Sayfa Yükleniyor...
Mevlid, Hz. Peygamber ve sahibiler döneminde yoktu. Mevlid okuma alışkanlığı Fatımiler döneminde Peygamberden 600 sene sonra Müslümanlar arasında yayılmaya başlamış, günümüze kadar da İslam dünyasında yaygınlık kazanarak gelmiştir. Peygamberimizin doğumunu anlatan mevlit, önceleri Hz. peygamberin doğum yıldönümünü kutlamak maksadıyla okunurdu. Daha sonra Kadir, Miraç, Regaip gecelerinde veya sünnet ve evlenme gibi merasimler vesilesiyle okunmaya başlanmış ve günümüze kadar da gelmiştir.
Hz. Peygamber’in cenaze namazı neden cemaatle kılınmadı?
Efendimizin cenaze namazı cemaatle kılınmadı. Bunun yerine herkes münferiden tek başına kılmıştır. Hz. Peygamber vefat ettiğinde mübarek bedeni sedirin üzerine konuldu. Cenaze namazı için önce erkekler, sonra kadınlar, en sonra da çocuklar ayrı ayrı gelip namazını kıldılar. Rasulüllah, hayatında olduğu gibi ölümünden sonra da herkesin imamı olduğu için, O’nun cenaze namazında kimse imam olmadı, herkes namazını bireysel olarak eda etti.
Hz. Peygamberin ismi her anıldığında ona salât ve selam getirmek gerekir mi?
Sevgili Peygamberimin adı her anıldığında ona salat ve selam getirmek gerekir. Efendimiz ismi anıldığı halde kendisine salat ve selam getirmeyen kimseyi en cimri insan olarak haber vermektedir. Nitekim bu hususta şöyle buyurmaktadır: “En cimri insan benim adım anıldığında bana Salât-ü Selam getirmeyendir” (Tirmizi, “Daavât,” 110.) Sevgili peygamberimiz, kendisine salât ve selam getiren kimsenin ahiret gününde kendine en yakın olacak kişi olduğunu müjdeler. Nitekim bu hususta da şöyle buyurmaktadır: “Kıyamet günü bana insanların en yakını, bana en çok salâvat okuyandır.” (Tirmizi, “Salât,” 357.) Buna göre, Resul-i Ekrem efendimizin ismi zikredilince, işitilince, ya da okunur, yazılırken efendimize salâvat getirmek gerekir. Bazı âlimlere göre bunu ömürde bir defa yapmak her Müslüman üzerine farzdır.
Hz. Peygambere yapılan sihire binaen hangi sureler indirilmiştir?
Müşrikler ve inanmayanlar Peygamberimizi öldürmek için çok sayıda komplolar ve tuzaklar kurmuştur. Ama hiç birinde muvaffak olamamışlardır. Allah Teâlâ her defasında efendimizi bu komplolardan ve tuzaklardan kurtarmıştır. Bunlar yine Hz. Peygamberi Hayber’de zehirlemek istemişlerdir ama Allah’ın izni ile buna muvaffak olamamışlardır. Hayber günü efendimize yapılan sihir de bu komplolardan birisidir. Her türlü sihir, komplo ve tuzaktan Allah’ın izni ve yardımı ile kurtulan efendimiz bu sihir tuzağından da kurtulmuştur. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de yer alan ve koruyanlar anlamına gelen muavvizeteyn dediğimiz Nas ve Felak sureleri bu tuzak üzerine indirilmiş ve Hz. Peygambere sihiri bozmak için bu sureleri okunması emredilmiştir. Böyle bir olayla karşılaşan kişi bu illetten kurtulmak için bu sureleri okumalı ve Allah’tan yardım ve şifa dilemelidir.
GÜNÜN AYETİ
“Biz, bir imtihan olmak üzere sizi, şer ve hayırlarla sınamaktayız... Ve ancak Bize döndürüleceksiniz sonunda!” Enbiya, 21/35.
GÜNÜN HADİSİ
Zenginlik mal çokluğundan değildir. Ancak gerçek zenginlik gönül ve nefis zenginliğindendir. Müslim, “Zekat,” 120.
GÜNÜN SÖZÜ
Ne etrafınızı kıracak kadar sert, ne de karşınızdakilere cesaret verecek kadar yumuşak olunuz. Sadi
GÜNÜN DUASI
Allah’ım bugün maddi ve manevi hiçbir emeğimizi boşa götürme.
BUNLARI BİLİYOR MUYUZ?
Sebeb-i Nüzûl Nedir?
Kur’an-ı Kerim ayet ve surelerinin nüzul (inme) sebebi demektir.
GÜNÜN NÜKTESİ
Bu soruyu şoförüm bile bilir…
Einstein konferanslarına hep özel şoförü ile gidermiş. Yine bir konferansa gitmek üzere yola çıktıkları bir gün şoförü Einstein’a; “Efendim, uzun zamandır siz konuşmanızı yaparken ben de arka sıralarda oturup sizi dinliyorum ve neredeyse söyleyeceğiniz her şeyi kelimesi kelimesine biliyorum” demiş. Einstein gülümseyerek ona bir teklifte bulunmuş; “Peki, şimdi gideceğimiz yerde beni hiç tanımıyorlar. O halde bugün palto ve şapkalarımızı değiştirelim, benim yerime sen konuş, ben de arka sırada seni dinlerim.” Şoför, gerçekten çok şahane ve başarılı bir konuşma yapmış ve sorulan bütün soruları doğru cevaplamış. Tam yerine oturacağı sırada konu hakkında bilgili, azıcık da ukala bir profesör, o güne kadar konferansta sorulmamış ağır bir fizik sorusu sormuş. Şoför, hiç duraksamadan soruyu soran kişiye dönüp, “Böylesine basit bir soruyu sormanız gerçekten çok garip” demiş. Sonra da salonun arkasında oturan Einstein’ı işaret ederek şöyle devam etmiş: “Şimdi size arka sırada oturan şoförümü çağıracağım ve sorduğunuz soruyu, göreceksiniz, o bile cevaplayacak.”