Sayfa Yükleniyor...
İslam dini, insanın yaratılıştan var olan güzelliklerini daha belirli hale getiren, takı takma, saçları tarama, meşru ölçüde süslenme, güzel giyinme gibi davranışları mubah kılmıştır. Ancak, fıtraten yani yaratılıştan verilmiş özellik ve şekillerin değiştirilmesini yasaklamıştır. Nitekim Rasulüllah Efendimiz, süslenmek maksadıyla vücutlarına dövme yapan veya yaptıranlara, dişlerini yontarak seyrekleştiren ve şeklini değiştirenlere lanet etmiştir. Buna göre, Allah’ın yarattığı şekli beğenmeyerek, ameliyatla bazı uzuvların şekillerini değiştirmek, tabii güzelliğin fevkinde güzellik aramak dinen caiz değildir. Kur’an-ı Kerim, şeytanın “Şüphesiz onlara emredeceğim de Allah’ın yaratılışını değiştirecekler” (Nisa, 119) dediğini naklederek, bu tür davranışları şeytani işler olarak nitelemektedir. Dolayısıyla güzellik için kulağa veya buruna estetik yapmak dinen uygun değildir.
Şirk ve küfür aynı şey midir?
Küfür, Hz. Peygamber’in Allah’tan getirdiği dini esaslardan bir veya bir kaçını inkar etmek demektir. Şirk ise, Allah Teala’nın varlığını kabul etmekle birlikte, ilahlığında, isim, sıfat ve fiillerinde eşi ve ortağı olduğuna inanmak yahut Allah ile birlikte başka bir varlığı ya da varlıklara ibadet etmektir. Şirk ile küfür birbirine yakın iki kavramdır. Aralarındaki fark, küfrün daha genel, şirkin ise daha özel olmasıdır. Bu anlamda her şirk küfürdür, fakat her küfür şirk değildir. Şirk Allah’a, zat, isim ve sıfatlarına ortak tanıma sonucu meydana gelir. Küfür ise, küfür olduğu bilinen bir takım inançların kabulü ile gerçekleşir. Ama sonuç olarak ikisi de İslam’ın onaylamadığı Allah’ın razı olmadığı iki kötü ve din dışı davranış ve inançlardır. Allah’a iman ve ibadet etmek için yaratıldığımıza göre her kesin bu iki yanlıştan uzak durması gerekir.
Erkekler ile kadınların yan yana namaz kılması caiz mi?
İster cuma, ister bayram, ister cenaze namazı, isterse başka bir namaz olsun, kadınlar erkeklerle birlikte namaz kıldıkları takdirde, erkeklerin arkasında ayrı ve uygun bir yerde namaza durmaları gerekir. Nitekim Hazreti Peygamber, namaz saflarını önce erkekler, sonra erkek çocuklar en arkada da kadınlar olmak üzere düzenlemiş; “Namazda erkek saflarının en faziletlisi en önde olanı, fazileti en az olanı ise en arkada bulunanıdır. Kadın saflarının en faziletlisi ise en arkada kalanı, en az faziletlisi ise en önde olanıdır” buyurmuştur. Tabii bu şekildeki uygulama, kadınların ikinci sınıf konuma indirgenmesi anlamında olmayıp, herkesin anlayabileceği tabii, fıtri bir takım sebepler yüzünden, hem kadınların hem de erkek cemaatin daha fazla huşu ve sükûn içerisinde namaz kılabilmeleri içindir. Buna göre kadınların erkeklerle aynı safta namaz kılmaları uygun değildir.
Günün Ayeti
Şeytan sizden pek çok milleti kandırıp saptırdı. Hala akıl erdiremiyor musunuz? Yasin 62.
Günün Hadisi
“Allah kulunun bir şey yiyip içmesinden dolayı kendisine hamdetmesinden hoşnut olur.” (Müslim, “Zikir”,89)
Günün Sözü
Ne kadar yaşadığımız değil, nasıl yaşadığımız önemlidir. Bailey
Günün Duası
Allah’ım bugün şerden ve kötülüklerden uzak hayra ve iyiliğe yakın eyle.
