İhtiyaç Sahibine Verilen Para Adanan Adak’ın Yerine Geçer Mi?
- Oluşturulma Tarihi : 27.11.2025 08:43
- Güncelleme Tarihi : 27.11.2025 08:43
Adak, kişinin bir ibadeti yapacağına dair Allah’a söz vererek üzerine borç kılması anlamına geldiğinden, bu borçtan kurtulması için adağını yerine getirmesi gerekir. Bundan dolayı kurban keseceğine dair adakta bulanan kişi, ancak kurban kesmek suretiyle adağını yerine getirmiş olur.
Bu itibarla, adak kurbanını kesmek yerine, parasını fakirlere vermek ya da ayni yardımda bulunmakla bu adak yerine getirilmiş olamaz. Adak kurbanı yerine para veren kişi adağı yerini bulmadığı için yeniden bir adak kurbanı kesmesi gerekir.
Torun dedenin adak etinden yiyebilir mi?
Adak yapan kimse, adadığı hayvanın etinden yiyemez. Etin tamamını dağıtması gerekir. Şayet bir miktar yemiş olursa, yediği etin kıymetini fakirlere para olarak vermesi gerekir
Adak yapan, adadığı hayvanın etini, fakir olsalar bile, usul ve füruna ve geçimi üzerine bağlanmış bulunanlara yediremez. Usul, ana ve baba tarafından yükselen soya denir. Füru, evlatlardan aşağı inen soylara denir. Buna göre torun kişinin alt soyu olduğundan yani füru olduğundan adadığı adak etinden yiyemez.
Sandalyede namaz kılan kişi önüne seccade koyması gerekir mi?
Sandalyede namaz kılan kişinin önüne seccade koyması gerekmez. Namaz kılarken kişinin önüne seccade koyması daha temiz bir şeyin üzerinde namaz kılma ihtiyacından kaynaklanır. Namaz kılınan yerde necaset olmaması gerekir. Bununla birlikte seccade namazın farz ya da sünneti de değildir. Dolayısıyla konulmamasında herhangi bir sakınca yoktur.
Ölünün borçları dinen nasıl ödenir?
Dinen insanın borcu ikiye ayrılmaktadır. Allah’a karşı borçlar, kullara karşı olan borçlar. Bir kimse, üzerinde mesela oruç borcu olduğu halde vefat etmişse bu onun için Allah’a karşı bir borçtur. Kişi hayattayken bu oruçlarını tutmaktan aciz kalmış ise orucunun borcunu fidye vererek ödemelidir. Ödeyememiş ise o zaman mirasından ödemeleri için mirasçılarına vasiyet etmelidir. Aynı şekilde zekat, keffaret gibi borçları için de vasiyet ederse varisleri bunu bıraktığı mirasın üçte birinden yerine getirmek zorundadırlar. Vasiyet etmemesi halinde ise varisler dilerlerse onun borcunu ödeyebilirler.
Borç Allaha karşı değil de kullara karşı ise o zaman bu borcu kişi ya ödemeli ya da helalık almalıdır. Zira dinimizde insanların kul haklarına saygılı olunması emredilmiş; kul hakkı ihlalinin, hakkı ihlal edilen affetmedikçe, kimse tarafından affedilemeyeceği belirtilmiştir. Nitekim Veda Hutbesinde efendimiz: “Ey insanlar! Sizin canlarınız, mallarınız ırz ve namuslarınız, rabbinize kavuşuncaya kadar birbirinize haramdır (dokunulmazdır)” (Buhari, Hac, 132) buyurmuştur. Bu yüzden ölen kişinin borçları varsa, techiz ve tekfinden sonra kalan malının tamamından borçları ödenir. Kalan miras borçların tamamını ödemeye yetmiyorsa, bu terikenin tamamı borçlar oranında alacaklılara bölüştürülür.
Günün Ayeti
“Ey iman edenler! doğru söz söyleyin.”
Ahzab 33/70.
Günün Hadisi
Mü’min Mü’minin aynasıdır, Mü’min Mü’minin kardeşidir, Malını o yokken korur, kötülüklere karşı etrafını çevirir, onun üzerinde bir şey gördüğünde onu alır, atar, Mü’minin Mü’min kardeşiyle durumu, birbirini yıkayan, temizleyen iki el gibidir”
Tirmizi, 'Bir', 18.
Günün Sözü
“Akıl yaşta değil baştadır; ama aklı başa yaş getirir.”
Cenap Şehabeddin
Günün Duası
Allah’ım bizi hiçbir zaman hiçbir konuda nefisimize ve şeytana uydurma.
Bunları biliyor muyuz?
Halvethane Nedir?
Tasavvuf yolunda olgunlaşmak ve ilerlemek için belli bir müddet kendi hâlinde yalnız kalınan ve ibadetle vakit geçirilen yer demektir.
Günün Nüktesi
Kulun Rabbine Manen Yakınlaşması…
Ebû Hüreyre’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah “Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur” dedi:
“Her kim bir dostuma düşmanlık ederse, ben ona karşı harb ilân ederim.
Kulum, kendisine emrettiğim farzlardan daha sevimli herhangi bir şeyle manen bana yakınlık sağlayamaz. Kulum bana (farzlara ilâveten işlediği) nâfile ibadetlerle durmadan manen yaklaşır; nihâyet ben onu severim. Kulumu sevince de (âdeta) ben onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli ve yürüyen ayağı olurum. Benden ne isterse, onu mutlaka veririm, bana sığınırsa, onu korurum.”
Buhari, “Rikak,” 38.