Cenaze kefenlenince tekrar açıp yüzünü ailesine göstermek caiz midir?

Doç. Dr. Zeki Uyanık

Cenaze yıkanıp kefenlendikten sonra yüzünün açılarak yakınlarına veya dostlarına son kez göstermede, dokunmada ya da onu öpmelerinde bir sakınca yoktur. Nitekim Hz. Peygamber’in oğlu İbrahim vefat ettiğinde böyle yaptığı bilinmektedir. Aynı şekilde Hz. Peygamber Efendimiz vefat ettiğinde Hz. Ebû Bekir’in de onun yüzünden örtüyü kaldırdığı, sonra da üzerine kapanıp, iki kaşının arasını hürmetle öptüğü ve ağlamağa başladığı hadis kaynaklarında nakledilmektedir (Ebû Dâvud, “Cenaiz”, 3163). Ancak vefat eden kişi kadın ise, kadın cenazenin yüzüne mahremi olan erkeklerle, kadınların bakmaları caizdir. Fakat mahremi olmayan erkeklerin herhangi bir zaruret bulunmadıkça kadın cenazenin yüzünü açıp mekruhtur.

Haram olan bir iş üzerine yemin etmek caiz mi?

Bir kimsenin günah olan bir şey üzerine yemin etmesi dinen doğru bir söz değildir. Mesela: “Vallahi kardeşimle konuşmayacağım” veya “vallahi içki içeceğim” gibi sözlerle yemin etmek dinen doğru değildir. Çünkü bunlar dinen haram ve yasak olan işlerdir. Müslüman’ın da haram işlemesi dinen uygun değildir. Bu fiiller haram olduğundan böyle günah üzerine yemin eden kimsenin yeminini bozması, sonra keffaret vermesi gerekir.

Yemin bozulduğunda herkes aynı kefareti mi öder?

Yemin eden kişinin genç-yaşlı, fakir-zengin olması neticeyi değiştirmez. Bir yemin edilmiş ise ve bu yemin bozulmuşsa onun kefaretini yerine getirmek gerekir. Bu kefareti yerine getirecek kişinin de genç-yaşlı, kadın-erkek, fakir ya da zengin olması bir şey değiştirmez. Ancak bu kefaretin bir sıralaması vardır. Kişi gücüne göre o sıralamayı yerine getirecektir. Yemin kefaretindeki sıralama da şöyledir: “köle azad etme, güç yoksa 10 fakiri yedirme yoksa giydirme bu güç de yoksa 3 gün oruç tutmak. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de bu hususta şöyle buyurulmaktadır: “Allah sizi kasıtsız olarak yaptığınız yeminlerden ötürü sorumlu tutmaz, fakat bilerek ettiğiniz yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Bunun da kefâreti, ailenize yedirdiğinizin ortalama seviyesinden on fakire yedirmek yahut onları giydirmek ya da bir köle âzat etmektir. Buna imkânı olmayan ise üç gün oruç tutmalıdır. Yemin ettiğinizde (bozarsanız) yeminlerinizin kefâreti işte budur. Yeminlerinize bağlı kalın. Allah âyetlerini sizin için bu şekilde açıklıyor ki şükredesiniz.” (Maide, 5/89) Eğer yemin eden kişi köle azat etme, on fakiri sabah akşam yedirme ya da giydirme gücüne haiz değilse o zaman yeminine kefaret olarak üç gün oruç tutar. Kişinin maddi gücüne göre bu sıralamaya uyması gerekir.

İslam dininde kaç çeşit ibadet vardır?

İslam’da ibadetler üç kısma ayrılmaktadır. 
1– Beden ile Yapılan İbadetler: Namaz kılmak, oruç tutmak gibi. 
Beden ile yapılan ibadetleri her Müslümanın kendisi yapması gerekir. Başkasını vekil etmesi caiz değildir. Bir kimse başkasının yerine namaz kılamaz, oruç tutamaz. 
2– Mal ile Yapılan İbadetler: Zekât vermek ve kurban kesmek gibi. 
Bir kimse mal ile yapılan ibadetlerde başkasını vekil edebilir. 
3– Hem Mal, Hem de Beden ile Yapılan İbadet: Hac vazifesi böyle bir ibadettir. 
Parası olduğu halde hacca gidemeyecek derecede sakat, hasta ve çok yaşlı kimseler, kendi yerine bir başkasını bedel olarak hacca gönderebilirler. 
Günün Ayeti
“Birtakım insanlar vardır ki ne ticaret ne de alışveriş onları, Allah’ı anmaktan, namazı kılmaktan ve zekâtı vermekten alıkoymaz. Onlar kalplerin ve gözlerin allak bullak olacağı bir günden (ahiretten) korkarlar.” 
(Nur, 24/37)

Günün Hadisi

İyiliği tavsiye etmek sadakadır, kötülükten sakındırmak sadakadır.
Buhârî “Sulh”, 11.

Günün Sözü

Şikâyet ettiğiniz yaşam, belki de başkasının hayalidir.
Tolstoy

Günün Duası

Allah’ım dünyamızı ve ahretimizi kaybettirecek insanlardan ve işlerden bizi uzak eyle.

Bunları biliyor muyuz?
Ahseni Takvim Nedir?

Allah tarafından insana verilen en güzel şekil, yaratılışındaki fiziksel ve manevi güzellik demektir

Günün Nüktesi

Hangi mü’min?
Abdullah İbni Ömer diyor ki:
Bir gün Resûl-i Ekrem’in yanında bulunuyordum. Ensardan bir adam gelip selâm verdikten sonra:
- Yâ Resûlallah! Hangi mü’min daha faziletlidir? diye sordu.
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem de:
- “Ahlâkı en iyi olan mü’min”, diye cevap verdi.
O zât yine:
- Yâ Resûlallah! Hangi mü’min daha zekidir? diye sorunca:
- “Ölümü en çok hatırlayıp ölümden sonrası için en iyi hazırlık yapanlar zeki adamlardır” buyurdu.
 (İbni Mâce, Zühd 31).