebine göre kabir ziyaretini Perşembe, Cuma ve Cumartesi günleri yapmak faziletlidir. Ancak Cuma günü ziyaret etmek daha faziletlidir.

     Şafiî mezhebine göre ise, perşembe gününün ikindi vaktinden başlamak üzere cumartesi sabahına kadar ziyaret etmek diğer gün ve vakitlerden daha faziletlidir.

     Buna göre kabir ziyareti için en faziletli gün Perşembe günü ikindi vaktinden sonra ve Cuma günüdür. Ancak fazilet açısından en uygun bu vakit ve günler olmakla beraber diğer gün ve vakitlerde de ziyaret etmek mümkün ve caizdir.

Bana şunu verirsen sana borç veririm şartı ile borç vermek caiz mi?

     İmkânlar dâhilinde kişinin ihtiyacını görmek, yardımcı olmak, borç vermek dinen hoş ve güzel olan bir davranıştır. Ancak bu yardımı yapar ya da borç verirken bir menfaat karşılığında yapmamak lazım. Hatta bir menfaat elde etmek karşılığında yapmak dinen caiz değildir. Nitekim sevgili Peygamberimiz: “menfaat celbeden her borç faizdir”. Buyurarak bu tarz bir borç anlayışını yasaklamıştır.

     Fakat bir şart olmadan veya borç alırken bir fazlalık şartı koşulmadan ya da başka bir menfaat şart koşmadan ödemede verilen fazlalığın veya bir hediyenin bir sakıncası yoktur. Hatta Şafiî mezhebine göre böyle bir davranış sünnettir. Zira kişi bir iyilik yapmıştır siz de pazarlık ve şart olmadığı halde gönlünüzden gelmiş ve borç verene bir jest yapmış olduğunuzdan caizdir.

       Ancak borcu verirken başta böyle bir fazlalığı şart koşmak caiz değildir. Çünkü böyle bir fazlalık faiz olur faiz ise İslam’ın yasakladığı ve haram kabul ettiği büyük günahlardan bir günahtır.

Günün Ayeti

İnkâr edenlere dünya hayatı çekici kılındı (süslendi). Onlar, iman edenlerden kimileriyle alay ederler.

Bakara 212

Günün Hadisi

Sağlıklı olduğun sırada hastalık halin için hazırlık yap. Hayatta iken de ölüm için hazırlık yap."

Buhârî, Rikak 2

Günün Sözü

''Bir insanın sana neler verebileceği değil, senin için nelerden vazgeçeceği önemlidir.''

Hegel

Günün Duası

Allah’ım rızkımızı bereketlendir ve rızkımızı azaltacak işlerden bizi uzak tut

Bunları biliyor muyuz?

Fasık nedir?

Allah’ın emir ve yasaklarına riayet etmeyen kimseye denir.

Günün Nüktesi

Aşk şehidi...

       Rasulullah Haybere Cihada gidiyordu, giderken Medine de nöbetçi bırakmıştı. Bu nöbetçilerden biride Selebe... Selebe henüz 20 sinde Medine’de nöbetçi, gece yarısı Medine sokaklarında nöbet tutarken bir kadın def-i hacet için mecburen evinden çıkıyor.

- Salebe kadını görüyor ve kadına yaklaşarak şöyle sesleniyor:

-Ey kadın! Gözlerin beni yakıyor.

Kadın: -Ey Salebe! Ateş daha yakıcıdır.

Salebe: -Ey kadın! Senin yüzün ne kadar güzel.

Kadın Salebe ye dönüp: -Ama Salebe yakında toprak olacak.

Salebe dayanamıyor ve elini kadının omzuna dokunduruyor ve;

-Ey kadın seni seviyorum, diyor. Kadın Selebe'ye kafasını şiddetle çeviriyor;

- Ey Salebe! Allah Resulü Medine’ye döndüğü zaman Ona, ne yüzle bakacaksın?

     Salebe kendine geliyor ve hatasını anlıyor. Kadın ona hatırlatmıştı ne yapıyorsun salebe bizim canımızı namusumuzu korumakla görevlendirildin. Allah Resulü döndüğünde ona ne cevap vereceksin.

       Salebe oradan kaçmaya başladı. Salebe kaçtı ve bir kenara çekildi. Ben Medine nöbetçisiydim ne yaptım diyordu. Allah Resulü geldiğin de ne cevap vereceğim diye, düşünmeye başladı. Salebe bin kere bin pişman. Ey merhametlilerin en merhametlisi, muhakkak ki sen tövbeleri çokça kabul eden, çokça merhamet edensin diyordu.

     Günler günleri kovaladı ve sonra Allah Resulü ve askerleri Medine ye tekrar teşrif ettiler. Salebe bin kere bin pişman ağlayıp yola cıktı, ellerini ve kollarını devesinin önünde açıp;

-Ya Rasulallah! Ben bittim, ben helak oldum, ben helak oldum diye bağırıyordu.

Rasulüllah:

-Ya Salebe ne oldu sana, neden böyle konuşuyorsun, dedi.

Salebe Peygamber efendimize yaptıklarını anlattı.

Rasulüllah bunları işitince;

- "Gözlerim seni görmesin."

     Salebe kovulmuştu. Salebe Medine den kaçtı, Medine’nin dışına kayalıklara, tepelere koştu. Salebe bin kere bin pişman kayalıklarda bağırmaya başladı;

- Öylesine haykırıyordu ki taa Medine’den insanlar duyuyordu bağırmasını.

     Aradan bir hafta geçiyor. Cebrail efendimize geliyor ve Rasulüllah'a: Bütün ümmete şifa olan ayetleri okuyor: Ayetler iniyor "kim ki, ne kadar günah işlemiş olursa olsun, Allah'tan af diler ve tövbe ederse; Allah elbette tövbeleri kabul edendir. Kimse Allah'tan ümidini kesmesin."

     Peygamber efendimiz ayeti işitince hemen sahabelere sesleniyor "salebeydi çağırın" diyor.

Bütün ashap tepelere koşuyorlar Selebeyi arıyorlar fakat bulamıyorlar. Bir haftadır dağlarda ve tepelerde tövbe eden Selebeyi arıyorlardı. Ve bir kenarda Selebeyi buldular.

     Selebe, yüzünü toprağa gömmüş sadece hıçkırıkları ve nefes alıp-verisi duyuluyordu. Salebe bitmişti artık. Selebeye seslendiler ''Selebe Selebe'' fakat Selebe duymuyordu. Salebe bir müddet sonra basını kaldırdı:

- Allah ne buyurdu, Rasulüllah ne buyurdu, dedi.

-Sahabeler, Selebeye:

-Kalk! Salebe Allah Resulü seni çağırıyor, dediler. Salebinin kalkacak gücü kalmamıştı. Eli ayağı tutmuyordu.

   Sahabeler Salebeydi omuzlarına aldılar ve onu omuzlarında taşıyarak şefkatli Peygamberin önüne getirdiler. Salebe başını kaldıramıyordu.

   Allah Resulü Selebeye ve Allah'in Cebrail ile göndermiş olduğu ayetleri okudu. Salebe bunları işitince orada tövbe makamını geçti ve ask makamına yükseldi.

-Selebe orada "ALLAH" diyerek can verdi.

Salebe, ask tarihine ilk ask şehidi olarak geçti...

Gayrı Müslim bir memlekette ölen kimseyi orada defnetmek caiz midir?
Doç. Dr. Zeki Uyanık
Yazarımız Kim ?

Doç. Dr. Zeki Uyanık