Bunları Biliyor muyuz?
Evvabin Namazı Nedir?
Evvabin, tövbe eden, sığınan anlamına gelen evvab kelimesinin çoğuludur. Kur’an’da beş yerde tekil ve bir yerde de çoğul olarak geçen bu kelime ile peygamberlerin ve salih kulların tövbe edip Allah’a yöneldikleri anlatılır. Evvabin namazı ise, tövbe eden ve Allah’a sığınanların namazı demektir. Hz. Peygamber’in, akşam namazından sonra altı rekat namaz kıldığı ve bunu tavsiye ettiği rivayet edilmektedir. (İbn Mace, İkame, 185; Tirmizi, Salat, 202).
Günün Nüktesi
İstanbul’da veli var mıdır?
Devrin padişahı bir gün vezirine sordu: “İstanbul’da veli var mıdır? Vardır şevketli padişahım! Haydi, gidip bir ziyaret edelim. Emredersiniz sultanım! Yanına gideceğimiz bu zatın gerçekten veli olup olmadığını nasıl anlayacağız? Hiç merak buyurmayın, gayet kolaydır” dedi vezir. Padişah ile veziri tebdil-i kıyafet ederek sokağa çıktılar ve kapalı çarşıda bir dükkana girdiler. Vezir selamdan sonra kumaşları görmek istediklerini söyledi ve top top kumaşlar önlerine indirildi. Her birini uzun uzun incelediler. Vezir, bir top kumaşı işaret ederek, “Şundan bana yarım arşın kesebilir misin?” dedi. Dükkan sahibi memnuniyetle müşterilerinin bu arzusunu yerine getirdi. Vezir, “Bu galiba biraz az oldu, yarısı kadar daha kesebilir misin” dedi. Bu arzuları da yerine getirildi. Vezir, başka bir top kumaşı göstererek, “Bu kestiğin parçaları beğenmedim. Şundan yarım arşın kesebilir misin” dedi. Dükkan sahibi, bu teklifi de reddetmedi. Kısacası birçok toplardan böyle yarımşar arşın ve daha az kestirdiler. Sonunda vezir, “Bunların hiçbirisi kesildikten sonra hoşuma gitmedi, almayacağım” diyerek dükkandan çıkmaya davranınca, kumaşçı büyük bir sükunetle, “Fesübhanallah!” diye gülümsedi. Padişah ile veziri bir çok kumaş kestirdikleri halde, hiç birini satın almadan dükkandan çıktılar. Padişah vezirine, “Şu kumaşçı gerçekten de velilerden imiş. Acaba makamı bundan daha yüksek olan başka bir veli var mıdır” dedi. Vezir, “Beli (evet) sultanım vardır” cevabını verdi ve birlikte Sultanahmet’te karpuz satan bir velinin sergisine gittiler. Vezir, karpuz yığınlarının arasına girdi. Rast gele karpuzları almaya, ellerinin arasında sıkıştırmaya, onu bıraktıktan sonra bir başkasını alıp sallamaya başladı. Böylece birkaç karpuz elledikten sonra, karpuzcu hafifçe vezirin omzuna dokundu, “Bana bak efendi” dedi, “Ben, o kumaş satan zat değilim. Verdiğin zararı ödemezsen, ensene öyle bir vururum ki, neye uğradığını anlayamazsın!” Padişah gerek kumaşçının, gerekse karpuzcunun zararlarını ödedi. Saraya dönerken vezirine sordu: “Bunlardan hangisi daha üstündür?” Bu defa da vezir gülümsedi, soruyu şöyle cevaplandırdı: “Yerine göre sultanım dedi. Adam olmaya kabiliyeti ve istidadı olan kimse, kumaşçının eliyle irşad edilir. Düşüncesi kıt, irfanı kısır olan şahıs da karpuzcunun terbiye şekliyle irşad olunur.”