İslam inancında çocukların bir farkı veya üstünlüğü var mı 

Doç. Dr. Zeki Uyanık

İslam dininde çocuklar arasında kız ve erkek ayırımı yapmak, birini diğerinden üstün tutmak uygun değildir. Çünkü kız evlâdı da, erkek evlâdı da insana veren Allah’tır. Kulun burada hiçbir rolü ve iradesi yoktur. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de: “Göklerin ve yerin mülk ve tasarrufu Allah’ındır. O, dilediğini yaratır. Kimi dilerse, ona kızlar bağışlar, kimi dilerse ona erkekler lütfeder. Yahut (çocukları) erkekler-dişiler olmak üzere çift verir. Kimi de dilerse, onu kısır bırakır. Muhakkak ki, O âlimdir, her şeyi bilir. Kadirdir, her şeye gücü yeter.” (Şûrâ, 42/49.) buyurulmaktadır. Dolayısıyla hiç bir müslüman, çocuğunun erkek olmasıyla övülemeyeceği gibi, kız olmasıyla da yerinemez. Çünkü önemli olan, çocuğun “kız veya erkek” olması değil, “hayırlı bir evlat” olmasıdır. İslamiyet’ten önce Arabistan’da yaygın olan kız çocuklarını diri diri gömme âdeti, İslamiyet’le tamamen ortadan kaldırılmıştır. Allah Kur’an-ı Kerim’de buna dikkat çekmiş kız evlâdının öldürülmesini şiddetle yasaklamıştır.

Kişi abdestsizken Kur’an-ı Kerime dokunmadan Kur’an okuyabilir mi?

Abdest, ibadetleri yerine getirmeyi mubah kılan, kulun bu ibadetlere manen ve ruhen hazırlanmasına ve bu ibadetlerden azami verim elde etmesine yardımcı olan vasıta bir ibadettir. Abdestsiz olan kimsenin Kabeyi tavaf etmesi, Kur’an’a dokunması, onu elle tutması caiz görülmez. Abdestsiz kimsenin Kur’ana bakarak ya da ezberden Kur’an okuması caiz görülmüştür. Ancak mümin’in Kur’an okurken abdestli olması, hatta hayatının her safhasında abdestli gezmesi hem Kur’an’ın bereketinden istifade etmesi, hem de maddeten ve ruhen kötülüklerden arınıp, yapmış olduğu güzel amellerden azami ölçüde verim elde etmesi açısından önemlidir. Aynı şekilde televizyonda ya da bilgisayarda Kur’an okuyan programları takip eden kimse, takip ettiği yerleri sessizce tekrarlıyorsa, Kur’an okumuş gibi olur bunun için de abdestli olması gerekmez. Çünkü Kur’an-ı Kerime dokunmamış olmaktadır.
İmanın bazı şartlarına inanmamak caiz mi?
“İman tecezzi kabul etmez”. Yani, iman hakikatleri bir bütündür. İmanın altı esasından birine iman etmemek insanı dinden çıkarmaya yeter. Allah’a inanan bir mümin O’nun kitabı olan Kur’an’a da iman edecektir ki Rabbini hak bir itikat üzere bilebilsin. İnsan aklı ancak kendisini ve bu alemi bir yaratanın olduğunu bilebilir, ama onun sıfatlarını, fiillerini, isimlerini, emir ve yasaklarını, ebed yurdunu, cennetin yollarını, Allah bildirmedikçe bilemez. O halde Allah’a ve Kur’an’a imanın birbirinden ayrı düşünülmesi kabil değil. Kur’an’a inanan insan, Peygamberimizin risaletine ve vahiy meleği Cebrail’e de inanma durumundadır. Bu ise peygamberlere ve meleklere imanın ilk ve en büyük adımıdır. Kur’an’a ve peygambere inanan bir insan ise Kur’an’ın bildirdiği ve Allah Resulünün öğrettiği bütün hakikatlere inanır ve bütün ibadetlere sarılır. Onun için İman bir bütün olduğu için inanmış sayılmak için imanın bütün esaslarını kabul etmek ve iman etmek gerekir.

Günün Ayeti 

Ey iman edenler! Zannın birçoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. 
Hucurât, 49/12. 

Günün Hadisi

“Hayâ ancak hayır kazandırır.”
Buhârî, “Edeb”, 77.

Günün Sözü

Bir insanın taşıdığı ahlak, sırtında taşıdığı elbiseden daha önemlidir.
Mevlana 

Günün Duası

Allah’ım bugün beni olaylara ve kişilere karşı sabırlı eyle.

Bunları biliyor muyuz?

Hadîs-i Mütevâtir nedir?
Bir çok Sahabenin Peygamber efendimizden ve başka bir çok kimsenin de bunlardan işittiği ve kitâba yazılıncaya kadar, böyle pek çok kimsenin haber verdiği hadîs-i şerîfler. Mütevâtir hadîsleri rivâyet edenlerin yalan üzerinde sözbirliği yapmaları mümkün değildir.

Günün Nüktesi

Cehennem Ateşinden Koruyan Amel…
Adiy bin Hatim şöyle anlatır:
“Allah Resulü bir gün:
«‒Kendinizi Cehennem ateşinden koruyunuz!» buyurdular ve mübarek yüzlerini çevirip kendilerini geri çektiler... Bunu üç defa tekrarladılar.
Sonra şöyle buyurdular:
«‒Bir hurmanın yarısıyla bile olsa kendinizi Cehennem ateşinden koruyunuz!
Bunu da bulamayan, güzel bir sözle kendini ateşten korusun!»“
 (Buhârî, “Rikak”, 49.)